Her yılın sonunda yaptığım kitap listesi benim için çok kıymetli bir yolculuğa dönüştü. Sene içinde okuduğum kitapları tekrar ziyaret etmek demek benim için bu günceler. 2014 yılında 90 kitap okumuşum. Çok sevdiğim Onca Yoksulluk Varken, Hobbit film serisi çok tatmin etmeyince alıp yeniden okuduğum Silmarillion (zaten çoğunu unuttuğumdan ve Orta Dünya'dan çıkmak istemediğimden doğru zamanda ilaç gibi geldi) ve Solgun Ateş'ten sonra tekrar okumaya karar verdiğim Tutunamayanlar 2014'te yeniden okuduğum kitaplar. Sevilen kitapları tekrar okuma isteği sürekli yeni kitapların eklenmesiyle yalnızca bir istek olarak kalıyor çoğu zaman maalesef. Bu yıl hiç değilse bu kitaplara yeniden döndüğüme memnunum o yüzden. Aşağıda yer verdiğim kitaplar ise, bu yıl sevdiğim, goodreads'de 4 ve 5 yıldız verdiğim kitaplardan oluşuyor. Her birinden uzun uzadıya bahsetmeye yine zamanım ve mecalim olmadığından kısa kısa yer vermeye çalıştım. Okuduğum diğer kitaplar goodreads'den görülebilir. 2015'te yine en az 85 kitap okumayı hedefliyorum.
Eduardo Galeano - Ve Günler Yürümeye Başladı
2014'e takvim formatında yazılmış bu gerçek vicdan ve isyan öyküleriyle başlayarak isabetli bir karar almışım. Nefis bir minimalizm örneği olan Ve Günler Yürümeye Başladı, her kitaplıkta bulunması gereken başucu eserlerden.
Jorge Luis Borges - Alef
Her yıl bir Borges öyküleri toplaması okuya okuya bir gün okunacak Borges yapıtı kalmayacak maalesef. Hiç değilse, tekrar tekrar okunabilecek öykü sayısı fazla, diyerek avunalım.
Vladimir Nabokov - Solgun Ateş
Gerçek bir edebiyat sevgisi ve oyunbazlığıyla yazılmış olan Solgun Ateş, Nabokov'un başka bir dünyadan gelmiş bir yazar olduğunu bir kez daha hissettiriyor. Çevirmen Yiğit Yavuz'un emeklerinin yansımaları yalnızca şiir kısmında değil, yalnızca bir dil oyunları derlemesinin ötesine geçen önsöz ve açıklamalar şeklinde ayrılmış roman bölümünde de görülebiliyor. Belli ki bir kez okumak yetmeyecek.
Puşkin - Yüzbaşının Karısı
Rus edebiyatından hala okumadığım klasiklerin arasında gezinirken payıma Puşkin düştü. Puşkin'in fazla ağdalı ve aşırı duygusal olmasından çekiniyordum. Sürükleyici ve duygusal bir klasik okurken bir sanat eserinin içine girmiş gibi hissettim sonuçta. Favori Rus klasiklerimin arasına aldım gitti.
Markus Werner - Yamaçta
Doludizgin bir psikolojik roman arayanlar doğru yere geldi. Sakin başlayıp diyaloglarla ilerlerken beklenmedik bir sona doğru ilerleyen Yamaçta, lezzetli bir Avrupa filmi havası da veriyor. Werner'in okurla flört edermiş gibi bir anlatımı var ve sonunda başa dönüp finaldeki bakış açımızla tekrar okumaya davet ediyor bizleri. "Düşünsel polisiye" etiketini benimsememek elde değil.
Marisha Pessl - Gündelik Felaket Teorileri
Ergen kızımız Blue, "havalı" bir gruba girer ve işler karışır. Gizemli ve güzel akıl hocası Hannah ile de hatırlanabilecek bir roman. Kitabın özetinin de özeti diyebiliriz ancak bu ifadelere. 1977 doğumlu yazarın kitabı fazlasıyla kalabalık bir popüler kültür göndermeleri bombardımanı sunuyor. Kimi bilgileri ve dipnotları fazla gereksiz bulabilir, yazarın dallanıp budaklanmış cümlelerinden yorulabilirsiniz. Benim içinse, her bölüme bir edebiyat eserinin adının verilmesi ve bölümlerdeki olaylarda bu klasiklere gönderme yapılması kitabı en başta sevme sebebimdi. Filmlerden repliklerle ilerleyen bazı diyaloglar ve yazarın sunduğu eğlenceli, gizemli ve bazen hüzünlü atmosferi de sevdim. Sevebileceğim göndermelerin sayısı da az değildi, ancak dediğim gibi, yazar biraz fazla gönderme peşinde koşarak bir roman yazdığını unutmuş dedirtiyor. Son iki yüz sayfada ise yön değiştirip gizemin çözülüşüne yöneliyor yazar ve her açıdan baş döndürücü bir roman okuduğumuzu bir kez daha hissediyoruz. Geriye yazarın bir diğer kitabı Night Film'in çevrilip yayımlanmasını beklemek kalıyor.
Miguel de Cervantes - Don Quixote
Ölmeden önce okumak istediğim klasiklerden birini daha okumanın sevinci içindeyim. İkinci cildi daha çok sevdim. Sancho Panza'ya büyük saygım var! Bundan sonra 1001 Gece Masalları'na ve Proust romanlarına yöneleyim en iyisi.
Selçuk Baran - Güz Gelmeden
Selçuk Baran'ın gözlemciliğini ve içselliğini seviyorum. Bu romanında birkaç karakterin bakış açısıyla okuyoruz olayları. Bozkır Çiçekleri ile birlikte favorim.
Neil Gaiman - Yolun Sonundaki Okyanus
Gaiman'ın en iyilerinden değil ama hoş bir tat bırakıyor bu küçük başka dünya yolculuğu.
Stephen King - Firestarter & The Dead Zone
Oldukça aksiyon ve adrenalin ağırlıklı Tepki, tam da bir şeylerden kaçmak istediğinizde okunacak kıvamda. Bir süre sonra abartıya kaçsa da Stephen King'e karşı koymak zor.
The Dead Zone karakter odaklı, King'in doğaüstünü biraz daha ikinci plana attığı romanlarından. Komadan uyanınca psişik güçlere sahip olunca etrafına uyum sağlamakta zorlanan John Smith'in hüzünlü öyküsü şeklinde özetlenebilir konusu. Daha çok Cronenberg'in sinema uyarlamasıyla tanınmakta ve gördüğüm kadarıyla bizde baskısı tükenmiş. Favori Stephen King romanlarım arasında yerini aldı bile.
Art Spiegelman - Maus
Bir Holocaust hikayesini grafik roman şeklinde okumak bünyeye fazla dokunuyor. "Artık yeni ne söylenebilir ki 2.Dünya Savaşı ve Yahudilerin yaşadıkları hakkında" diye düşünürken, Art Spiegelman'ın çizimleri yetişiyor imdadımıza. Baba-oğul çatışması da, toplama kampını çizgileyen sayfalar kadar önem taşıyor Maus'ta.
Alison Bechdel - Cenaze Evi Şenlik Evi
Bu yıl okuduğum bir diğer grafik roman olan Cenaze Evi Şenlik Evi, Six Feet Under dizisini de çok seven biri olarak beni mutlu etti. Kara mizah ve etkileyici çizimler özellikle yazarın çocukluğunu, ailesini ve çocukluk evini anlatıp çizgilediği bölümlerde beni daha çok cezbetti.
Antoni Casas Ros - Enigma ve Almodovar Teoremi
Antoni Casas Ros bu yıl tanıştığıma memnun olduğum yazarlardan. Kusurlu karakterler, doludizgin ilerleyen psikolojik betimlemeler, ucu açık finaller şeklinde sıralayabileceğim özellikler bir araya geldiğinde her zaman her yazarda aynı etkiyi vermiyor. Ros ise, "Takipçim olmalısınız" diyor.
Rodrigo Fresan - Kensington Bahçeleri
Bu kitabı bu yıl sevdiğim kitapların arasına alıp almamakta tereddüt ettim. Victoria dönemi ile 60'lar İngiltere'sinin iç içe geçtiği ve aradaki benzerliklerin vurgulanışı kitabın en ilgi çekici özelliği. J.M.Barrie'nin yaşamöyküsü ile Peter Pan sendromunu iliklerine kadar hisseden 60'ların çocuk kitapları yazarının öyküleri iç içe ilerliyor. Yazarın paralel kurgusu birçok okurun ilgisini çekecek gibi görünse de, bir süre sonra yorucu bir okuma deneyimine dönüşüyor. Yine de, yazarın edebiyat, toplum ve hayatla ilgili kendi düşüncelerinden altını çizdiğim çok cümle oldu. Goodreads'de buçuklu yıldız verme şansımız olsaydı 5 üzerinden 3.5 verirdim.
Orhan Pamuk - Beyaz Kale
Tarihi romanları pek sevmediğim için bu zamana kadar bekletmiştim. Sonuçta birinci grup favorilerim arasındaki Kara Kitap ve Yeni Hayat kadar etkili olmasa da, ikinci grup Orhan Pamuk favorilerimden Sessiz Ev'le aynı gruba aldım.
Margaret Atwood - Tufan Zamanı
MaddAddam üçlemesi, bu tarz post-apokaliptik/distopya hikayelerini sevmeyenleri de çekecek özelliklere sahip. Antilop ve Flurya'nın bir nevi perde arkası ve paralelinde geçen diğer olayları ve karakterleri sunuyor bize Tufan Zamanı. Farklı karakterlerin bakış açılarıyla ilerlerken, şu an yaşadığımız dünyadan çok da farklı olmayan bir kaynakların tükenişi krizini keskin gözlemleriyle ve usta anlatımıyla ele alarak okuru kolayca avucunun içine alıyor Atwood. Antilop ve Flurya'yı kasvetli bulanlar büyük ihtimalle Tufan Zamanı'nı daha çok seveceklerdir. Umarım üçlemenin son kitabı MaddAddam'ı da yakında okuma şansı bulabiliriz.
Margaret Atwood- Life Before Man
Sahafta tesadüfen bulmasam okuyamayacaktım. Ustaca yazılmış, üç karakterin bakış açısıyla ilerleyen psikolojik bir Margaret Atwood romanı. Bilinç akışı etkileri hissedilebiliyor.
Rose Tremain - Sınıraşımı
"Bir kitabı sevebilmem için karakterleri de sevmem lazım" diyenlerdenseniz, Sınıraşımı size göre olmayabilir. Kültürel farklılıklarla ailevi çatışmaların iç içe anlatıldığı bu küçük kasaba gerilimi, sırlara fazla bel bağlamasa daha çok okuru kendine çekebilirdi belki de.
Alice Munro - Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik ve Bazı Kadınlar
Alice Munro artık kıymetlilerimden oldu. Hakkındaki övgüleri sonuna kadar hak eden, hala hayattayken kıymetini bilmeniz gereken, öykülerinde beylik "Kanada'nın Çehov'u" tanımından çok daha fazlasını bulacağınız bir yazar.
Melisa Kesmez - Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz
"Beni temsil eden Türk yazarlar" diye bir liste yaparsam bir gün, sırf bu kitaptaki öyküleriyle bile listeye girebilir.
Lydia Millet - Benim Mutlu Hayatım
Benim Mutlu Hayatım adındaki bir kitap için fazlasıyla hüzünlü. Başına gelenlerin korkunçluğundan bihaber akıl hastası bir kadının geçmişe bakışı ve Millet'in kendine özgü anlatımı duygusal açıdan zorlayıcı.
Sevgi Soysal - Tante Rosa
"Tante Rosa gülünç bir ihtilal, başarısız bir cuntadır." Sevgi Soysal
Ben Lerner - Atocha'dan Ayrılış
Kurgu gibi hissettirmeyen kurgu zaman zaman birçok kurgusal yapıttan daha etkili olabiliyor. Entelektüel ve duygusal ikilemlerin kitabı.
Helene Wecker - Golem ve Cin
Golem ve Cin'i benim gibi sıkışık bir zamanınızda dinlenmek ve eğlenmek amacıyla okursanız epey keyifli zaman geçirebilirsiniz. Golem'in öyküsü ve fıtratına inat mücadelesi, kitabın en çok sevdiğim yanı oldu. Gerisi bildiğimiz akışta ilerliyor.
Ben Okri - Aç Yol
Öyle güzel bir dili var ki Okri'nin, sevinçten ağlayası geliyor insanın bir okur olarak. Büyülü gerçekçilikle Afrika'daki dramları başarıyla aktarıyor.
Bernhard Schlink - Yaz Yalanları
Schlink'in meşhur Okuyucu romanını okumadım ama filmden hatırladığım kadarıyla ifade edecek olursam, burada bulunan öyküleri o romanı sollar gibi geliyor bana. Geceleyin Bir Yabancı, Baden-Baden'daki Gece, Ormandaki Ev, Rügen'de Johann Sebastian Bach ve diğer öykülerin her biri ayrı bir edebiyat olayı. Etki açısından öykücülüğe olan inancınızı güçlendirecek kalibrede her bir öykü.
Peter Heller - Köpek ve Yıldızlar
Post apokaliptik yalnızlıklar, doğanın arındırıcılığı ve haşinliği, dingin ilerlerken sonradan tırmanan gerilim. Post-apokaliptik bir romandan ziyade bir yalnızlık senfonisi olarak görüyorum Köpek ve Yıldızlar'ı ve bu şekilde okununca çok daha etkili oluyor.
Roberto Bolano - Tılsım
Bolano bildiğimiz gibi. Sevenlerini hayal kırıklığına uğratmazken, Arturo Belano'ya bir kez daha selam çakmayı ihmal etmiyor.
Connie Willis - Kıyamet Kitabı
İleri teknolojinin bağımlısı olmuş bir dünyada bir virüs yüzünden eli kolu bağlanan insanlıkla, vebanın kasıp kavurduğu Orta Çağ'da bir ailenin ekseninde yaşananlar paralel olarak anlatılıyor. Tahmin edileceği üzere, bir süre sonra kesişiyor geçmiş ve gelecek. "Zaman yolculuğu deyince akan sular durur" diyorsanız okumanız lazım. Ancak uyarmalıyım ki, Orta Çağ'a zaman yolculuğu yapan Kivrin'in hikayesi günümüzde geçen bölümlerden açık ara daha iyi. Bunun yanında, Kıyamet Kitabı bir Outlander değil. Yani aşk meşk beklentisindeyseniz sizi başka yazarlara yönlendirelim. Kivrin'in hikayesi öyle güzel ve Kivrin'i bir karakter olarak o kadar sevdim ki, ileride sırf Kivrin'in bölümlerini açıp tekrar okuyasım var. Günümüzde geçen bölümlerde yazar işi fazla uzatmış maalesef ve diğer karakterlere de o denli özen göstermemiş. Aslolan, Kivrin'in hatırı anlayacağınız. Tarihsel bölümlerin gerçeğe ne kadar uyduğunu bilemeyiz tabii ama yine de o dönemle ilgili epey fikir sahibi olabilirsiniz.
Gabriel Garcia Marquez - Kırmızı Pazartesi
Yüzyıllık Yalnızlık hayranı değilim ve bu nedenle elim başka bir Marquez okumaya gitmemişti bir türlü. Kırmızı Pazartesi'nin gerek kurgu gerek toplumsal bakış açısı konusunda bir başyapıt olduğunu görünce çok sevindim haliyle.
George R.R.Martin - Kargaların Ziyafeti ve Ejderhaların Dansı
Kargaların Ziyafeti'ni çoğunluğun aksine beğendim. Bol Lannisterlı bölümler okumak güzeldi ve bu
kitaptaki olayların beklediğim gibi sonlanmasına sevindim.(İspiyonsuz
ancak bu kadar diyeyim. Kana susamış okurlar kitabın sonlarında tatmin olmuştur herhalde.) 4. kitapta katlanamadığım Daenerys'in olmaması çok rahatlatıcıydı benim için. Brienne bölümlerinin dizide çok daha iyi olduğunu da söylemek zorundayım. 5. kitap da kalınlığından dolayı değil, Daenerys'e katlanamadığım için bitmek bilmedi daha çok. Melisandre'nin bakış açısını görmek güzeldi 5. kitapta. Samwell Tarly'nin bölümleri de ilgimi çekti bu kez fakat Tyrion'un bölümleri biraz hayal kırıklığı yarattı. Sahi, Jon Snow'a da katlanamıyorum artık. Arya ve Bran hariç umursadığım kimse kalmadı diyebilirim. Yeni karakterlerden Martell'ler neyse de, Demir Adalıları söve söve okudum. Kısacası, bu serinin makul bir şekilde sonlanması gerekiyor yakın zamanda ancak ucu bucağı görünmüyor.
Julien Green - Leviathan
Bir başka küçük kasaba gerilimi. Fargo'nun üstüne okusanız daha bir cuk oturur sanki. Sonlara doğru melodrama bağlamasa daha iyi olacaktı. Yanlış anlamalara dayalı dramlardan ve komedilerden pek hazzetmiyorum.
Xavier de Maistre - Odamda Yolculuk
Bakış açılarımız çok benziyormuş Maistre ile. Başucu deneme kitaplarımdan oldu. Ayrıca, okura böyle kitap kapaklarıyla gel ey yayınevi!
Ian McEwan - Bir Parmak Bal
McEwan beni yine mahvetti - iyi anlamda. En sevdiğim 3 Ian McEwan romanından biri oldu Bir Parmak Bal. Diğer iki favorim: Sonsuz Aşk ve Yabancı Kucak. Kurguysa kurgu, karakterse karakter, romanssa romans, gizemse gizem.
Stephen Chbosky - Saksı Olmanın Faydaları
Young Adult türünün iyi örneklerinden The Perks of Being A Wallflower. Keşke çevirisi için de aynı şeyi söyleyebilseydim.
Joel Dicker - Harry Q Davası'nın Ardındaki Gerçek
Yılın en iyi kitaplarından. Gone Girl kadar ilgi çekmemesi büyük haksızlık. Bir polisiye-gerilim romanından fazlasını bulabileceğiniz, yazmak ve kitaplar hakkında da kaydadeğer cümleler söyleyen, elinizden düşürmenizin imkansız olduğu bir roman. Kurgusu ayrı güzel.
George Saunders - Aralığın Onu
Saunders'ı kişisel olarak bu yıl en sevdiğim öykü yazarları arasına alıp almamakta tereddüt ettim. Postmodernizmle aram o kadar da iyi değil. "Yeter ki hiciv olsun" diyenlerden de değilim. En sevdiklerim, Örümcek Kafasından Kaçış ve Semplika Kız Günlükleri öyküleri oldu.
Agatha Christie - Bağdat'a Geldiler
Poirot'suz, Miss Marple'sız, diğerlerinden farklı bir Agatha Christie romanı. Agatha Hanım'ın daha fazla Victoria Jones macerası yazmamış olması üzücü. Bol macera, sürprizler ve sempatiyle dolu bir roman.
Anton Çehov - Doktor Çehov'dan Öyküler
Çehov deyince de akan sular duruyor. Sırf 6 No'lu Koğuş öyküsü bile gerçek bir edebi cevher.
Marie-Sabine Roger - Allak Bullak
Okuma sevgisiyle gelen insanca bir dostluk öyküsü. Sinema uyarlamasının da romandan aşağı kalır yanı yok.
Fernando Pessoa - Huzursuzluğun Kitabı
İyi ki yaşamış ve iyi ki yazmış Pessoa. Toplum dediğin her zaman huzursuz edici bir yaşam alanı.
Wilhelm Genazino - O Gün İçin Bir Şemsiye
İçsel roman arayışında doğru yere gelmişiz. Jaguar Kitapları seçkisinden favori romanım oldu bu yıl. Kapak zaten efsane.
Luis Sepulveda - Aşk Romanları Okuyan İhtiyar
Sepulveda'nın Patagonya Ekspresi'ni okumuşluğum var ancak diğer romanlarını merak etmemi sağlayan bir roman değildi Patagonya Ekspresi. Yukarıda bahsettiğim Marie-Sabine Roger'in romanında adı geçince ve çok sevgili kitapsever arkadaşım ludmilla'nın da bayıldığını görünce, "ludmilla bu kadar sevdiyse vardır bir hikmeti" dedim ve alıp okudum. Sonuçta, bu yıl kendime yapabileceğim en güzel iyiliği yapmışım. "2014'te tek bir kitap seçecek olursan en sevdiğin kitap neydi?" diye soracak olursanız, cevabım Aşk Romanları Okuyan İhtiyar our. İnsan denen canavar karşısında her daim güzel ama bir o kadar da zorlu doğanın aslında ne kadar kırılgan olduğunu anlatan en iyi romanlardan biri olmasının yanısıra, nefis bir karakter öyküsü ve etkileyici bir yolculuk romanı. Kitap sevgisinin de Sepulveda'nın romanında hayati bir yeri var kitabın adından da görüleceği gibi. Jaguar ise romanın asıl yıldızı.
Stefan Zweig- Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü
Zweig'ın iki uzun öyküsünde gerçek edebiyat ruhu yakalamak. Bir Kadının Yaşamından 24 Saat öyküsünün mükemmelliğini her hatırladığımda gözyaşlarıma boğulabilirim. Bir Yüreğin Ölümü'nü ise okumasam da olurmuş sanki.
