Perşembe, Aralık 31, 2015

2015 Kitap Güncesi I



Yıl sonu muhasebelerinin en güzeli, yıl içinde okuduğumuz kitaplardan bahsettiğimiz kitap listeleri. Goodreads'e göre 2015 yılında 103 kitap okumuşum. Bu kez bu kadarını beklemediğimi söylemem gerek. Hedefimi 85 kitap olarak belirlemiştim. O kadarını okuyabileceğimden bile emin değildim.

2015'in benim için en önemli kazanımlarından biri Kindle Paperwhite oldu. E-kitapları bilgisayardan okumak yine öğrenci olup ders çalışmak gibi geldiğinden ve yanımda her zaman kitap taşıyamadığımdan yollarda ve başka yerlerde çektiğim çilenin haddi hesabı yoktu. Kindle hayatımı kurtardı bu açıdan.

2015'te severek okuyup goodreads'de 4 ve 5 yıldız verdiğim kitapları geleneği bozmayarak, 5 yıldızlıları öne alıp iki bölüm halinde yayınlıyorum. Kitapları büyük ölçüde de okuduğum sıraya göre ekledim.

5/5


Carlos Maria Dominguez - Kağıt Ev 

Jaguar Kitap'ın en güzellerinden. Etkileyici ve sürprizlerle dolu bir kitap sevgisi romanı. Tekrar tekrar okunur mu? Hem de nasıl.



Luis Fernando Verissimo - Borges ve Sonsuz Orangutanlar

Kitabın adının yeterince davetkar olduğu yetmiyormuş gibi, Borges, Poe, Lovecraft, sürrealizm, kitaplar ve cinayet derken şahane bir yolculuğa çıkıyoruz.


Marcelo Figueras - Kamçatka

Bir çocuğun bakış açısıyla ve hayalleriyle yansıtılan Arjantin kayıpları. Her şeyden önce hayal gücünün önemi üzerine bir güzelleme.



Stefan Zweig - Kitapçı Mendel ve Diğer Öyküler

Zweig'ın buradaki öykülerine hayatınızda mutlaka yer vermeniz dileğiyle.  Özellikle, "kendi dünyasında yaşamak" deyişinin tam karşılığı olan Kitapçı Mendel'in öyküsünü muhakkak okuyun. Zaten çarpıcı olmayan bir Zweig öyküsüne rastlamadım hiç.
 Hasan Ali Toptaş - Harfler ve Notalar

Toptaş'ın okuduklarını ve gözlemlerini içeren Harfler ve Notalar, yazarın o çok özel üslubuyla bu yıl okuduğum en özel kitaplardandı.

Elena Ferrante - Napoli Romanları 1 ve 2
Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım ve Yeni Soyadının Hikayesi


Ferrante'nin romanlarından bahseden herkes ağız birliği etmişcesine bu romanlarda arkadaşlık kavramının ve muhafazakar bir toplumun etkili bir şekilde sorgulandığından bahsediyor -ki evet bu romanların özeti ne derseniz, kısaca bu şekilde bahsedebiliriz- ancak yazarın her cümlesiyle bizi şaşkına çeviren olağanüstü sürükleyici ve keskin üslubundan bahseden pek az. Hakkında kişisel olarak pek bir şey bilinmeyen Elena Ferrante yerine başka bir yazarın elinden çıksaydı Lila ve Lenu'nun hikayesi, sanmıyorum ki bu denli etkili bir okuma deneyimi yaşayalım.


J.R.R.Tolkien - Yaprak Çizen Niggle (Leaf by Niggle)

Küçük bir mucize. Keşke daha uzun olsaymış. Hatta, hikaye değil, roman olsaymış.


Nihad Siris - Sessizlik ve Gürültü

Adsız bir diktatoryada kendi küçük mutluluklarına sığınırken, korku toplumunun kurbanlarına dönüşen karakterler.

4/5

Peter Zilahy - Son Pencere Zürafa

Monokl'ın nefis bir baskıyla okura sunduğu Son Pencere Zürafa, bir nevi resimli sözlük. Macar yazar çocukluğuyla katıldığı protestoları iç içe sözlük formatında anlatıyor. Özellikle biçemi unutulmaz.

Karin Tidbeck - Zeplin (Jagannath)

İskandinav öyküleri denince koşarak geldim. Öykülerin en güzel yanı, okurken insanın kendini gerçekten de kuzey ülkelerinin atmosferine kaptırması. Her biri, tek bir kadın karakterin başından geçen tuhaf olaylarmış gibi hissediliyor. Çok sevdiklerim de oldu, "Hiç bana göre değil" dediklerim de. Kara mizahlı, tekinsiz atmosferli fantastik öyküler okumak isteyenler kaçırmayacaktır.


