Salı, Kasım 17, 2009

dolandırıcılık üzerine

Dolandırıcılık üzerine biri yeni -2008 yapımı- diğeri 1973 yapımı bir klasik olmak üzere iki film izledim geçenlerde. Brothers Bloom'un konusunu üç aşağı beş yukarı biliyordum ama Paper Moon'a ilişkin tek bildiğim sürekli didişen bir adamla çocuğun ana karakterler olduğu ve bir yol filmi olarak mutlaka izlenmesi gereken şahane bir klasik olduğuydu. Film izlemeden önce o filmin konusuyla ilgili çok fazla şey bilmek istemem doğrusu. Kısaca asıl anlatmak istediğim, iki filmin de dolandırıcılık üzerine olduğunu bilmeksizin ve Brothers Bloom'un yönetmeni Rian Johnson'ın Paper Moon'dan ilham aldığını öğrenmeden önce tesadüf eseri art arda izlediğimdir.

Brothers Bloom kendine özgü bir anlatımı ve renkleri olan aşk soslu bir dolandırıcılık öyküsü anlatıyor. Dolandırıcı kardeşlerin bu işe nasıl başladığını gösteren açılış sahnelerinin ardından iki kardeş arasındaki farklılıklar ve anlaşmazlıklar, onun ardından ise son bir kez dolandırıcılık yapma kararı alan kardeşlerin zengin, çok yönlü, asosyal ve şirinler şirinesi bir Rachel Weisz'ı dolandırma işine girmeleri, ardından bu dolandırıcı kardeşlerin gönülsüz olanı her zamanki melul haliyle Adrien Brody'nin aşk rüzgarına kapılması ve tüm bunların ardından gelen sürprizli ve oldukça akıcı ilerleyen bir film. Çok öyle başyapıt mertebesinde değerlendirilecek bir film olduğunu söyleyemeyiz Brothers Bloom'un. Ne var ki, Brick'ten tanıyabileceğimiz Rian Johnson'ın burada da kendine has naif bir dünya kurması ve filmi birbirinden hoş ayrıntılarla süslemesiyle filmin beğenimi kazandığını söyleyebilirim. Brick lisede geçen ve yine tamamen kendine özgü bir dünyası olan kasvetli bir kara film denemesiydi ve başroldeki Joseph Gordon Levitz'i bize tanıtan filmlerden biriydi (diğeri oyuncunun kimi zaman insanüstü bir şekilde oynadığını iddia edebileceğimiz Mysterious Skin'di). Brothers Bloom'un da yine kendine has bir dokusu var ve bu kez melankolik değil kimi zaman naif kimi zaman tebessüm ettiren bir film çekmiş Rian Johnson ve takibe alınası yönetmenlerden olacak gibi göründüğü sonucuna ulaşabiliriz buradan.

Oldukça sıkıcı ve yalnız bir hayatı olan Penelope'nin hayatı Bloom kardeşlerle tanışmasıyla değişiyor ve macera da başlamış oluyor. Filmde yer alan aşk hikayesinin klişeye davetiye çıkardığını söyleyecekler olabilir fakat filmin kendine özgü dünyası içinde sırıtmayan bir naif öykü sağlanmış oluyor böylece. Mark Ruffalo'nun oynadığı cin kardeşin sürprizleriyle biraz kaçığımsı Japon ortakları Bang Bang'in patlayıcıları (Babil'den tanıyabileceğimiz Rinko Kikuchi) filmi şenlendiren diğer unsurlar. Bana göre filmin esas yıldızı ise Rachel Weisz, ki kendisi birkaç saniyelik sahneler için piyano çalmaktan paten kaymaya birçok şey öğrenmiş rolü için.

Şahane klasik Paper Moon'a gelecek olursak, filmi izlemeyenlerin çok şey kaybedeceğini söyleyebiliriz öncelikle. İncil satarak insanları dolandıran ve "kazıklayan" Moses ile annesinin ölümünden sonra yalnız kalan küçük kızın yol öyküsünün ardından gelen birçok filmi etkilediğini anlıyoruz izlerken.

Zoraki ortaklar filmlerinin en güzellerinden olmasının yanısıra, izlediğim en keyifli dolandırıcılık ve yol öykülerinden biriydi Paper Moon. Moses'ın beraber yola çıkmak zorunda kaldığı küçük kız ise sürprizlerle dolu. Ryan O'Neal'ın kızı Tatum O'Neal'la birlikte rol aldığı filmde, Tatum O'Neal'ın oscarla da ödüllendirilen o kızgın ve sevimli, dikbaşlı ve cingöz karakterinin göründüğü her sahnede ardından neler geleceğini merakla bekliyoruz.

Bir yol filmi olarak iki karakterin geçtiği o tozlu Amerikan kasabaları, karşılaştıkları insanlar, yedikleri naneler sonuna kadar keyifle izleniyor. Filmin gizli teması olan "sevginin" gözümüze gözümüze sokulmaması ve hiçbir şekilde duygu sömürüsüne meydan vermemesi de bana göre yönetmen Peter Bogdanovich'in en önemli başarısı.

4 yorum:

Porco Rosso dedi ki...

darrjeeling limited'a benzeyecekti. iyi oldu benzemediği.
ama filmin girişindeki hızını tüm filme yansıtamaması en önemli eksiği.

artılara geçersek. filmin başındaki göndermeler silsilesi, eleştiriler üst düzey. filmin belli bir seviyede sinema, edebiyat, dünya tarihi ve genel kültür sahibi olanlar için daha tatlı gelecektir.

rachel weisz benim için kocama bir artı. mark rufolo ve andryn broody cabası.

eğlenceli ve "perfect con" takıntılı filmler arasında iyi bir yerde. tabi yol filmi olarak düşünüleibilir. biraz da romantik komedi.

Sera dedi ki...

ben de başta aynen darjeeling limited'a benzeyecek sandım ama bence de iyi ki benzemedi çünkü o filmi hiç sevmemiştim.

Filmin akışı ilk yarıda daha hızlıydı, sonradan kardeşlerin bir parça durulmasıyla filmin akışı da yavaşladı. yine de kendini merakla izletmeyi bilen bir yönetmen Rian Johnson. Ayrıca Rachel Weisz'ın olduğu neredeyse her filmi sevdiğimi fark ettim.

Günün Notları dedi ki...

Paper Moon, gerçekten muhteşem bir filmdir. Tatum O'Neal'in -bana hala borçlusun" dediği sahneye bitmiştim. O nasıl bir ifadeydi öyle :)

Sera dedi ki...

tekrar izleyesim var benim de :)