Özgür'ü okurken Lea Ypi keşke babannesinin hikayesini de anlatsa diye düşünmüştüm. Şahane bir figürdü, çok yönlü bir kadın izlenimi veriyordu, sürprizlerle dolu bir yaşama sahipmiş gibiydi ve yazarla ilişkisi de ilgimi çekmişti. Dileğim hem gerçek oldu, hem gerçek olmadı. Babaanne Leman Ypi'nin hayatı kurmacayla gerçek arasında bir yerde. Ypi bu kitabında Özgür'den daha farklı bir anlatı düzeni kurgulamış. Tarihsel belgeleri kendi akademisyen kimliğinin de etkisiyle titizlikle ve sorgulayarak incelemiş. Sonuçta gerçeklerle varsayımlardan oluşan bu kitap ortaya çıkmış.
Leman Ypi'nin hayatı Osmanlı Dönemi'nden Selanik'e, oradan Arnavutluk'a uzanırken çeşitli siyasi ve toplumsal mücadelelelerle iç içe anlatılıyor. Ailenin göç hikayesi kitabın başlarında önemli bir yer tutuyor. Selanik'teki bölümlere 2.Dünya Savaşı'nın izlerinin ve faşizmin yaklaşması damga vuruyor. Bu bölümlerdeki Selma halanın trajedisi kitaptaki en etkileyici bölümlerden biri. Leman Ypi'nin halasının trajik isyanının etkisiyle bağımsız bir birey olarak Arnavutluk'a gidişinin üzerine kitabı Arnavutluk tarihi gibi de okumaya başlıyoruz. Yazarın kendi akademisyen bakış açısının izleri bu bölümlerde öne çıkıyor. Dedesi ve babaannesinin etrafındaki siyasi kişiliklerle gerçekleşen diyaloglar ve tartışmalar kitabı düşünsel bir metne de dönüştürüyor. Aralarda da yazarın arşivlerdeki kendi araştırmaları yer alıyor. Geçmişin peşinde bir akademisyenin gerçeği bulma arayışının ne kadarı tatmin edici olduğu tartışılır fakat babaannesinin kurmacayla iç içe öyküsü bir milletin de dönüşüm sürecinden bağımsız değil, yer yer fazla iç içe de diyebiliriz zira siyasi tartışmalarla toplumsal dönüşümler babaanne Leman'ın hikayesinin önüne geçiyor kimi zaman. Bence yazar Özgür'de bu gerçekle kurmaca birleşimini daha özgün bir şekilde kaleme almıştı. Bu kitapta daha klasik bir biyografi anlayışıyla hikayeyi düşünsel metine dönüştürme çabası öne çıkmış. Babaannesinin daha sonra bir fotoğrafı üzerine yediği linç üzerinden de yazar farklı sorgulamalar yapıyor. Kitabın çıkış noktalarından biri de bu zaten.
Kitaptan Özgür kadar etkilenmedim şahsen ama toplumların değişiminin insan hayatlarına, ailelere, göçlere yansıması ve 1900'lerin başlarından itibaren kadınların kendi bağımsızlıklarını toplumda kabul ettirme süreci açısından anlamlı bir okumaydı. Final bölümleri de okuduklarımızın geçtiği dönemin insanlarının temsili hikayesi olduğunu vurgulayacak şekilde yazılmış. Kesin hakikatler arayanlara hitap etmeyebilir bu sebepten ötürü. Satır aralarını da siz okurlar doldurun diyor yazar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder