House M.D.House, drama ve hastane dizisi değil aslında. Direk komedi kategorisine ekleyebilirim. Hiçbir dizide bu kadar çok gülmediğimi sandığım anlar oluyor izlerken. Dr. House'ın sinir bozucu ve alaycı tavırlarının yanında lafı gediğine koyan komik diyalogları beni benden alıyor. 3. sezonda House'ı kodese tıkmayı kafasına takmış polis diziye ivme kaybettirse de, 4. sezonda House'ın yeni ekibini kurma çalışmaları ve oynadığı oyunlar, kısa bir sezon olmasına rağmen en beğenilen sezonlardan biri haline getirdi 4. sezonu. Ters köşeye yatıran Amber faktörü ve sezonun son iki bölümü ise tek kelimeyle mükemmeldi. Bu sonbaharda yayınlanan 5. sezonun da pek iç açıcı olduğunu söyleyemeyeceğim. Cuddy-House yakınlaşması gittikçe saçma bir hal alıyor. Bu zamana kadar aklınız nerdeydi demeden geçemeyeceğim. House'ın seçtiği yeni ekibi de sevemedim.Erkek karakterlerin hiç öyle ilgi çekici yanları yok. Cameron'ın da insancıl yanını, Thirteen kişisinin bir işe yaramadığı halde kendini beğenmiş edalarla ortalarda gezinmesine tercih ederim. Hele Foreman ve Thirteen yakınlaşması nereden çıktı. Yeni bir Grey's Anatomy'ye ihtiyacımız yok. Ayrıca Miss Cameron, saçınızı derhal eski kahverengi haline döndürünüz. House'ın da dediği gibi, "You look like a whore!".
Nip Tuck"Bir dizi daha ne kadar saçmalayabilir" temalı yazılara konu olabilecek bir 5. sezon izledik Nip Tuck'ta. Cesur ve Güzel'lere, Yalan Rüzgarları'na taş çıkaracak bir ilişkiler yumağı haline gelse de, bağımlı yapıyor insanı ve bırakmak mümkün olmuyor. Hollywood'a taşınan plastik cerrahların egolarının karşı karşıya geldiği, entrikaların gırla gittiği, hiçkimsenin bildiğimiz gibi olmadığı garip bir sezondu. Dr. Troy kadınlarla maceralara girişmekten başka şeylerle uğraşmak zorunda kalırken, sezonun bu seferki yıldızı Dr. McNamarra idi. Oğlundan zaten nefret ediyoruz da, asıl kızın elden gidiyor gibi Sean. Eden kişisi de ayrı bir nefret unsuru.
Gossip GirlYüksek sosyete gençlerinin entrikalarının konu edildiği bir diziye merak duyacağım hiç aklıma gelmezdi. Hızlı bir kurgusu var belki ondan, ortamlar pek bi renkli belki ondan, entrikalar ve ilişkiler pek bi oyalayıcı belki de ondan. Bence hiçbir özelliği olmayan yapay sarışın Serena ile özenti Little J'den zerre hazetmiyorum. Blair'in cadılığına ve zekasına ise bayılıyorum. Keira Knightley'e benzetiyorum kızın tipini biraz. Sonradan gelen Brooklyn kızı Vanessa da fena değil, şimdilik sağlam görünüyor. Erkek karakterler açısından ise pek bi şikayetim yok :p
devam edecek...
5 yorum:
House'u denk geldikçe izliyorum, Nip Tuck'ı için kaldırmıyor, Gossip Girl'ü ise gördüm mü yapışıyorum. Blair şurda olsa tokat manyağı yaparım ama insan kendisine benzeyenleri ya çok sever ya da nefret edermiş zaten :p
House'un 5. sezonundan ben de çok memnun değilim. Sezon başlarında Wilson-House olayları gayet hoştu, Cuddy'yi de sever(d)im, Huddy olayına da destektim falan da Cuddy sürpriz yumurta gibi vaka çözmeye başlayınca, ekip ortalarda olmayınca, 13 ile Foreman arasında gereksizce bi Grey's Anatomy havası yaratılmaya çalışıldıkça soğudum diziden biraz. Gidiim 4. sezonu izliim ben en iyisi :)
Gossip Girl'e gelince forever Chuck :) Blair'i de seviyorum, Serena'ya ve aksanına gıccık oluyorum, epi topu 3 bölüm izledim ama yorum yapmadan geçemedim :)
La Santa Roja: Nip Tuck'ın ameliyatlı bölümlerine ben de katlanamıyorum. ama başladık bi kere diziye. Blair benzerliği ilgimi çekti ayrıca :p
Ludmilla: House'ı az çekiştirmedik. Buraya yazdıklarım seni şaşırtmamıştır sanırım :)
bence de forever Chuck ayrıca :p
Güzel derleme olmuş Sera. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum :)
sağolasın :)
Yorum Gönder