
"Yaşamı o kitapta olduğu gibi yoğun yaşayıp yaşamadığımı düşündüm. Aşkı, duyguları, özlemleri? Yoksa ben yaşanan tüm olayların bir gözlemcisi, dünyanın, duyguların, özlemlerin, ülkelerin, alışkanlıkların bir seyircisi miyim? Belki de gövdenin öldürücü acılarını gözlemci olarak taşımak daha kolay olurdu..."
(s.92)
Tezer Özlü'nün kendi yaşamını sorguladığı Çocukluğumun Soğuk Geceleri'ni ve günce özelliği taşımasının yanında, yaşamından gelip geçen bazı insanları da içine alan öykülerin bulunduğu Eski Bahçe - Eski Sevgi adlı derlemesini de okuduktan sonra bile, ölümün neden bazı insanlarda tutku derecesine varıdığını anlamıyorum, anlayamıyorum. Ölüme bir güzelleme şeklinde yazılan edebiyat eserlerini tehlikeli buluyorum. Okur için de son derece yıkıcı oluyor. Yine de Tezer Özlü'nün melankolisini en yalın ve etkileyici haliyle betimleyen yazarlardan biri olması bu düşüncelerimi tersyüz ediyor. Her şey son derece keskin ve içini yakıyor yazarın kitaplarında. Bunun yanında, yazarın üslubunu çekici kılan öğenin yalnızca melankoli kavramı olduğunu söylemek eksik bir ifade olacaktır. Ölümü her satır aralığında hissetsek de, yazarın ayrıntılı gözlem gücü ve gördüklerini betimleme biçiminde yaşama olan tutkusu da hissediliyor.
Hayalet Oğuz öyküsüne özellikle dikkatinizi çekerim.
2 yorum:
İnsanı gerçekten melankolikleştiriyor ölüme güzellemeler, okurken yorucu oluyor çok, yaşam enerjimin çekildiğini hissediyorum.
Genelde bu tip kitapları çok da mutlu olmadığım bir zaman okumayı tercih ediyorum, Tezer Özlü'yü seviyorum ama diğer kitaplarını okumak için böyle bir zamana ihtiyacım var, çok mutlu olmadığım ama üzüntüyle de baş edebilecek bir konumda olduğum bir zamana. Onun için şimdilik diğer kitapları askıda :)
Tezer Özlü gibi yazarlar belli zamanlar içindir. Ben de sürekli erteliyordum okumayı. En sonunda elime alıp okumaya cesaret edebildim.
Yorum Gönder