Cuma, Ekim 31, 2008

bugünü yaşama arzusu

İnsanlar yıkıcıdırlar, çıkarcıdırlar, riyakardırlar. Gösterdikleri hiçbir tutum, neden oldukları sıkıntı, verdikleri ve verecekleri acı potansiyeli şaşırtıcı değildir, çünkü insanlık budur. "İnsancıl tutum" ve "hümanizm" dedikleri şey de pembe düşlerin uzantısıdır. Artniyet insanlığın diğer adıdır. Tam her şey yolunda gidiyor derken, beklenmedik bir şey olur ve çığrından çıkar her şey. Hiçbir iyilik cezasız kalmaz. Schopenhauer'ı yalnız kendi benliğine sığınıp insanlardan kaçtığı ve insan yakınlaşmasının getirdiği sıcaklığı yadsıyıp sadece ilişkilerdeki hastalıklı yanlara karşı farkındalık gösterdiği için suçlayamazsınız. "Bütün kişisel ilişkilere sır gibi bak ve yakın arkadaşlarınla bile tam bir yabancı gibi kal... Çünkü koşullar değişince bizim hakkımızda bildiği en zararsız şeyler bile bizim zararımıza olabilir", diyorsa eğer bir bildiği vardır ya da "Bir insanın karakterinin kötü yanlarını unutmak zor kazanılmış bir parayı sokağa atmak gibidir" şeklindeki aforizmalarında da. Biraz burnu büyüktür belki, ama söylediklerinde doğruluk payı olmadığı anlamına gelmez bu tavrı.
Yalom'un Bugünü Yaşama Arzusu, Nietzsche Ağladığında kadar soluk kesici bir çarpıcılığa sahip olmasa da, okurken ya da okuduktan sonra donup kaldığınız ve üzerinde düşündüğünüz bir terapi kitabı. Grup terapisinin geçtiği bölümler özellikle sürükleyici. Schopenhauer'ın yaşamından kesitlerin olduğu bölümler de ilgi çekici olsa da, Nietzche Ağladığında'nın derinliğinden yoksunlar. İki nihilist düşünür karşılaştırılacak olursa, Schopenhauer'ın çok daha katı gerçekçi bir varoluşçu nihilist olduğu anlaşılıyor kişiliğini ve yaklaşımını okuyunca. İster istemez de okur bir karşılaştırmaya girişiveriyor.

"Biz talihsiz insanlar geçmiş ve geleceğin o kadar etkisi altındayızdır ki, şu anda kısaca geziniriz."

"An'ı yaşamak" düşüncesinin artık birçok yerde karşımıza çıkmasına ve basmakalıplaşmasına rağmen, yaşadığımız an'a odaklanmadığımız sürece geçmişle geleceğin hissettireceği memnuniyetsizlikten kurtulamayacağımızı kişisel gelişim kitaplarının çiğliğinden ve soyut-teorik düşünür yaklaşımından uzak bir biçimde ele alması kitabı değerli kılıyor.

"İçsel doğamız tahrip edilemezdir, çünkü biz hayat gücünün, istencin, sürekli olarak var olan kendi içindeki şeyin tezahüründen başka bir şey değilizdir. Bu nedenle, ölüm gerçek yok oluş değildir; anlamsız hayatımız sona erdiğinde zamanın dışında yatan birincil yaşam gücüne yeniden kavuşacağız."

4 yorum:

irene dedi ki...

hmm merak ettim bu kitabı:)

Sera dedi ki...

tavsiye vermek pek adetim değildir. genelde kendi yorumlarımı yazarım buraya. ilgini çektiyse okumanı tavsiye edeyim o zaman :)

komposto dedi ki...

okumamıştım bu kitabı, tek tek geçiyorum bütün yazılarının üstünden, bu arada kalmışlık günlerimin uğraşı oldu.

kapaktaki resmin tam halin de ekleyeyim bari, eksik yer kalmasın:)

http://imagecache5.art.com/p/LRG/6/663/GQAC000Z/marc-chagall-birthday.jpg

Sera dedi ki...

tek tek okunmak enteresan bir şey. ta eskilerdeki pek ahım şahım olmayan şapşal yazılarım özellikle. :)