"Geride bıraktığım o sayfalarda kendimden bir parça varmış gibi hissediyordum. Normal insanlar dünyaya çocuk getirirler, biz romancılarsa kitap getiririz. Bunların içine büyün hayatımızı sıkıştırmaya mahkumuzdur ama kimse bunun için bize teşekkür etmez. O sayfalar içinde ölmeye mahkumuzdur, hatta bazen hayatımızı o kitapların almasına bile izin veririz."
Meleğin Oyunu o kitaplardan. Kaçınılmaz olarak yazarının önceki romanının başyapıt kıvamındaki etkisiyle ve başarısıyla kıyaslanan, önceki şahane romanının yanında sönük kalan romanlardan. Carlos Ruiz Zafon'un Rüzgarın Gölgesi adlı romanını kişisel olarak en sevdiğim kitaplar arasında saymakta hiç sakınca görmüyorum ve mutlaka yeniden okumak istediğim kitaplar arasında sayıyorum. Meleğin Oyunu'nu da sevdim aslında ama başta da söylediğim gibi, o denli şahane bir romanın ardından ne gelirse gelsin, vasat olmasa bile bir şeyin eksik olduğu duygusunu verecektir muhakkak.
"Edebiyat, en azından iyi edebiyat sanatla terbiye edilmiş bilimdir. Tıpkı mimarlık ve müzik gibi."
Meleğin Oyunu'nda da yazarın önceki romanına benzer temalar var; unutulmuş kitaplar ve unutulmuş kitapların yer aldığı gizli bir kütüphane-labirent-mezarlık, yoğun bir gizem, anlatıcının bu gizemin gölgesinde dibe vurmaya yüz tutan duygusal yaşamı vs. Bazı olayların önceden kestirilebilir oluşu, yazarın bazı bölümlerde kolaya kaçan tutumlar takınması, anlatıcının inatçı ve depresif kişiliği ve bir süre sonra öykünün "dünya ana karaktere karşı" tavrına yönelişi Meleğin Oyunu'nun olumsuz ve gözüme batan tarafları. Yazarın kitapları, kitapçıları ve kütüphaneleri adeta bağımsız birer karakter gibi sunuşu, Rüzgarın Gölgesi'ndeki kadar olmasa da yine büyüleyici cümlelere ve paragraflara yer verişi, yarattığı gotik ve gizemli atmosfer, inancın karanlık yüzü, kitapçı Sinyor Sempere ile Isabella karakterleri, Isabella ile anlatıcı David Martin arasındaki diyaloglar ve atışmalar ise romanı sevme nedenlerim oldu. Zafon okuru avucunun içine almasını çok iyi bilen bir kurgucu ve romanında Faust, İlahi Komedya ve Büyük Umutlar'ın etkilerini hissetmek mümkün.
"Her kitabın bir ruhu vardır. Onu yazan kişinin ve onu okuyup hayalinde canlandıranların ruhları."

2 yorum:
Bu romanı ben de çok sevdim. Nedense pek fazla duyan olmadı bu kitabı. Belki yayınevinin isminin başka türlü kitaplar ile alınıyor olmasından dolayı. Sürekli en çok satan kitaplar yayınlayan bir yayınevinin edebi yönden zengin bir kitap yayımlayacağını düşünmemiş olabilir bir çok kişi.
Ben çok sevdiğim filmleri bazen durdurup tamamını en baştan kendimi o filme daha hazır hissettiğim anda okuyorum. Bazı kitapları çok hızLı okurken bazılarınnda bir elli sayfa kadar ilerleyince bunu özel bir zamanda baştan sona okumalıyım diye ayırıyorum. Bu da özel kitaplardandı. Aldım, okumaya başladım ve kenara ayırdım. Sonra bir kaç ay evvel tam istediğim gibi bir zamanda okudum.
Şu anda en yeni kitabı dünyayı kasıp kavuruyor inşallah bir an evvel türkçeye çevrilir.
Türkiye'de hak ettiği ilgiyi görmeyen bir yazar Zafon nedense. Umarım diğer kitapları da yayınlanır tez zamanda.
Yorum Gönder