Distopya deyince akan sular duruyorsa alır okursun. Özellikle de, Orwell, Huxley, Le Guin'i etkileyediği söylenen bir yazar ve kitapsa söz konusu olan, bağrına basman kaçınılmazdır. Huxley okumadım henüz, fırsat kolluyorum Cesur Yeni Dünya'yı okumak için ama George Orwell'in yerinin hep ayrı olduğu ve olacağı düşünüldüğünde, Ursula Le Guin'i de dönem dönem okumayı sevdiğime göre, Yevgeni Zamyatin'e kayıtsız kalmam ayıp olacaktı."Biz" cennet gibi sunulan bir aynılık içerisinde herkesin aynı mantık çerçevesinde dönüp durduğu, insanların mekanik ve robotize bir yaşam sürdüğü, farklı ve "çatlak" seslerin anında susturulduğu, benlik kavramının silinip her bireyin çarkın bir parçası olmak için var olduğu, insanların isimlerle değil sayılarla adlandırılığı bir kuklalar dünyası anlatan karşı ütopya. Zamyatin'in kitabı yazdığı dönem ve koşullarla hayat hikayesi incelenecek olursa daha da anlam kazanacak bir roman Biz ve Rusya'da uzun süre yasaklı olduğunu öğrenince şaşırmıyor insan. Özgürlük ve devrim kavramlarının hep bir tartışma konusu, hiç bitmeyecek bir mücadele olduğu sonucuna varan yazar ancak hayalperestlerle asi ruhların yaşamın hakkını verdiğini söyleyerek canımızı acıtıyor tıpkı Orwell gibi ve kaçınılmaz 1984 karşılaştırmasına götürüyor okurları. Kendi adıma 1984 kadar içimi yakmadı Zamyatin'in romanı ama ramak kaldığını söyleyebilirim. Anlatıcının günlükleriyle ilerleyen romanda, anlatıcı D-503'ün muhalif bir kadına olan hislerinin de etkisiyle düştüğü ikilemler ve diktatörlük denilen tek dişi kalmış canavarın insan ruhlarında yarattığı tahribat gözler önüne seriliyor.
Yevgeni Zamyatin'in Biz romanı bir sosyalizm eleştirisi gibi de yorumlanabilir, diktatörlük eleştirisi şeklinde de. Kendi açımdan ve içselleştirme kapasitesi adına her türlü diktatörlüğün edebiyata yansıması olarak görüyorum distopya romanlarını ve kayıtsız kalamıyorum.
5 yorum:
Biz, başucu kitabım.
Distopyaya hem sinema da hem de edebiyatta bayılırım , bu yazınızı görünce edebiyat ve distopya yazısının yanına eklemem gereken sinema ve distopya konusunu hala yazmadığım geldi aklıma,
Hatırlatma için sağolun.
bekliyorum bu konudaki yazınızı. :)
Şahsen 1984'den de Cesur Yeni Dünya'dan da daha fazla beğendiğim kitap. Distopya türünün zirve noktası bana göre. Yavaş bir okuma hızlı bir son vaad ediyor.
benim için hayal kırıklığı olmuştu.her ne kadar adını hatırlamadığım hatun karakteri ilgi çekici olsa da ki farklı giyimi sırasında, helena ablamın fettan/masum hali gözümün önüne gelmedi değil (muhtemelen sinema versiyonunda o oynamıştır ).kitabı okurken 1984 ün bazı sahnelerinin aklıma gelmesi normal ve boynuz kulak durumu dibine kadar geçerli ama le guin başka bi mevzu.açıklanan hayranlık durumuna rağmen mülksüzler için bile bir benzerlik,gönderme söz konusu değil gibi geliyor...
Sinema versiyonu var mı bilmiyorum bu kitabın. İlk önce 1984 okunduğunda, onun etkisinin daha fazla olacağı bir gerçek. Le Guin'in yeri de çok farklı gerçekten.
Yorum Gönder