Yaşamakla çalışmayı bir tutan insanlar, gündelik korkular ve heyecanlar, ailesinin isteğiyle evlendirilen bir adam (Lin), onun geleneksel Çinli kadını temsil eden karısı (Shuyu), karısının ayaklarını bağlamasından ve bir türlü modernleşmeye yanaşmamasından utanan adamın modern Çinli kadını temsil eden çalışma arkadaşlarından birinden etkilenmesi (Manna), sonrasında yaşadığı arada kalmışlık hisleri, evlenmediği için alay konusu olup dışlanan modern genç kadın, bir yandan onu dışlayıp öte yandan genç kadının bağımsızlığına imrenen ikiyüzlü insanlar, zulme bulandıkça toplumda yükselen erkekler, boşanmanın utanç olarak görüldüğü bir toplum.... Tanıdık geldi mi?
Bir türlü boşanamayan Lin, sevgilisi Manna ile senelerce bu boşanmanın nihayetlendirilmesini bekler. Kitabın adı da bu bekleyişe göndermedir. Acaba yıllar sonra amaçlarına ulaştıklarında her şey hayal ettikleri gibi olabilecek midir? Kitabın sonunu açık etmek istemem ama yazarın daha çok iki farklı kadının arasında kalan Lin'in çelişkilerine ve pişmanlıklarına odaklandığını söyleyebilirim. Toplum baskısı ise kitabın belkemiğini oluşturan en önemli unsur. "Elalem ne diyecek" diye hayatlarını boşa harcayan insanların öyküsü...
2 yorum:
Pen Faulkner ödülü almış bu kitap, Cunningham'ın da bu ödülü Hours'la aldığı düşünülecek olursa okunmaya değer gibi duruyor. Listemde var, okuyacağım bir ara. Yazdıkların da kararımı destekledi :)
eh bi başyapıt değil ama okumaya değer :)
Yorum Gönder