Salı, Mayıs 31, 2022

Mayıs 2022'de Okuduğum Kitaplar


Ayın yazarı Julio Cortazar zaten onlarca yazara bedeldi ve bir ay daha böyle geçti. Can Yayınları'ndan çıkan toplu öyküleri Ötekinin Rüyası'nı da okuyarak tamamlamış oldum. Üçlemenin 2.cildi Ayak İzlerinde Adımlar'da en sevdiğim öyküler yer alıyor. Ötekinin Rüyası'ndaki öykülerde Cortazar'ın oyunbaz ruhu daha da öne çıkıyor. Tekinsizlikle hiciv arasında bir yerde, kesin cevaplar alamadığımız, bir rüyadaymışçasına ilerleyen öyküler daha fazla bu seçkide. Zaman zaman görürüz bazı yazarlardan bahsedilirken "Hayalle gerçeğin, geçmişle geleceğin iç içe geçtiği" romanlar yazdıklarını. Cortazar'ın bu tarzın öncüllerinden olduğunu benden de duymanıza gerek yok fakat sırf bu şekilde ifade edince etkisi yeterince tanımlanamayacak bir deneyim yaşatıyor okura. O deneysellik her yazarda iyi gitmiyor. Cortazar ise bir şekilde avucunun içine alıyor okuru.Fantastik unsurları kullanışı da apayrı. (Buradaki okur benim tabii, Tubi a.k.a. Sera McFly). Takipçi, Cadı, Oyunun Sonu, Ötekinin Rüyası, Axolotl, Geceleyin Sırtüstü, Torito, Bir Sarı Çiçek, Sofra Sohbeti, Zehirler, Hükümlü Kapı, Koruların Sürekliliği, Annenin Mektupları, Şeytanın Salyaları, Cennetin Kapıları, Ele Geçirilmiş Ev, Otobüs, Yıldız Temizleyicileri, Elin Uğrak Yeri, Telefon Çalıyor Delia bu seçkideki favorilerim. Adlarını anmasam olmazdı. Keşke diğer seçkilerde de işaretleseydim favorilerimi diye hayıflandım. Binlerce kitap arasında çok mümkün görünmese de bir gün tekrar okumak isterim. 

Miguel Herraez'in Cortazar biyografisi de öykülerin hemen üstüne okuyunca cuk oturdu. Bazı öykülerin ortaya çıkış süreci, yazarların o metinleri yazarkenki ruh halleri ilgimi çeken konular ne de olsa. Herraez'in kitabı yazarın eserlerinin bir nevi incelemesi gibi de okunuyor yolculukları, sürgünleri, hayatındaki kadınları, taviz vermediği dünya görüşü ve politik duruşunu ele almasının yanında.  Zamanında Poe’nun eserlerini çevirmesi, kedi severliği, binlerce kitap okumuş olması, zorunlu ve keyfi seyahatleri, münzevilikle insanlara samimi bir mesafeden yaklaşmasını çok iyi bağdaştırması iyi ki eserleri dışında da tanımışım bu yazarı dedirtti. Siyasi duruşundan, hayat görüşünden, fikirlerinden asla taviz vermemesi ise kesinlikle saygı duyulması gereken bir özelliği. Eserlerine ısınamayan okurlarının da saygı duyması gereken özelliklerinden en önemlisi bu diye düşünüyorum. Uzun yıllar ABD'ye gitmemekte direnmesi, ülkesi Arjantin'de yaşananlara Borges'in aksine açıkça meydan okuması, Küba'ya ziyaretleri yeterince mesaj veriyor zaten. İyi ki yaşamış, direnmiş ve edebiyatı sorgulatmış.

Alejandro Zambra'nın denemelerini okumakta biraz ikircikli davrandım aslında. Serbest Kürsü'deki yazılarında tam aradığımı bulamamıştım çünkü. Okumamak baş köşeye alabileceğim denemelerden oldu şüphelerimin aksine. Okumamak'taki denemeleri bahsettiği çoğu Güney Amerikalı yazarı tanımasak, bizde çevrilmediği için okuyamasak da bir yol haritasından fazlasını vaat ediyor. Bir okurun edebiyata dair içten beklentileri, gözlemleri ve yazmaya dair üsttencilikten uzak yorumlarını okumak iyi geliyor. Bolaño ve Cortazar’a özel bölümlerden Buzzati’nin öykülerinden söz ettiği bölüme, Clarice Lispector’ı anmasına, Borges, Llosa, Tanizaki sevgisine, Coelho ve öncüllerine yine tepeden bakmadan laf atmasına kapılıp gitmemek elde değil. Çiğdem Öztürk’ün kıvrak çevirisi de özenle anılmalı.Yıllardır okumadığım, okuduğum zamansa çok sevdiğim Heinrich Böll’ü özlediğimi hatırladım Alejandro Zambra sayesinde. Kitapta adı geçen onlarca yazardan hangilerinin Türkçeye çevrildiğini araştırmadan içi rahat etmeyecekler kulübü de kurabiliriz.Çöl ve Tohumu çevrildi neyse ki, hem de Jaguar'dan. Okuyan okudu bile. Benim de kitaplığımda okunmayı bekleyenlerden. 