Doris Lessing - Anılar

İngilizce baskısında olduğu gibi 2 cilt halinde yayımlansaydı çok daha iyi olurdu. Lessing'in anılarının ilk kısmında Güney Afrika'da geçen çocukluk ve gençliğiyle dönemin ırkçılık mücadeleleri bir aradayken, ikinci ciltte daha çok politikacı kimliğine ve yaşadığı aşklara odaklanıyor Lessing. Annesiyle olan çatışmaları, İngiltere'ye geldiğinde karşılaştığı zorluklar, romanlarının ortaya çıkmasına vesile olan kimi olayları okurken yaşadıklarını örnek alınası bir açıklıkla ve dürüstlükle kaleme alan bir yazar görüyorsunuz. Karşılaştığı bazı insanlardan biraz fazlaca bahsetmeye dalarken, keşke onun yerine romanlarının yazım sürecinden biraz daha bahsetseydi, diye düşünmeden edemiyorsunuz. Ayrıca, ileride tekrar basılacaksa, yeni bir çeviriyle yayımlanması da isabet olacaktır.

Doris Lessing - Martha Quest

Hayatta yolunu bulmaya çalışan idealist bir genç kızın hikayesi, Lessing'in keskin gözlemleriyle karşımızda. Kitapta çok öyle özdeşim kurup seveceğiniz karakterler yok. Martha'nın kendini bulma yolculuğunda karşılaştığı insanlarla ilişkileri eleştirel bir yaklaşımla ele alınıyor. Lessing'in hiç acıması yok. Şiddetin Çocukları serisinin devamını da bekliyoruz.

Doris Lessing - İyi Terörist

Doris Lessing'in tarafsız bakış açısı okuru daha da düşündürürken, detaycı gözlemciliğinde politik olanla kişisel olanın kaçınılmaz olarak iç içe hale gelmesinin şaşırtıcı olamayacağını vurguluyor. 

Diane Broeckhoven - Bay Jules ile Bir Gün

Kolektif Kitap'tan çıkan bu novella, tek bir günde geçen bir hayatı sorgulama öyküsü. En etkileyici uzun öyküler diye bir liste yapsam, eklerdim mutlaka.


Gonçalo M. Tavares - Beyefendiler

Şahane. Bay Valery, Bay Henri, Bay Brecht, Bay Juarroz, Bay Calvino ve Bay Walser gibi bölümlere ve "karakterlere" sahip bir kitabın başka türlü olması beklenemezdi. Tekrar tekrar okunup, eğlenilip, üzerinde düşünülecek farklı bir kurgu örneği. Bazı bölümleri diğer bölümlere göre daha fazla sevdiğim için 4 yıldızlılara ekledim.

John Connolly - Kayıp Şeyler Kitabı

Masalların daha karanlık versiyonlarını okumak isteyenler buraya buyursun. Günümüz dünyasından masallar evrenine geçen 12 yaşındaki David'in aslında ailesiyle hesaplaşma öyküsü olarak özetleyebiliriz romanı. Narnia'nın daha karanlık hali olarak da görebileceğimiz kitabın en iyi yanı, bildiğimiz masallara getirdiği yorum ve onları sunuş şekli. Hollywood hala nasıl sömürmediyse, hayret.



Paul Russell - Sergey Nabokov'un Gerçekdışı Yaşamı

Vladimir Nabokov'un gölgede kalmış erkek kardeşine hakkını verme çabasında yazılmış, hayali bir otobiyografi. Nabokovların yaşadığı dönemi, sürgünleri ve savaşları etkili bir şekilde aktarırken, yazar Nabokov'un ötekileştirilen yaşamına bir ağıt niteliğinde kaleme alınmış. Romanlarını sevdiğiniz bir yazarın kendi yaşamına ilişkin öğrendiklerinizden duyduğunuz memnuniyetsizlik karşısında yazara olan bakış açınızın değişip değişmeyeceğine dair de sorguluyor. 

Stefan Zweig - Korku

Bu yıl okuduğum Zweig öykülerinden biri. Psikolojik korkuları aktarma konusunda ders gibi adeta.

Albert Camus - Veba

Hep en sevdiğim Camus yapıtının Yabancı olduğunu söyleme klişesine yenik düşerdim. Veba'nın toplumsal bir roman olarak en etkili klasiklerden sayılması gerektiği inancına kapıldım bu romanı okuduktan sonra. Böyle kasvetli bir romandan beklenmeyecek ölçüde dozunda bir umudu var yazarın.


