
Herkes Gerald Butler ile Hilary Swank arasındaki uyumdan bahsediyor olabilir, ama filmin asıl esas oğlanı Jeffrey Dean Morgan'dır. Bu izleyicinin duygularını dört bir yandan sömüren filmin en güzel yanı, şahane yeşillikteki huzur verici İrlanda görüntüleriyle, Grey's Anatomy ve Supernatural dizilerinde de oynayan J.D. Morgan'dır.
Nim's Island

En güzel yanı manzaraları olan bir film daha var karşımızda. Adalı, okyanuslu filmler genelde göz bayramı yaşatırlar zaten. Son zamanlarda en çok eğlendiğim filmlerden biri oldu kendisi, sonu korkunç derecede klişe olsa da. Jodie Foster'la şirine Abigail Breslin şahaneler. Jodie Foster'a komik roller daha çok yakışıyor ama nedense daha çok gerilim filmlerinde görülüyor kendisi. Abigail de şimdiden bir sürü filmde rol kapan bir yetenek fıçısı ve neyse ki yapmacık Dakota Fanning'i unutturdu bizlere. Gerald Butler bu filmde de vardı ve onu da 300 Spartalı'dan sonra onun türevi maço filmlerde görmediğimiz için şanslıyız.
Irina Palm
Marianne Faithfull, torununun hastalığı için para biriktirmek amacıyla fahişelik yapmaya başlayan orta yaşlı bir kadını canlandırıyor bu filmde. Hiç tavsiye etmem izlemenizi, keza hiç bitmeyecekmiş hissi veren rahatsız edici sahneleri var ve çok sıkıcılaşabiliyor çoğu zaman. Öte yandan, insanların önyargılarını ve ikiyüzlülüklerini gerçekçi biçimde betimlemesi ve Marianne hanımın oyunculuğuyla takdir edilebilir.
The Savages
Yaşlanmak, ölüm, aile, insanın zaafları, yalnızlık, yazarlık, entelektüellik kavramları, Laura Linney-Philip Seymour Hoffman gibi birlikte bir filmde görmeyi yadırgamayacağınız isimler eşliğinde işleniyor. Uzun zamandır görüşmeyen iki kardeş, yaşlı babalarına bir bakım evi ararken kendi hayatlarını da sorguluyorlar. Kimi zaman filmin temposu düşse de, bağımsız ruhlu filmleri sevenler izlemekten memnun kalacaktır. Away From Her'deki yaşlılık-bunama-ölüm temasından daha gerçekçi ve daha insancıl geldi bana bu film. Bir çeşit kara mizahı da içinde barındırmasının etkisi var sanırım.
Caro Diario
İtalyan yönetmen Nanni Moretti'nin tv'de rastladığım bu filmi, bir filmden çok gezi günlüğü gibi. Sonuna kadar izleyemedim, çünkü tv'de film izlemek bir ton reklam izleme mecburiyetini de beraberinde getiriyor ve sonuna kadar bekleyemedim o yüzden. Filmde yönetmen bir yandan İtalya'yı ve adalarını turluyor, bir yandan da yazmaya ve düşünmeye çalışıyor.
9 yorum:
bakalım sera hanımcım "the savages"ı izledi mi izlediyse ne dedi diye açtım bir baktım o da ne? meğer benim "izledikten sonra okurum" postun içindeymiş the savages.
ben fena halde vasat buldum filmi. evet hoşluklar var ama filmden geriye ne kaldı? farklı olan neydi? laura linney sahiden mükemmel miydi ilk 5e giricek kadar? bilmiyorum. yönetmen olarak tamara mıydı neydi bişeler yapmaya ÇALIŞMIŞ gibi geldi, ama sıcaklık ve birçok şeyi anlatmaya çalışması falan hoş ama başarılı ve oturaklı bir film mi? ne yazık ki değil.
ayrıca yakında 5.blogumu açmayı düşünüyorum!
EVET SADECE FİLMLER HAKKINDA! YAŞASIN!
demin çok heveslenmiştim de isim bulamadım!
isim bul bana sera! blog adresi, sinematografik bişeyler olsun!
The Savages pek öyle akılda kalacak bir film değil. Laura Linney'nin de daha iyi oyunculuklarını görmüştük.O yüzden dediklerine katılıyorum.
İsimler konusunda ise pek yaratıcı değilim maalesef :) aklıma bir isim gelirse söylerim.
bak senin için p.s. i love you'yu da izledim, diyorum ki bir irlanda propogandası bu kadar mı yapılır? çüş! fimi bir erkek olarak elbette ki beğenmedim ben zaten "2 days in paris" türü romantik komedi severim ki o da pek aklı başında tipik klasik romantik komedi değildi, julie delpy gene yapmıştı yapıcağını.
ps i love you'nun en büyük belki de tek büyük artısı bazı komik sahneler ve bilhassa friends'in phoebe buffay'i LISA KUDROW! hani şu sarışın filmde evlenen hatun! bir kadın bu kadar mı süper olabilir? friends'i sevme sebebiminin ilk3'ündedir.
ayrıca dünya üzerinde tarz olarak Lisa Kudrow ile Julie Delpy'i bir ben mi çok benzetiyorum? sakın ne alaka falan deme valla kızarım! :D
Lisa Kudrow filmde çok iticiydi bence. Friends'i de izlemediğim için bir şey diyemeyeceğim. P.S I love You'da bana gerçekçi gelen Hillary Swank'in tipik romantik komedi prenseslerine benzemeyip son derece gerçekçi görünmesiydi. İrlanda propogandası Amerikan propogandasından iyidir ayrıca :D
2 Days In Paris tipi filmleri ben de daha çok seviyorum tabii ki. Ama o daha bağımsız ruhlu bir film, bu ise yine Amerikan stüdyo filmi. Karşılaştırmaya gerek yok. Ne alaka ayrıca Delpy ve Kudrow :pp
AaAaAaAaAaAaA!
o kadar kızdım ki, lisa'mı kudrow'umu savunmicak kadar kızdım sana! :DD
bence sen "savage grace"i izle ve dumur ol. oha diyorsun. çüş diyorsun. six feet under neymiş ki be diyorsun "oha"lıkta diyorsun. şimdi de sakın bana "six feet under'lıkta oha'lık ne vardı canım?" deyip "ahaha" diye gülme!
vallla AaAaAa! lisa'ya çok ayıp ettin... bak üç nokta! o derece!
ortadaki paragrafını anlamadım düzgün konuş :p
Lisa Kudrow'u sevmek zorunda değilim ayrıca :D
the savages'i ben de vasatin alti buldum. Ben Hoffman'i uzun zamandir takip ederim ama bu filmde bu bunalimli tipiyle beni etkilemeyi pek basaramadi.
Bir de su Jeffrey Dean Morgan cok hos guluyor:) Yalniz bu adami bazen Javier Badem'le karistiyorum. Tipleri azicik birbirine benziyor:)
Jeffrey Dean Morgan'ı daha fazla film ya da dizide görmek dileğiyle diyelim o zaman :)
Yorum Gönder