Seray Şahiner'in Antabus'u bu ayın tek Türk romanı oldu. Ülker Abla romanını ve karakterini, o romandaki mizahı çok sevmiştim. Antabus üçüncü sayfa haberlerinde öylece göz ucuyla bakılıp geçilen kadınların hikayelerini bir kadının hikayesine sığdırmış, kanayan yaralarımızı sarmaya çalışan bir roman. Mizahi unsurları daha azdı, o yüzden daha boğucu bir etki bırakıyor. Edebi açıdan da aradığımı bulabildiğimi söyleyemem. Keşke kurmacayla intikam alabilmek, dünyayı, toplumu değiştirmek gerçekten mümkün olsaydı.

Sarah Moss'un Hayalet Duvar romanını Sular Çekilirken kadar sevemedim. Ayın en zayıf halkası diyebilirim bu roman için. Demir Çağı’ndaki yaşamı deneyimlerken insanın ilkel güdülerinden kurtulamamasını, zalim eril figürleri, kadınlara biçilen rollerin değişmemesini sorguluyor ama ele aldığı temalar havada kalıyor. Final de aceleye gelmiş diye düşündüm bitince. Çarpıcı bir etki bırakması beklenmiş gibi ama herkeste o etkiyi bırakmayabilir, daha fazlasını bekleyebilirsiniz benim gibi.

Jenny Erpenbeck'ten Gidiyor Gitti Gitmiş ayın son kitabı. Avrupalı bazı yazarların yaşattığı etki edebiyat nedir sorusuna verebileceğim yanıtlardan biri olabilir. Çevirmen İlknur İgan da başarılı bir iş çıkarmış. Bu dümdüz ilerlemeyen kendine özgü kurguda Erpenbeck Avrupalı Richard'ın kendi Doğu Almanya geçmişiyle de birleşen hikayesiyle, ayrımcı, haksız, saçma bürokrasilerin etkilediği hayatları, sığınmacılara bakış açısını abartılı dramatik sahneler yaratmadan, etkili bir şekilde aktarıyor. Hem insanlığı sorgulatan temasıyla, hem de üslubuyla sevdiren romanlar arasında sayabilirim Gidiyor Gitti Gitmiş'i. Avrupalılara mesaj kaygısından fazlasını sunarak, ağlak olma tuzağına düşmeden, sokaklarda kalan, evlerinden, yerlerinden, yurtlarından edilen günümüz halklarının yaşadıklarını bazen kısa ve etkili cümlelerle, bazen de Richard'ın kendi geçmişi ve psikolojisi üzerinden uzun paragraflarla sorgulatıyor. Tüm bunları yaparken de aklıselimliğini korumuş, tarafsız bir bakış açısı sunuyor aslında yazar. Haliyle diğer kitaplarını gel de merak etme şimdi.

Sizin sevdikleriniz ve hayal kırıklıklarınız hangi kitaplardı bu ay?

2 yorum:

buraneros dedi ki...

Jenny Erpenpeck, Bütün Günlerin Akşamı, hayatımın en ilginç okuması olmuştu... Bir yanıyla bayıldığım ama sonuçta murdar ettiğim ve izi derin bir kitap olarak geçti tarihime.:) Buna rağmen hatayı kendi duygusal dünyamda bulduğum için kendisinden vazgeçmedim ve Gölün Sırrı'nı aldım:)

Sevdiğine göre kendisini benim özel nedenlerle son düzlükte okumayı bıraktığım kitabı önerebilirim:)

Eğer okumadıysan şu linkte hakkında yazdıklarım var.

https://laparagas.blogspot.com/2022/03/bir-kitap-nasl-murdar-edilir.html

Sera dedi ki...

@buraneros: Keşke murdar etmeseymişsin diyeceğim ama biraz sabır da gerektiriyor Erpenbeck :) Yazına uğradım ve yorum bıraktım :))