Pazartesi, Nisan 16, 2012
Kirpinin Zarafeti
Kirpinin Zarafeti sıradışı bir kapıcı kadınla doğum gününde intihar etmeye karar veren, zamanının ve yaşının ötesinde genç bir kızın öyküsünü sayfalarca altı çizilesi cümleyle anlatıyor.
"Bayan Michel'de kirpinin zarafeti var: dışardan dikenlerle zırhlı, tam bir kale, ama bence içinde kirpiler kadar doğrudan bir rafinelik var. Onlar haksız yere duyarsız, uyuşuk görülen, şiddetle yalnız ve korkunç bir şekilde zarif hayvanlar."
Renee Michel, görünüşte sıradan, dul, cahil ve şişman bir kapıcı kadındır. Gerçekte ise, kitap, felsefe ve sanat düşkünü, içinde yaşadığı burjuva ve elitist toplumda gördüğü haksızlıkları ve saçmalıkları kendince alaya alan, iyi bir gözlemci ve zeki bir kadın. Çoğunluğu üst sınıf insanların oturduğu bir apartmanda kapıcılık yapan Renee, huzurunun bozulmaması ve basmakalıp yargıların hüküm sürdüğü bir dünyada başının belaya girmesini istemediğinden kendi dünyasını yaratırken gerçek kişiliğini açığa çıkarmak istemez.
"Daima nazik olsam da ender olarak sevimlilik gösterdiğimden beni sevmezler, ama yine de bana hoşgörü gösterirler; çünkü ben toplumsal inancın apartman kapıcılığına dair bir araya getirdiği paradigmaya gayet iyi denk düşüyorum: Ben, yaşamın kolayca çözülebilecek bir anlamı olduğu şeklindeki büyük evrensel yanılsamayı döndüren sayısız çarktan biriyim.”
Kitapsever bir kapıcının toplumsal rolleri sarsacak bir "münasebetsizlik" olarak görüleceğini bilir Renee. Saklanarak yaşar hep ve yukarıda verdiğim alıntıdaki kirpi benzetmesinin yanında, bir kaplumbağaya da benzetilebilir. Romanın bir diğer sıradışı karakteri Paloma, yetişkinlerin dünyasının ikiyüzlülüğünü ve yüzeyselliğini henüz 12 yaşındayken görebilmiştir ve bu anlamsız yaşamı daha fazla sürdürmeye niyeti olmadığından 13.yaş gününde intihar etmeyi planlamaktadır. Zamanının ve yaşının ötesinde çocuk-genç karakterlerin en güzel örneklerinden biri olan Paloma, tıpkı Bayan Michel gibi kendi dünyasını yaratırken, bir "dünyanın hareketi günlüğü" oluşturur ve yaşamla ilgili kayda geçirmeyi istediği önemli ve güzel ayrıntıları bu günlüğüne yazar. Roman zaten Bayan Michel ile Paloma'nın bakış açısına göre yazılmıştır ve Paloma'nın dünyanın hareketi günlükleri de bir anlatı güzelliği olarak karşımıza çıkar. Aynı apartmanda yaşamalarına rağmen toplumsal roller yüzünden bir araya gelemeyen bu iki nev-i şahsına münhasır karakterin yolları, apartmana yeni taşınan Japon beyefendi Bay Ozu sayesinde kesişir. Bay Ozu, biraz kadın fantezisi sonucu oluşmuş bir karakter izlenimi vermekle birlikte, romanda önemli bir rolü olduğundan, yazar iyi ki bu karakteri eklemiş dedirtir. Bay Ozu da, Bayan Michel gibi, Tolstoy ve Yasujiro Ozu hayranıdır. Toplumsal rollerine rağmen ve bir parça gizli saklı da olsa, düşlerdeki gibi bir dostluk ilişkisi kurar Bayan Michel ile Bay Ozu. Bay Ozu insanlara yalnızca bakmayan, onları gerçekten görebilen bir centilmen ve bu sayede Paloma ile Bayan Michel, insanların ne kendi sınırlarının ne de toplumsal rollerinin dışına çıkamadığı o sığ dünyada bir parça nefes alabiliyorlar. Bay Ozu, biraz kadın fantezisi sonucu oluşmuş bir karakter izlenimi veriyor dedim fakat aklınıza, yine kadın fantezisi sonucu oluşmuş, Külkedisi benzeri bir aşk hikayesi gelmesin. Yazar Muriel Barberry, Bayan Michel ile Bay Ozu arasındaki dostluğun bu kıvama gelmesine izin vermiyor neyse ki. Aralarında görünmeyen derin bir bağ olsa da, klişe beklentilere girmiyoruz. Korkmayın, bu bir "Eat, Pray, Love" değil. Romanın rahatsız olduğum tek yanı, keskin finaliydi. Bu final küçük çaplı bir şok etkisi yaratarak okurun elinin ayağının titremesine, dengesini kaybetmesine, hatta sinirlenmesine neden olabiliyor. Biraz arabesk bir final olmuş gerçekten ama yazarın neden böyle bir sonuca yöneldiğini kendi ağzından duymayı isterdim.
Kirpinin Zarafeti üç sıradışı karakterin aracılığıyla yapılmış bir toplum eleştirisi. İçsellik ve maneviyat yoksunu bu dünyadan rahatsızlığını en etkili şekilde dile getiren bir yazar var karşımızda. Romanın Fransa'da aylarca çok satanlar listesinde kalması beni düşündürüyor. Bu kitabı alan Fransızlar gerçekten de romanın hakkını vererek o eleştirel bakış açısını kavrayabildiler mi yoksa zaman zaman bizim çoksatanlar listelerinde olduğu gibi, kitabı sırf çok sattığı için merak ederek alıp sonra kendi sınırlı okur kimlikleriyle hüsrana mı uğradılar? Bunu bilmeyi isterdim çünkü birçok Avrupalının pek de hoşuna gitmeyecek değerlendirmelerle dolu bir kitabın bir bestseller olması biraz tuhaf geliyo her ne kadar Kirpinin Zarafeti bu konudaki ilk örnek sayılmayacak olsa da.
Romanın sinema uyarlaması Le Herisson/The Hedgehog, sayfalarca altını çizdiğim ve ileride yeniden okunacaklar listeme eklediğim romanın tam olarak etkisini veremese de, enteresan karakterlerden oluşan, yaşam ve ölüm üzerine düşündüren ve toplum eleştirisi yapan bir Avrupa filmi olarak, kitaptan ayrı düşünüldüğünde etkileyici bir film sayılabilir. Paloma'nın dünyanın hareketi günlüklerindeki o güzel detaylar da filme eklenseydi, sinematografisiyle tadından yenmeyen bir film çıkabilirdi ortaya. Oyuncular cuk oturmuş ama hikayenin iyi özümsenmesi için önce kitabın okunması şart.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

3 yorum:
Yazıyı okumaya başlamadan önce "ismi ne güzelmiş" demek istedim :)
Bu kitabı ne zamandır çok merak ediyorum. Artık yazınızı da okuduktan sonra kesin karar verdim, en yakın zamanda okuyacağım.
Bir uyarlaması olduğunu bilmiyordum bu arada.
Sevgiler.
Umarım okuyup beğenirsiniz ikiniz de :) Adı gibi güzel bir kitap.
Yorum Gönder