
Aslında buraya Orhan Pamuk günlüğü yazmayı düşünüyordum kendimce. Fakat Masumiyet Müzesi'ni elime alıp, 50 küsür sayfa kadar okuyup da bir kızdım bir kızdım ki bu konudaki en iyi çözümün kendimi tutup susmak olduğuna karar verdim. Yoksa dilimden ve buraya yazan parmaklarımdan bir kaza çıkabilirdi. Yalnızca zengin-fakir aşkı ve yüzeysellikler serisi de değildi beni sinirlendiren. Vakti zamanında Kara Kitap, Yeni Hayat ve İstanbul üçlüsünü baştacı ettikten, hadi bunları da geçtim Benim Adım Kırmızı'yı "zekice olay örgüsüne sahip bir betimleme şaheseri" olarak tanımladıktan ve Sessiz Ev'i de bir türlü çıkış yolu bulamayan karakterlerine rağmen sevdikten sonra Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk'tan beklediğim en son şeydi.
Beni sakinleştiren kitap Fowles'ın Büyücü'sü oldu. Artık sevdiğim yazarlara inancım tam olmasın mı, ne yapsam ne etsem derken Fowles imdadıma yetişti. Bu yazıyı yazarken de ben hala kitapta geçen Yunan adasındaki "zavallı" genç adamın akıbetini merak ededurayım (evet zavallı kelimesi tırnak içine alınmalı ki kitabı okuyan arkadaşlara selam olsun) ve 700 küsür sayfaya yakın kitabın 500'lü sayfalarından birindeki çok pis bir an'da kalakalayım, önümüzdeki zamanlarda okumayı planladığım kitapların fotoğrafını çekip buraya eklemeye karar verdim. Büyücü'den sonra beni kolay kolay keseceğini sanmıyorum başka hiçbir kitabın ama...
İlk önce yine Fowles'ın Abanoz Kule'sine dalarım büyük bir ihtimalle. Bazen bir okuma sıralaması yaparım ama son birkaç aydır o an canım hangisini isterse onu seçip okuyorum.
Ayrıntı Yayınlarının indirim kampanyasından seçtiklerim de aşağıdaki fotolarda sıralanıyor:
Yer kalmadı odamda, merdivenlere dizdim aslında ben de yeni kitapları Paul Auster misali.
16 yorum:
Guliver'le Metroland hariç aldım ben de hepsini :P
Böyle fotoğrafını çekip koyman iyi oldu, yoksa uzun zaman senden yeni bir yazı gelmeyecekti sanırım- en azından Büyücü'yü bitirene kadar-
Ben üşeniyorum çektiklerimi koymaya,Cortazar'lı Llosa'lı, Fuentes'li, Bolano'lu listemi koyacaktım yoksa. Başka da çekmiyorum zaten aldıklarım sığmaz, okumayı bekleyenler için 10 tane çekmem gerekir en az. Yine dayanamayıp 2 kitap aldım bugün mesela. :) Öyle işte.
Evet fotoğraflarını çekip yollamak daha pratik geldi. Pauline Melville'i eklemeyi unutmuşum Ayrıntıdakilerin arasına.
Büyücü'yü bitirince de hakkında hemen yazı yazmayı başarabilecek miyim bilmiyorum. Hani okurken insanın ellerinin ve ruhunun aynı anda titrediği kitaplar vardır. Bu da öyle bir kitap. :)
Büyücü'yü hemen edinmeli. Zaten merak ediyordum şimdi daha da çok... Şu odamdaki kitap dağını bir bitirsem :)
ilaç gibi gelen bi post. <3
aydan atlayan kedi: büyücü çok ama çok sarsıcı. bitince daha da allak bullak olacağım sanırım.
lÂ: herhangi yazdığım bir şeyin ilaç gibi gelmesi falan... çok mutlu etti beni :*
Boyle ustuste dizilmis bir suru guzel kitap gormek nedense bende bir huzur ve mutluluk yaratiyor :)
Turkiye'den Vedat Turkali'nin son kitabi yolda, ama Buyucu'yu de siparis burdan vereyim en iyisi :)
Super bir liste olmus valla, temiz hava gibi.
kitapların fotoğraflarını çekmeye bayılıyorum. bıraksam bütün fotoğraf sitelerini kitap fotoğraflarıyla donatırım ama bunda da tutuyorum kendimi :)
Büyücü mutlaka okunmalı dediklerimden.
masumiyet müzesi ve diğer kitaplar için -hele hele kara kitap için- tamamen aynı şeyleri düşünüyorum.
bu arada metroland'i bundan 10 sene önce falan okumuştum sanırım ve hala arada göz atarım. julian barnes ve paul auster'in tarzlarını -aslında hiç benzememesine rağmen- benzetirim, nedenini ben de bilmiyorum :S
teşekkürler, güzel yazıların için :)
ben teşekkür ederim :)
julian barnes'a ne zaman sıra gelir bilmiyorum. ama yazıda da dediğim gibi, ne okuyacağıma önceden karar vermiyorum. o yüzden yakın zamanda da okuyabilirim daha ileride de.
Büyücü'yü çok sık duyar oldum. Sizden sonra da artık okumak farz oldu.
Ludmilla'ya bir kere daha teşekkür, İdefiks'teki Ayrıntı Yayınları'nın kampanyasını yazdığı için...
Julian Barnes - Flaubert'in Papağanı. Bence seversiniz ;)
Ama eğer kabul ederseniz, James Agee'nin "Ailede Bir Ölüm"ü ile başlayın derim.
Selamlar,
Not: Blogun yeni görünümü güzel olmuş...
teşekkür ederim. düğme koleksiyonu yapan biri için tartışmasız bir blog teması sanırım :)
Flaubert'in Papağanı nicedir aklımda. Hatta kitap yeni çıktığında, o zamanlar sıkça takip ettiğim Radikalin Kitap ekindeki yazıdan sonra daha da meraklanmıştım ama hala okuyamadım. Metroland'le başlayacağım Julian Barnes'a. James Agee tavsiyesini de bi kenara yazdım.
evdeyken siparis ettiğim kitaplar geldiğinde sebepsizce sevinirdim.şimdi böyle üste üste dizilmiş okunmayı bekleyen kitaplarını görünce,seni cidden kıskandım.çünkü benim bir süredir pek az vaktim oluyor alan dışı okumalara-onlarda zaten almanca.ve okunmadan geçen zamanlarda yaşanan vicdan sızılırada sanırım bütün kitap kurtlarında benzerdir.
okumadan ya da okuyamadan geçen zamanlarda hep bir şeyler eksik kalıyor. bunu en iyi kitap kurtları bilir dediğin gibi.
Bu arada Atilla Bey, Tomris Uyar çevirisi önermeniz gözümüzden kaçmadı. :P
Barnes bir röportajında artık Flaubert'in Papağanı ile anılmaktan bıktığını söylemişti, ben de yeni kitabını aldım onun, Arthur&George, bakalım nasıl çıkacak?
Bende de var bu hastalık, okudukça yenisini al değil mi? I-ıhh beğendiğimi, merak ettiğimi alıyorum illa bir gün okunur diye. Kitaplarıma ömrüm yetecek mi bakalım :)
inşallah hepimizin ömrü yeter istediğimiz kitapları okumaya :)
Yorum Gönder