Romain Gary - Cennetin Kökleri

Morel'in filleri koruma mücadeleleri ekseninde insanlık, adalet, özgürlük sorgulanıyor. "İnsanca bir şeyi insanlarla birlikte savunmak istemekteki çelişki" üzerine en anlamlı romanlardan. Bununla birlikte, en sevdiğim Romain Gary romanlarından olduğunu söyleyemem, zira içine girilmesi pek kolay olmayan bir kurguya sahip.

Romain Gary - Uçurtmalar 

Uçurtmalar, Gary'nin insancıllığını ve kendine özgü bakış açısını bir üstte bahsettiğim Cennetin Kökleri'nden daha fazla hissettiğimiz bir İkinci Dünya Savaşı romanı. Okuru yine unutulmaz bir karakterle tanıştırmayı da ihmal etmiyor.

Orhan Pamuk - Kafamda Bir Tuhaflık

Masumiyet Müzesi'nde yaşadığım hayal kırıklığından sonra bunu gayet sevdim.

Sevgi Soysal - Yürümek

Karakterin kafasının içinde dolaştığımız bir Sevgi Soysal romanı.

Ngugi Wa Thiong'o - Bir Buğday Tanesi

Bir Afrika romanından bekleyebileceğiniz birçok şey bu romanda. Sömürgecilik ve emparyalizm farklı karakterlerin yolculuğunda, geriye dönüşlerle anlatılıyor.


Jhumpa Lahiri - Saçında Gün Işığı (The Lowland)

Bu yıl tanıştığım en iyi yazarlardan biri Jhumpa Lahiri. Hindistan'da büyüyen iki kardeşin Amerika yolculuğu, göçmenlik, üç nesile yayılan bir yolculuk, aile olmak ya da olamamak. Şahane kurgu. Çok zengin ve renkli bir roman. Yazarın diğer kitapları da en kısa zamanda bulunup okunacak.

Azar Nafisi - Reading Lolita in Tahran

Tahran'da Lolita okuma(ya çalışma)k. Tahran'da kadın olmak. Tahran'da kız öğrenci olmak. Tahran'da kadın akademisyen olmak. Başka söze gerek yok.

Jorge Luis Borges - Düşsel Varlıklar Kitabı

Borges yaşasaydı, bu kitaba bir o kadar daha düşsel varlık eklerdi.

Susanna Clarke - Jonathan Strange & Mr.Norrell

Zengin karakter gelişimiyle ilerleyen karanlık bir büyü dünyası. Klasik anlamda iyi-kötü ayrımıyla ilgilenmeyen, bol dipnotlu, tekinsiz bir periler evrenine sahip, buraya yazdığım dizisi de bir o kadar lezzetli olan güzel bir fantastik roman.

 John Berger - Görme Biçimleri

Özellikle dikkate alınması gereken bölümler: Kadınlara bakış açısı, sanat ve çıplaklık, reklamlar ve dünyamız.


Alexandros Papadiamantis - Hadula

Karşı konulması güç bir karakter. Ataerkillik cehenneminde tartışmalı seçimler. Yılın en muhteşem kitap kapağı. İyi çevirinin değerliliği.

Rose Tremain - Müzik ve Sessizlik 

Çok karakterli bakış açısıyla anlatılan eğlenceli bir tarihsel roman. Doğadaki seslere anlam verebilen kayıp çocuk Marcus ile Kraliçe Kirsten'in bölümleri favorilerim. Gerisi yer yer bilindik bir seyir izliyor.


Wilhelm Genazino -  Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk

Günlük hayatın içinden var oluş sancıları. Kalabalıklar içindeki yalnızlıklar. Bolca bilinç akışı ve Genazino'nun sağlam gözlem gücü. 2016'da yeni Genazino romanları bizi bekliyor. Kuşlar söyledi :)

Alice Munro - Sevgili Hayat

Her bir Alice Munro öyküsünde okurun hissettiği ziyaretçi olma hali. Karmaşık olaylar yerine, günlük hayatın karmaşıklığı var yine.

Jean Echenoz - Ravel

Sevdiğim bir bestecinin hayatının bir döneminden kesitler. Bir kısa romandan ziyade, uzun bir şir okuyormuşum gibi hisettirdi Echenoz.

Herta Müller - Keşke Bugün Kendimle Karşılaşmasaydım 

Herta Müller'den yine anlatının sınırlarını zorlayan bir roman ve üslup. Faşizmin gündelik hayata yansımaları. Bir anılar ve imgeler yolculuğu.


