"Düşcü amca düşlerini pırıl pırıl yıkamış, kurulamış, saçlarını taramıştı. Onları özenle dizdi raflara. Bu işi büyük bir dikkatle yaptı. Düşçü amca, bu rafları her gün siler. Bir tek toz zerresi bile bulamazsınız. Öyle iyi bakar ki düşlerine, çocukları gibi. Bu şehrin en taze düşlerini o satar. Düşçü amcanın düşleri mis gibi kokar." (s.9)Rüya desen değil, kurgu desen değil, gezi kitabı desen değil, müzik eleştirisi desen değil, edebiyat yolculuğu desen değil, aşk romanı desen o hiç değil...
Enteresan bir kurgusu var, genelde müzik yazılarıyla tanınan Özlem Kumrular'ın kitabının. Kurguyla ve gerçeklikle oynadığı oyunların yanında, sözcüklerle de öyle güzel oynuyor ki...
"Alışmıştım zaten, hep zaplanan kanaldım ben, ileri sarılan bir şarkı, naftalinlenen kazak." (s.143)
"Aşk da gitar anfisi gibi bir şey. Çift girişli olunca çabuk bozuluyor." (s. 309)
"Keşke insanın kötü günleri için bir joker bulunsaydı." (s. 322)
Her bünyeye hitap edebilecek bir kitap değil bu. İç içe geçmiş düşsel öykülerle ve belirsizlik kavramıyla bezeli eğlenceli bir kitap olduğu söylenebilir daha çok. Kendi halinde düşleriyle yaşayan bir kızın düşleriyle hora tepmesi.
"Hayallerini kendileri yaratamayanlar, diğer hayallere aldanırlar." (s.316)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder