Çarşamba, Ağustos 27, 2008

Dark Knight


Son zamanlarda beni heyecanlandıran pek fazla sinema olayına rastlamadım. Kardeşimle sinemada izlediğimiz Narnia da benden çok kardeşime hitap ediyordu. Yazın daha az film izliyorum genelde. Kitaplar ise daha çok yer kaplıyor hayatımda, ki son yazdığım kitap yorumundan bu yana 5-6 kitap daha okudum. Üşengeçlik dizboyu.

Kara Şövalye'den başka beklemeye değer bir film yoktu kısacası. Sinemaya gelsin diye bekledim bu vakte kadar ama dublajla karşılaşınca biraz hayal kırıklığına uğradım. Narnia'nın bile orijinal dilde gösterildiği düşünüldüğünde, sinema salonlarını anlamam gittikçe daha az mümkün oluyor.

Filme döneyim; dedikleri kadar iyi bir film mi, Heath Ledger ne alemde imiş, diğer oyuncular gölgede mi kalmış, imdbdeki 9 küsür yıldızını hak ediyor muymuş şeklinde herkesin merak ettiği sorularım vardı benim de. Sonuç ise beklediğimin üzerinde bir derinlik. Bir süper kahraman filminin çok çok ötesinde olmasının yanı sıra, vizyondaki diğer sabun köpüğü kahraman filmlerinden ayrı bir yerde duruyor içerdiği yoğun alt metinle. Basbayağı politik ve felsefi bir film. Anarşi, kaos, otorite, iyilik ve kötülük, kahramanlık sorgulanıyor ve öyle sahneler var ki oturup kalakalmanız olası. Otoriteyi temsil eden şahısların güvenliğinin tüm halkın güvenliğinin önünde tutulması, kukla gibi oynatılan adalet sistemi, 11 Eylül'e göndermeleriyle gücünü kabul ettirmek için anarşiye ihtiyaç duyan otorite ve devlet... Karakterlerin karşı karşıya gelip kimi diyaloglar sarf ettikleri sahneler tüm bu alt metinleri daha da etkili kılıyor.

Joker meselesine gelelim. Heath Ledger öyle merakla takip ettiğim bir oyuncu değildi. Brokeback Mountain gibi bazı filmlerde etkili bir duruşu vardı ama çok da merak etmiyordum Joker rolünde nasıl görüneceğini. Filmi izledikten sonra ise, filmi götüren en önemli unsurların başında geldiğini görüyoruz Ledger'ın ve Joker'in. Jack Nicholson'ın komik ve eğlenceli Joker'inin yanında oldukça ürkütücü görünüyor ve sağı solu belli olmuyor. Diğer karakterlere baktığımızda ise, Joker'in tavrıyla diğer karakterlerden, üstelik Batman'den bile daha dürüst ve açık olduğunu düşünmeye kadar vardırıyorsunuz işi. Heath Ledger'ın oyunculuğu zaman zaman Al Pacino tarzı bir oyunculuk gösterisine benziyordu ve kendisinin en iyi performanslarından biri olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Onun görünmediği sahnelerde sıkılanları anlayabiliyorum.

Batman, adı üstünde, burada çok daha karanlıktı ve özellikle filmin sonlarındaki cep telefonlarının dinlenmesi olayı çok şey anlatıyordu. Kendi içindeki şeytanlarla da uğraşmak zorunda olmasıyla katıksız kahramanlık kavramını tepetaklak ediyordu. Ama tabii ki oyunculuk açısından, Heath Ledger'ın merhum olmasının da etkisiyle, Christian Bale biraz gölgede kalıyor burada. Aaron Eckhart'ın da kendisinden rol çaldığı söylenebilir, ki sonlardaki "her açıdan" deforme olmuş haliyle etkili görünüyordu. Michael Caine ve Morgan Freeman beklendiği gibi usta aktörlük mertebesinin hakkını verirken, Gary Oldman ve Maggie Gyllenhaal hiç de beklediğim gibi değildi. Gary Oldman çok sıradandı, kesinlikle kötü, ikircikli ruhlu karakterleri canlandırmalı eskisi gibi. Nerde o kafasını 180 derece döndürerek Beethoven eşliğinde cinayetler işleyen kötü polisler, Draculalar vs.ler, of ki ne of. Dark Knight'ta Harry Potter'daki rolünden bile vasattı. Maggie Gyllenhaal ise Katie Holmes'den çok daha iyi olmasına rağmen çok da akılda kalmıyordu performans olarak. Filmin en büyük eksikliği de güçlü bir kadın karakterin olmamasıydı kanımca ve bundan sonraki filmde Kedikadın'ın piyasaya çıkacağı söylentilerini düşününce daha iyisini umut etmek geliyor elden. Michelle Pfeiffer'ın Tim Burton filmindeki unutulmazlığını ve karizmasını aratmayacak bir isim seçilmeli.

Tim Burton demişken, gotik Gotham şehrinin yerinde yeller estiğinin, basbayağı New York'un canlandırıldığının altı çizilmeli. Bu seçimin filmin içerdiği her şeye daha çok uyum sağladığı bir gerçek ama yine de Tim Burton'ın iki Batman versiyonunun yeri her zaman ayrı olacak.

5 yorum:

Ludmilla dedi ki...

Ben hala izleyemedim, gelmedi malum, artık torrent morrent bulup indirmek farz oldu.

halle faciasından sonra kedikadın bulmak zor olacak bence. oynamak cesaret ister yani :)

mayksisman dedi ki...

ya ben indirdim de haliyle daha yeni olduğundan süper kalite de değil.


ve evet ben ille de süper kalite de film izlemeliyim! :D

Sera dedi ki...

ludmilla: yeni kedi kadının halle berry'yi unutturması şart. michelle pfeiffer'ı da aratmaması lazım tabi.

triancula: yapma etme gözünü seveyim ziyan etme filmi kalitesi kötü korsanlarla :)

nurvenur dedi ki...

Ben filmi gayet guzel, orijinal halinde, Amerika'daki bir sinemada, cok buyuk bir ekranda ve cok iyi ses kalitesi ile izledim. Kiskandirayim seni:)

Filmi izledikten sonra, evin her yerine joker'in resimlerini, fotograflarini asmak istedim. Cok iyi bir oyunculuktu. Cok cool'du kesinlikle. Iyiligin savunucusu sozde Batman yerine, piskopat Joker'i bin kez tercih ederim. Filmi izlerken de hep Joker kazansin bu savasi diye dusundum.
Bu ouyunculugu gorunce, yazik etmis Heath Ledger kendine demekten de kendimi alamadim.
Bu sene en iyi erkek oyuncu oskari ona gider diyorlar, ben de ona gitsin isterim dogrusu.

Filmin sistem elestirisi de cok yerindeydi. Adalet, guc dengeleri, iyilik, kotuluk uzerine seyirciyi dusundurmesi de filmi klasik kahraman filmlerinden oteye tasimis.

Sera dedi ki...

çok şanslısın kıskandım seni :)

Joker'li sahneler en izlenesi sahnelerdi ve ödül törenlerinde de bol bol adından söz ettireceğe benziyor.