2021'i maalesef kitap fiyatlarının uçtuğu yıl olarak hatırlayacağız. Mecburen en çok kitap aldığım yıllardan biri de olabilir haliyle. Kağıt krizi hepimizi mahvetti. Çoğumuzun yakınında da iyi bir kütüphane olmadığı için belki de bu kadar yüklendik kitap alışverişlerine. Umarım yakın zamanda düzelir tüm bu sıkıntılar diyeceğim ama...
Her yıl sevdiğim kitapları burada topluyorum. Bazıları için "Bunu bu yıl mı okumuşum" diyorum, bazılarını ise daha dün bitirmiş gibiyim.
2021'de Sevdiğim Kitaplar serisinin ilk yazısında yılın en başından haziran sonuna kadar okuduğum kitapları topladım. Yılın ikinci yarısında okuyup sevdiğim kitapları yıl sonunda görebileceksiniz. En sevdiğim 5 yıldızlılardan diğer sevdiğim 4 yıldızlılara, okuduğum tarihe göre ilerliyor kitaplar her zamanki gibi.
***** 5 Yıldızlılar
Sarah Bakewell - Varoluşçular Kahvesi
Sartre, Beauvoir, Camus, Merlau-Ponty, Heidegger ve diğer filozofların hayatlarını 20.yüzyıl tarihinin bir parçası olarak anlatıyor yazar. Arka planda her dönemin bakış açılarını, siyasi ve toplumsal olaylarını da görüyoruz. Çok yönlü ve bir o kadar da akıcı bir okumaydı.
Annie Ernaux - SenelerKolektif hikayelerde kendini aramak. Bireyin toplumsal olaylardan, değişimlerden, gelişimlerden, gerilemelerden ayrı düşünülemeyecek hayatı. Hem 1940'lardan 2010'lara yakın tarih dersi gibi okunan, hem de okuduğumuzun kişisel bir hikaye olduğunu unutturmayan bir anlatı. Birçok temayı işliyor Ernaux bu nesillerin kitabında. Anlatıcının 'biz' dilinden mi, Fransa'nın yakın tarihini kendi ülkemizle paralellik kurmadan okuyamamaktan mı, yazarın kişisel hikayesiyle empati kurmadan geçemediğim melankolisinden mi, yoksa tüm bunların hepsinden mi bilmem; başucu kitaplarımdan artık Seneler. Her cümlesini saygıyla okudum Annie Ernaux'un. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Olga Tokarczuk - Kadimzamanlar ve Diğer Vakitler
Çok karakterli bir 20.yüzyıl romanı. Tokarczuk'la yıldızım hiç barışmamıştı Koşucular'da. 4 yıldızlılar arasında görebileceğiniz Sür Pulluğunu... romanını okuduktan sonra Kadimzamanlar ve Diğer Vakitler'e de şans vereyim dedim. İyi ki şans vermişim. Mistik öğelerin, büyülü gerçekçiliğin özel bir atmosfere büründürdüğü romanda var oluşçuluk, nesnelerin başına buyrukluğu, insanın zaafları, savaşların etkileri, doğanın yenilenişi, zaman, aydınlık ve karanlık Genowefa, Ruta ve diğer karakterlerin iç içe öykülerinde yankılanıyor. İleride tekrar buluşmak dileğiyle.
Horacio Castellanos Moya - TiksintiMoya yaklaşık 100 sayfa boyunca, yazar Bernhard'ın üslubunda yine Thomas Bernhard adını verdiği karakterinin monologuyla, ülkesindeki haksızlıklara verip veriştiriyor. Müthiş bir sövgü, harika bir hiciv, adeta içimizi soğutuyor, bazı ülkeler birbirine ne kadar da benziyor!
