Salı, Mart 07, 2006

oscar





























Aslında bu yılki oscarlar hiç umurumda değildi.
Bu tür törenlere olan yaklaşımım, sadece kimlerin aday olduğunu ve sonra kimlerin kazandığını öğrenmekle kalır.
Ama bu yıl iyice gıcık hisler besliyordum.
Özellikle Brokeback Mountain filminin aşırı derecede abartılması ve şimdiye kadarki bütün ödülleri kazanması açıkçası bana çok anlamsız geliyordu.
Filmi izlemediğim için önyargılı olduğumu kabul ediyorum.
Ama iki eşcinsel kovboyun aşk hikayesi beni hiç ilgilendirmiyor.
Bir de filmden bu kadar çok bahsedilmesi de iyice soğuttu.
Geçen yıl da, izlerken son derece sıkıldığım Million Dollar Baby kazanınca hiç ilgilenmez oldum oscarlarla.

İşte bunlardan dolayı kayıtsızdım oscar ödüllerine.
Sonra geçen sabah haberlerde kazananları duyunca törene olan duygularım depreşti.
Büyük ödülü çok sevdiğim ama kazanacağını hiç ummadığım Crash kazanmıştı.
Sonra tekrarını izledim ödüllerin ve izlediğim kadarıyla, Crash'i çeken ekip de büyük bir şaşkınlık yaşadı kazandıklarını duyunca.
Yardımcı oyuncu adaylarından George Clooney'nin ve Rachel Weisz'ın kazanmasına sevindim.
George Clooney oldukça espriliydi. Rachel Weisz da çok sempatikti.
En iyi kadın oyuncu ödülünü kazanan Reese Witherspoon da sempatik ama nedense pek kanım ısınmadı ona. Walk The Line da pek ilgimi çeken bir film değil ama bakacağız.
Diğer adayların filmlerini de izlemediğim için birşey söyleyemiyeceğim ama kişisel favorim Keira Knightley idi.

Bu yıl aday olan filmlerin ortak özelliği, hepsinin de birşeylere karşı çıkıyor oluşuydu ve törende bu zaman zaman dile getirildi. Biraz da o yüzden önemliydi bu yılki ödüller.
Bush yönetiminin özellikle karşısında olan George Clooney ise özellikle şapka çıkarılası insan.
O kadar çok hayranı olmadım hiçbir zaman ya da öyle fazlasıyla sevdiğim filmleri olmadı.

Hiç yorum yok: