Çarşamba, Kasım 11, 2009

Ezber bozan filmler 1: The Chaser

Son zamanlarda art arda harika filmler bombardımanına tutuldum. Hepsinden kısa kısa bahsetmek isterim.

Ezber bozan filmlerden bahsederken, ilk olarak bir Kore filminden bahsetmekte mutlaka fayda var. Chugyeogja/The Chaser'dan ilk olarak nerede haberdar olduğumu anımsamıyorum. Sanırım takip listemdeki bloglardan birinde görmüştüm ve ilgimi çekmişti. Son izlediğim Kore yapımının Gwoemul/Host olması da beklentilerimi yükseltmişti.

Baştan sonra farklı eğilimleriyle dikkat çeken bir film The Chaser. Baş karakterin kadın pazarlayan kötü ünlü bir eski polis olması, kızları kaçıran kötü adamın öyle bariz bir "kötü adam" kimliğinin olmaması ve bu halinin onu daha da tehlikeli hale getirmesi ve özellikle de kaçırılan kızın sonlara doğru ilerleyen hikayesinde, "sonu kesin şöyle olur" derken seyirciler olarak yüzümüze tokat vurulması, bir türlü suçluluğu ispat edilemeyen katil, katilin katilliğini ispat edeceğim derken güvenilirliği polis nezdinde düşük olduğundan başına gelmedik kalmayan o başkarakterin halleri, adalet sistemi ve bürokrasinin gediklerinin yol açtıkları, polisin devlet-basın-politikacı-halk nezdindeki rollerini hem komik hem hüzünlü hem de acımasızca işleyen dikkate değer bir film Chugyeogja.

Filmin gerçek bir olaydan esinlenilerek çekilmiş olduğunu öğrenince hiç şaşırmadım ve Korelilerin durup durup böyle cesur, düşündürücü, sarsıcı filmler çekmesini de artık kanıksadım. The Host ta sözgelimi bariz bir sistem eleştirisiydi. The Chaser seri katil temalı polisiye filmlerinin dilini kullanarak bir sistem eleştirisine giriyor. Hikaye içindeki birçok klişe tersyüz ediliyor: katilin en baştan belli olması, onu yakalamaya çalışan ana karakterimizin yukarıda da bahsettiğim kimliğine ilaveten öyle bir "yenilmez süper kahraman" havaları taşımaması, polisin belediye başkanına bok atıldığı olayı örtbas etmek için bu olayı gündeme getirmesi, daha önce katilin kendisinin olduğunu iki kez söyleyip iki kez içeri atıldığı halde her seferinde de serbest bırakılan katil gibi. Yani bu film o bildiğimiz "kahraman polis kahraman başkarakterin yardımıyla günü kurtarır" filmlerinden değil. Maalesef bir Amerikan versiyonuna gebe olan Uzakdoğu yapımı filmlerden biri olmuş bile ayrıca.

6 yorum:

dwarfwaves dedi ki...

kore yapımı filmler 'the old man' filmini izlediğimden beri ilgimi çekiyor benim de..bu filmin ismini de hafızama boca ettim..en kısa zamanda izleyeceğim...

Sera dedi ki...

old boy 'un yeri hep ayrı olacak benim için de :)

dwarfwaves dedi ki...

Old boy ...eheheheheheh.....yaslılık neyaparsın bır old gırl olarak o kadar hata olacak....

Sera dedi ki...

haha o kadar önemli bi fark değil canım estağfirullah :)

Sakallis dedi ki...

sinematografik düzenin bilinçaltına yerleşen bütün kodlarını bozması bakımından enfes. şaheser nokta

Sera dedi ki...

en iyi uzakdoğu filmlerinden biri.