Sevgi Soysal - Yenişehir'de Bir Öğle Vakti
Sevgi Soysal eksiklerimi büyük ölçüde giderdiğim yıl olarak kayıtlara geçebilir 2021. Yenişehir'de Bir Öğle Vakti en sevdiklerimden oldu bile. Birkaç karakterin bakış açısıyla ve iç çatışmalarıyla ilerleyen anlatı sınıfsal uçurumları ve eski Türkiye'yi çok iyi anlatıyor. Hakkı az bile teslim edilen çok iyi bir roman.
Burhan Sönmez - Taş ve GölgeAvdo Ustanın hikayesinde 1939'dan 2000'lere Türkiye'nin yakın tarihinin üzücü ve adaletsiz anlarına yolculuk yapıyoruz. Taş ve Gölge Burhan Sönmez'le tanışma kitabım oldu. Karakterlerini çok sevdim. Farklı zamanlarda ilerleyen kurgusunu da.
**** 4 Yıldızlılar
Patti Smith - Maymun Yılı
Bazen düşsel ve sürreal yolculuklarıyla kayıplarını arıyor Patti Smith. Her zamanki zerafetine, lirizmine, polaroidlerine önceki kitaplarından daha kasvetli bir ruh hali hakim. Bolano ve Pessoa sevgisini görmek de güzel. Bir kafede otururken rastladığı insanların, bazen otel tabelalarının, bazen de eski plak ve fotoğrafların çağrıştırdıklarıyla yaşadığı sorgulamalarda ona eşlik etmek yine güzel; her zamankinden farklı olsa da.
Özge Bahar Sunar - Anneannemin Fotoğrafları
Çok sevdiği anneannesini bu yazının yazıldığı andan 1,5 yıl, bu sevecenlik dolu çocuk kitabını okuduğundan 6 ay önce kaybetmiş blog yazarınız için eski fotoğraflarla çıkılan zaman yolculuğunun değeri büyük.
John Fowles - Yaratık
Dini totaliterliğin hüküm sürdüğü 1770'lerden bir gizem öyküsü Yaratık. Fowles fantastik ve bilimkurgu esintilerine de yer vermiş bu kez. İşlediği temaların ağırlığına rağmen sürükleyici. Diyaloglarla ilerliyor. Kadına bakış açısını sorgulatıyor yine Fowles. Kendisini artık kadınları en iyi yazan erkek yazarlardan biri ilan etmemizin sakıncası yok, geç bile kaldık.
Olga Tokarczuk - Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerine
Hayvansever ortayaşlı bir kadın anlatıcı ile doğanın ve hayvanların insanlardan intikam aldığını düşündüren cinayetlerin hikayesini astrolojiden izlerle okuyoruz. Yer Polonya'nın kuzeyi. Karlı, soğuk ve tekinsiz bir atmosfer hakim kırsal yaşama. Finaldeki sürprizi sürpriz bulmadım. Kadimzamanlar kadar güçlü bir roman olarak da görmedim ve astroloji de daha iyi kullanılabilirdi fakat genel olarak sevdim. Sinema uyarlaması Pokot da az değildi.
Stig Sæterbakken - Gece BoyuncaStig Sæterbakken’in intihar etmeden önceki son kitabıymış Gece Boyunca. Romanın burukluğu, yazarın beklenmedik anlarda can evinden vuran cümleleri, içe dönük kasveti şaşırtmıyor bunu öğrenince. Pişmanlığa, ihanete, ölüme dair etkileyici bir anlatı. Trajik anları da boğmuyor bence. Son bölümün tekinsizliği kişinin kendi cennetini ve cehennemini yarattığını vurgulayan bir hikayeye dönüşüyor ve kurgu da değişiyor. Mutlu bir Noel anısına takılmak belki de en güzelidir.Tommi Kinnunen - Dörtyol Ağzı
Dörtyol Ağzı yıllara yayılan hikayesinde kadınların bağımsızlığını, eşcinsel karakterin sessiz direnişini, aile olmanın güçlüğünü, günlük hayata sinen var oluş sancılarını dört karaktere odaklı dört bölümde anlatıyor. Daha fazla okurun ilgisini hak eden bir roman. Finlandiya’nın 20.yüzyıldaki önemli duraklarından da geçiyor ama daha çok 20.yüzyılın ilk yarısı vurgulanıyor romanda. Bu arka plandaki olayları hikayeye biraz daha etkili yedirebilseymiş dedirtiyor.
Edouard Louis - Babamı Kim Öldürdü
Edouard Louis bu yılın yıldızlarından. Kendi yaşamından, ailesinden, babasıyla ilişkisinden yola çıktığı kitabında, aslında tıpkı Annie Ernaux gibi, ekonomik, siyasi, toplumsal olayların hayatımıza istemesek de kalıcı bir biçimde nüfuz ettiğini vurguluyor. Kısa ve etkili, çarpıcı mı çarpıcı.
Sevgi Soysal - Şafak
Çok canımı yaktı Oya ve diğer karakterlerin tutukluluk hikayeleri, tüm o geri dönüşler, buhranlar ve hiç mi bir şey değişmez bu ülkede dedirten anlar. Yenişehir'de Bir Öğle Vakti'nden daha boğucu geldi Şafak; o yüzden en üst sıraya eklemedim, yoksa bütün Sevgi Soysal'lar 5 yıldız.
Turgay Keskin - Az Adamla Yakalandık
80'ler/90'larda çocuk olmak, futbolla avunan oğlan çocukları, tetris-atari-kasetçilik, ilk dost kazıkları, ilk aşk, ilk aşk acısı, mahalle hayatı. Kız çocukları ve kızların bakış açısı geri planda kalmasa daha da çok severdim. Genel olarak yansıttığı ruhu sevdim. Samimi bir çocukluk romanı.
Cyril Gely - ÖdülBir otel odasında yıllar sonra bir araya gelen iki bilim insanının doludizgin diyaloglarla hesaplaşması sürükleyici bir okuma deneyimi yaşatıyor. Geri planda bırakılan, hafife alınan, önemsenmeyen, emekleri çalınan Lisa Meitner dahil tüm kadın bilim insanlarına bir saygı duruşu.
Fleur Jaeggy - Disiplinli Güzel GünlerAkran ve hemcins arkadaşlığı arasındaki gerilimleri, beklentileri, gelgitli ilişkileri yoğun ve içe bakışın ağırlıkta olduğu bir anlatımla aktarmış yazar. İlk gençliğin tekinsiz hislerini hatırlatıyor. İsviçre'de kızlar için bir yatılı okulda okumanın nasıl bir şey olduğunu da deneyimliyoruz sayesinde. Kısa ve çarpıcı romanlardan.
Julian Barnes - Flaubert'in Papağanı
Barnes'ın bu romanını uzun süredir bekletiyordum. Flaubert'in hayatına dair bölümlerden çok Barnes'ın üslup denemeleriyle öne çıktı benim için. Biricik Hikayem 2022 okuma hedeflerim arasında.
Robert Walser - Tanner Kardeşler
Haydut'tan sonraki ikinci Walser romanım. Haydut'un yeri ayrı diyeceğim. Tanner kardeşlerin topluma uyum sağlama çabaları kimi zaman kendine özgü, kimi zaman da ziyadesiyle empati yaratıyor. Bazen ağır ilerledi benim için ama gördüğünüz gibi sevdiklerimin arasında yerini aldı.
Albert Camus - Mutlu Ölüm
Her anının farkında olarak yaşamak, ölüm bilincinden hiç uzaklaşmamak. Camus'den okuduklarım arasında sanırım en çok Mutlu Ölüm'ü sevdim. "Çoğu kez, para aracılığıyla zaman kazanmak gerekirken, yaşamımızı para kazanarak tüketiyoruz." diyen Mutlu Ölüm'ün anlatıcısı Mersault ile Yabancı'daki Mersault'dan daha çok bağ kurmak kaçınılmaz sanki.
