Son izlediklerinin arasında en sarsıcı film hangisiydi diye sorsanız, In The Name of The Father derdim hiç duraksamadan. 'Suçsuz bir adamın hapse girişi' ya da 'yanlış zamanda yanlış yerde' konulu filmlere sıklıkla rastlarız ama burada asıl vurgulanan gözaltına alındığında çeşitli baskılarla karşılaşan bir insanın, "evet suçlu benim" demek zorunda bırakılışındaki trajedi. Filmde anlatılanların gerçek bir hikayeye dayanıyor olmasını da şaşırtıcı bulmazsınız özellikle Türkiye'de yaşıyorsanız.Muazzam açılış sahnesi ve ardından gelen ilk yarım saat boyunca ötekileştirme odaklı politikaların, günah keçisi yaratma sanatının, terör tartışmalarının, pişkin politikacılık derslerinin, polis devletinde yaşamaya çalışmanın, devletin tanrıyı oynamasının en önemli örneklerini izliyoruz. Sadece ilk yarım saat boyunca değil tabii; filmin sonuna dek o hesapçı soluğu ensemizde hissediyoruz. O iç burkucu baba oğul ilişkisi ise gerçek bir insanlık dersi olmasının yanında, propoganda filmi olduğu söylenen filmin kişisel tarafı oluyor.
Daniel Day Lewis'i her zamanki vurucu performanslarından birinde, Pete Postlewaite'i o güzelim baba figüründe izlemek iyi oyunculuk performansı arayanlara ilaç gibi geliyor. Gencecik bir Emma Thompson baba-oğulu hapisten kurtarmaya çalışan avukat rolünde parlıyor ve Emma Thompson'ın canlandırdığı avukat karakteriyle birlikte doludizgin bir mahkeme filmi de izlemiş oluyoruz aynı zamanda. Tüm bunlar yetmediyse bile, hapishane filmleri deyince akan sular durur diyorsanız, sırf hapisteki özgür ruhların öyküsü bile yetecektir filmi ıskalamamaya. Mahkumların kağıtları tutuşturduğu sahne en unutulmazı. Jim Sheridan'ın filmografisine baktığımızda da yönetmenin en iyi filmi olduğuna karar vermek kaçınılmaz olacaktır.
2 yorum:
Hımmm, zaten oyuncular başta +1. Bulunca izleyelim hemen. Gerçi Sizin de dediğiniz gibi ülkemizden alışkınız filmin değindiği bazı temalara, boğar beni bu yüzden, ama kötü filmlerden bıkmış hatta sinemadan bıkmış biri olarak iyi ve farklı örnekler yakalamalıyım sanırım :)
Merhaba,
Europa Donna olarak meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlemiş olduğumuz kampanyamıza blog yazarlarından destek arıyoruz. Sizin de desteğiniz kampanyamız için çok önemli. Bülten aşağıdaki gibidir. Olumlu veya olumsuz cevabınız için irfancan@gmail.com adresinden bilgilendirirseniz sevinirim.
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de meme kanseri görülme oranı çok yüksektir. Her 8 kadından birine meme kanseri tanısı konmaktadır. Erken teşhis ile iyileşme oranı %90’ ın üzerindedir.
Meme kanseri konusuna kadınların dikkatini çekerek erken tanı ve teşhis için yönlendirmek, tanı almış hastaları da tedavileri konusunda cesaretlendirmek amacıyla “Harekete Geç! Hikayeni Gönder” kampanyası geliştirilmiştir.
Europa Donna Türkiye’nin (Türkiye Meme Hastalıkları Koalisyon Derneği), T.C. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı ve Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu destekleri ve Novartis Onkoloji’ nin katkıları ile başlatmış olduğu "Harekete Geç! Hikayeni Gönder" kampanyası ile meme sağlığına ilişkin deneyimlerin paylaşılması yolu ile; yaşanmış hikayelerden yola çıkarak bu hastalığı yaşayanlara ve yakınlarına umut aşılamak ve toplumu meme kanseri hakkında bilinçlendirmek amaçlanmaktadır.
Kampanyaya başvuru www.hikayenigonder.com adresinden veya Europa Donna Türkiye posta adresine gönderim yolu ile yapılacaktır (Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği - Europa Donna Türkiye, Operatör Raif Bey Sok. 19 Mayıs Mahallesi No:26/3 Şişli-İstanbul). Son başvuru günü 31 Aralık 2010'dur.
Hikayeler, Gazeteci-Yazar Meral Tamer, Prof. Dr. Gökhan Demir (Florance Nightingale Gayrettepe Medikal Onkoloji), Prof. Dr. Nuran Beşe (İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi-Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı), Women’s Health Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deran Özer ve Europa Donna Türkiye Başkanı Violet Aroyo’ nun katılımı ile oluşmuş bir seçici kurul tarafından değerlendirilecektir. Dereceye giren hikayeler 01 Şubat 2011 tarihinde saat 18.00 itibariyle kampanya web sitesinden duyurulacaktır. Seçici kurul tarafından seçilen ilk 10 hikayenin yazarlarına Europa Donna tarafından çeşitli ödüller verilecektir. Birinci seçilecek hikayenin yazarı İstanbul’da Selda Alkor ve Violet Aroyo ile birlikte bir akşam yemeği yiyecektir. Birinci, ikinci ve üçüncü hikayelerin sahiplerine birer yürüyüş bandı hediye edilecek, takip eden yedi hikayenin sahibine ise Women’s Health Dergisi bir yıllık ücretsiz abonelik hediye edecektir. Kampanya detayları için www.hikayenigonder.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Europa Donna’nın mesajı: “Lütfen hikayenizi bizimle paylaşın, yaşadıklarınızla diğer yaşamlara umut olabilirsiniz. Sizin veya yakınlarınızın hikayesi, bir başka hikayenin mutlu sonla bitmesini sağlayabilir.”
Yorum Gönder