Stefan Zweig - İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar
12 gerçek tarihi an'ı bir başka yazardan okusaydım bu denli etkili bir okuma deneyimi yaşayamazdım.
Karen Russell - Timsah Park
Bir bataklık yolculuğunun bu kadar büyüleyici oluşu, Bigtree ailesinin kendine özgülüğünün getirdiği yalnızlık ve Karen Russell'ın şiirsel anlatımı kitabı sevdiren özellikler. Kitabın ikinci yarısındaki keskin dönemeçten biraz şikayetçiyim sadece. Gerçeklikle düşselliğin çatışması bu denli keskin bir olay örgüsüyle verilmek zorunda değil.
Robert Galbraith (J.K.Rowling) - Guguk Kuşu
Rowling nev-i şahsına münhasır dedektif Cormoran Strike'ı bizlere armağan edererek pek hayırlı bir iş yapıyor. Eğlenceli ve sürükleyici bu suç öyküsünün devamının geldiğini ve geleceğini duyduğuma çok sevindim. Boş Koltuk sıkıcılığının bu kitapta olmaması sevindirici.
Aleksandar Hemon - Lazarus Projesi
Kitabın başlığı gerilimli bir casus romanını andırsa da, anarşist diye aranan Lazarus Averbuch'un geçmişinin peşindeki bir yazarın Doğu Avrupa'ya yaptığı yolculuğu öykülüyor Hemon. Lazarus'un kız kardeşi Olga'nın bakış açısını okuduğumuz bölümler için kitaba 5 üzerinden 4 yıldız verdim. Psikolojik ikilemleri olan yazarın yolculuğunun tek ilgi çekici yanı, birlikte yola çıktığı gizemli fotoğrafçı Rora.
Sylvia Plath - Günlükler
Sylvia ile hayattan ve insanlardan beklentiler açısından değil, yaşadıkları karşısında hissettiklerinin yoğunluğu konusunda benziyoruz. Bir günlükten çok bir edebiyat olayı olduğu su götürmez. Plath'ın burada yazdıklarını görüp sonra intiharını düşününce neler kaçırdığımızı görüp üzülmek için okunur.
Romain Gary - Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı
Başyapıt başyapıt başyapıt. Daha fazla konuşmayacağım hayır, gidin okuyun! Bana yıllar sonra Onca Yoksulluk Varken'i tekrar okuttu ve iyi ki de böyle oldu. (Bu kitaba dikkatimi çeken sevgili arkadaşım ludmilla ve Marie Sabine Roger'in Allak Bullak romanı ile aynı romandan uyarlanan My Afternons with Margueritte adlı filme minnettarım.)
Virginia Woolf - Orlando
Zaman, sınır, cinsiyet tanımayan Orlando'nun öyküsünde birçok bilgelik gizli. Orijinali uzun süredir elimdeydi ama Woolf'u orijinalinden okumaya çekiniyordum. Sonunda doğru zaman geldi ve okuduğuma memnunum.
Jean Echenoz - Bir Yıl
Etkisi ve diliyle şaşırtan bir novella. Echenoz'un diğer kitapları da denenecek demektir bu.
Mo Yan - İri Memeler ve Geniş Kalçalar
Adı gibi eğlenceli anlarla dolu ve bir o kadar da sürükleyici ve dramatik anlara sahip, Çin'in tarihi ve sosyal gelişmelerinin etkisinde 9 çocuklu bir annenin, "Anlatılmaz, okunur" dedirten öyküsü. Mo Yan ailenin başına gelenler ve kullandığı benzetmeler konusunda zaman zaman abartıya kaçmış. Erkek çocuk Jintong'un bakış açısıyla bazen keyifli bazen yorucu bir deneyime dönüşüyor roman. Fakat yılın kaçırılmayacak edebi olaylarından. Edebiyatın en etkili ve unutulmaz anneleri arasında ilk sıralarda yer alır Shangguan Lu.
Herkese iyi okumalar ve mutlu bir yıl dilerim.




2 yorum:
Bu yazılarını çok seviyorum. Hemen kendime ufak bir liste yapacağım buradan. :) ilk kez duyduğum bir sürü yazar oldu.
Çok güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık :) Kitaplardan bazılarını okudum, bazıları okuma listemde, bazılarıysa yazıdan sonra okuma listesine alındı.
Yorum Gönder