Sophie Mackintosh - Mavi Bilet
Sophie Mackintosh bu kez üslubu geri planda bırakmış. Su Kürü’nün yoğun etkisini hissedemedim Mavi Bilet’te. Feminist distopya olarak, kadınların hep bir konuda “eksik” görüldüğü üzerine bir hikaye anlatıyor. Beyaz biletlileri yüzeysel işlemiş. Biraz daha iyi olabilirdi diye düşündüm bitirince ama hadi girsin bakalım bu listeye.
Nurdan Gürbilek - İkinci Hayat
Nurdan Gürbilek'ten ilk kitabım. Gözlemleri düşündürücü, kalemi güçlü bir yazarın denemelerini okumanın heyecanı her seferinde silkeliyor insanı.
Yade Kara - Selam Berlin
Almanya'da büyüyen Hasan'ın iki ülkenin kültürüne uyum sağlama/sağlayamama çabalarını kültürel çatışmalarla birlikte anlatıyor yazar. Kültürel klişeler, açık veya örtük ırkçılık, işlevsiz aileler, kuşak çatışmaları iyi işlenmiş. Kadın erkek ilişkileri biraz daha yüzeysel kalıyor romandaki diğer temalara nazaran. Yılın güzel sürprizlerindendi Yade Kara'nın romanı. Maalesef yeni baskısı olmayan bir roman Selam Berlin. Belki bir gün tekrar baskısı yapılır da daha çok okura ulaşır.
Milorad Paviç - Hazar Sözlüğü
Ayfer Tunç - Aziz Bey Hadisesi ve Kapak Kızı
Bu yıl iki Ayfer Tunç yapıtı okudum. İkisi de favorilerim arasına girdi. Aziz Bey Hadisesi bir dönemin Türkiye'sini melodrama düşmeden, mütevazı bir buruklukla anlatıyor. Vuslat'a az üzülmedim.
Osman ve Yeşil Peri Gecesi'nin Şebnem'inin hikayesinin başlangıcı olan Kapak Kızı tren yolculuğuyla, karakterlerin içsel sorgulamalarıyla, her zamanki Ayfer Tunç keskinliğinde ikiyüzlü ahlak anlayışına ayna tutmasıyla ve 2000'ler öncesi Türkiye'nin çok iyi bir portresi olmasıyla unutulacak gibi değildi. Etkisi baki.
Neil Gaiman - Sandman 1-2-3Silvia Federici - Caliban ve Cadı: Kadınlar ve İlksel Birikim
Tarihteki cadı avlarının, kadın katliamlarının, kadınları sadece toplum dışı damızlıklar olmaya sürüklemenin tarihinin kapitalizmin başlangıcından, halkın yoksulluğa mahkum edilmesinden ve ekonomik krizlerden ayrı tutulamayacağını savunan tam bir başucu kitabı. Anlatımı sürükleyici hale getiren ve daha sonra hakkının yendiğini öğrendiğimiz çevirmene de saygı duruşu gerektiriyor.
Chaboute - Yapayalnız
Yalnızlık en iyi minimalizmle anlatılır diye düşünmüş olsa gerek yazar ve çizer Chaboute. Fiziksel yalnızlık, ruhsal tekbaşınalık, ötekileştirme temaları var. Sözlükler, deniz feneri, dalgalar ve ufak koleksiyonlar bu grafik romanın bonusları.
Paco Roca - Kırışıklıklar
Yaşlılığın gerçeklerini ve Alzheimer'ın hüznünü anlatan bir grafik romanla perişanlıklardan perişanlık beğeniyoruz Paco Roca sağolsun. Huzurevlerine dair detaylara mizahi yaklaşarak fazla bunaltıcı olmaktan kurtarıyor hikayeyi. Çizimler de çok etkili.