Philip K. Dick - Yüksek Şatodaki Adam, Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?, "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis 

Artık en sevdiğim bilimkurgu yazarının Philip K.Dick olduğunu söylesem, abartmış olmam. Daha okunacak bir dolu Philip K.Dick romanının olması sevindirici bir şey. Karakterlerine benliklerini ve gerçekliği sorgulatırken okur olarak hissettiğimiz melankoli bir yana, toplum eleştirisinden yoksun bir bilimkurgunun kof olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşündürüyor.

H.G.Wells - Efendi Uyanıyor

Wells'in kitlelere olan inançsızlığına katılmamak elde değil. Edebiyatın ilk distopyasında yazarın şu anki bazı teknolojik gelişmeleri çok önceden bildiğine tanık oluyoruz. Fakat romanın sonu daha etkili olabilirdi sanki.


Hans Fallada - Herkes Tek Başına Ölür

Nazi Almanyası'na genellikle Yahudiler ekseninde bakmaya alıştıysanız, Hans Fallada'nın dönemin korku toplumunda sıradan Alman insanının iğneyle kuyu kazan çabalarını etkileyici bir biçimde anlattığı bu "içeriden bakış" romanını es geçmemelisiniz. Yılın duygusal açıdan da en ezici romanlarından biri oldu benim için.

Enis Batur - Kitap Evi

Kağıt Ev'i sevenlerin bunu da sevmesi kaçınılmazdı. İleride yeniden okunacak.


Chimamanda Ngozi Adichie - Americanah

Keskin gözlemleri olan bir yazar Adichie. Sözünü sakınmaya da hiç niyeti yok. Nijeryalı bir kadın ve erkeğin önce aşk hikayesini, sonra ise göçmenlik yolculuklarını anlatıyor Americanah'da. Özellikle Amerika'da geçen bölümlerindeki çarpıcı ve bir o kadar ironi yüklü toplum panoraması, romanı kaydadeğer kılıyor. Amerika'da beyaz ya da siyah olmak bir yana, siyahlığın da kendi içinde derecelerinin olduğunu ve ayrıcalıklı bir beyaz olmamanın sıkıntılarını günlük yaşamdan nüanslarla destekleyerek aktarırken, eğlenceli bakış açısından uzaklaşmıyor. Karakterlerini okurun mutlaka sevmesi gerektiğini de belli ki düşünmediğinden, göçmenliği ve ırkçılığı işleyen klişe romanlardaki kahraman karakter/güçlü kadın prototipinden uzak duruyor. Ülkemizde yayımlanan ve bu romanının ardından okuduğum Yükselen Güneşin Ülkesinde'nin vaat ettiği bir Afrika romanının gerektirdiklerinden çok daha fazlası var Americanah'da ve umarım bizde de çevrilip yayımlanır.


Ben Okri - Tehlikeli Aşk

Kötü bir Afrika romanıyla karşılaştığım nadirdir. Daha önce diline hayran kaldığım Aç Yol romanının ardından, Tehlikeli Aşk da hüzünlü bir rüya gibiydi.

Edouard Leve - Otoportre

"Şunu severim, şunu sevmem" şeklinde ilerleyen bir otoportrenin enteresan bir şekilde insana değişik bir bakış açısı kazandırabileceğini görürsünüz okuduğunuzda.

Karl Ove Knausgaard- Kavgam 1

Knausgaard'ın  otobiyografisinin en önemli özelliğinin açıklık olduğu bariz. Detaycılığı bazen yoruyor, bazen şaşırtıyor, bazen hayran bırakıyor. Bu kadar fenomene dönüşmesini gerektirecek bir durumu olduğunu düşünmüyorum ve devamını okur muyum, emin değilim ama otobiyografi olayına farklı bir boyut kattığı kesin. (Buraya, "uzaklara bakan cool İskandinav yazar" pozlu fotoğrafını eklemeden bir yere bırakmam sizi.)

                                                                     ...mutlaka devam edecek...





















1 yorum:

Unknown dedi ki...

Bol kitaplı yeni yıllar ! :) Keşke toplumumuzda da yılda hiç olmadı 10 kitaplık bir okuma oranı olsa. Ama ne yazıkki hergün gelen acı gazete haberleri kadar tüketilmiyor.

Seneler sonra eski bir blogger olarak yazılarına rastlamak çok güzel.
Ziyaretleşmek üzere :)

www.hayatseyahat.com