Javier Cercas - Sahtekar
Cercas'ın Sahtekar'ına bayılmasam da biyografi, kurmaca, anı, araştırma türlerini bir araya getirerek Nazi kamplarından sağ kurtulduğunu iddia eden narsist yalancı Enric Marco'nun hikayesini anlatması nereden baksam ilgi çekiciydi. Yer yer tekrarlara düşüyor yazar fakat yenilikçi bir metin oluşuyla sıkı bir okuma vaat ediyor.
Julio Cortazar - Kendime Anlattığım Hikayeler
Can Yayınları'nın Cortazar öyküleri üçlemesinin 3.kitabını okudum bu yıl. 2020'de 2.cildi (Ayakizlerinde Adımlar'ı) okumuştum ve şimdilik onu daha çok sevdiğimi belirtmek isterim. Lucas Diye Biri, Tarantulalı Hikaye, Mobius Şeridi, Uygunsuz Zamanlar bölümü, en çok da Günbatımı Avcısı'nı sevdim. Zorlandığım ve sıkıcı bulduğum öyküler de daha fazla oldu bu seçkide. 1.cildi 2022'de okumayı umuyorum.
Eduardo Mendoza - Mucizeler Kenti
Yoksul bir çocuktan şaibeli iş ilişkilerine sahip bir kodamana dönüşen Onofre'nin hikayesiyle 1880'ler sonu-1900'ler başı Barcelona atmosferini soluyoruz. Barcelona tarihi gibi kitap, hatta Onofre'nin hikayesi geri planda kalıyor kimi bölümlerde. Dönemi, şehrin tarihini karakterlerin ikilemlerinden daha fazla anlatıyor. Bazı bölümler yavaş ilerliyor.
Roland Topor - KiracıApartman gerilimi ve kişisel paranoya. Kiracı toplum baskısından, sınıfsal mecburiyetlerden şüpheye ve paranoyaya varan, ürkütücü ve bir o kadar da absürt bir atmosferde geçen psikolojik bir roman. Gidişattan kesin cevaplar isteyenler aradıklarını bulamayabilir.
Ilya Kaminsky - Sağır Cumhuriyet
Şiir biçimindeki bu karanlık mesel az sözle çok etkili öyküler anlatılabileceğinin en güzel örneklerinden. Sessizliğin türleri, savaşlar, baskılar, yaşamın küçük ama değeri büyük isyanları. Kaminsky’nin uzun süre üzerinde çalıştığı Sağır Cumhuriyet kitaplığımdaki nadide yerini aldı.
Agatha Christie - Bridge Masasında Cinayet
Neredeyse sıfır ipucuyla sırf insan karakterine ve psikolojisine dayanarak çözülen cinayetlerde Poirot yine formunda. Okunmadık Agatha Christie romanı bırakmayana kadar devam.
---2021'in diğer yarısında okuyup sevdiğim kitapların listesi için aralık sonunda görüşmek üzere.---
4 yorum:
Bir Olga fanı olarak ve Koşucular'a bayılmış biri olarak polemik yaratmayacağım tabii ki:) Ama, Aç Gözünü Artık Yaşamıyorsun, adlı öykü kitabını okumadıysan bir göz at derim. İlginç bulabilirsin.
İlginç kitaplar var ilk bölümde ama benim de alınmış ve okunmaya bekleyen epey kitabım var. İkinci yazından sonra bir eleme yaparak ilgilenirim muhtemelen:)
@buraneros: Sevgili buraneros, Olga fanı olmana sevindim. Öykü kitabını da alıp okumayı düşünüyorum. İkinci yazıya da beklerim elbette :)
Yenişehir'de Bir Öğle Vakti ben 14 yaşındayken babamın yılbaşı hediyesiydi, en kıymetli kitaplarımdan biri. O yaşta okuduğum kitaplara şimdi şaşırıyorum :)
@serpil: Ne güzel erkenden okumuşsunuz :)
Yorum Gönder