Her yazarın romanlarını nasıl, hangi atmosforde, ne gibi bir ruh hissiyatıyla yazdığını, etkilendiği yazarlarla ve şehirlerle olan ilişkilerini, sevdiği romanları neden sevdiğini açıkladığı, kendi yaşamıyla romanları arasındaki bağlantılara gönderme yapan, kaydadeğer röportajlarına yer veren böyle derleme bir kitabı olmalı. Benim için sevdiğim yazarların gidip imzasını almaktan daha önemli bu tür kitapları okumak. Böylece yazarla uzun uzun sohbet ettiğimi hissedebiliyorum. Manzaradan Parçalar özellikle "Benim Kitaplarım" başlığında yer alan Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı gibi sevilen romanların hangi etkilenimlerle ortaya çıktığına ilişkin bir fikir sahibi olmamızı sağladığı (Masumiyet Müzesi'ni sevemeyen bir bünye var karşınızda) ve yazarın daha önce çeşitli yayınlarda ortaya çıkan yazılarını kaçıran okurlarına bir güzellik yaptığı için önemli. Orhan Pamuk'un kütüphanesiyle ve sevdiği yazarlarla ilgili yazdıkları ise açık ara kişisel favorilerim oldular."Bir kitabı atmaya karar verirken, önce hissettiğimiz yüzeysel aşağılama zevkinin arkasında, ilk başta görülmeyen derin acılar yatar. Aşağıladığımzı şey aslında, kütüphanemizde durması bile bizi huzursuz eden bu kitap (siyasi bir itiraf, kötü bir çeviri, moda romanlar, hepsi birbirine ve diğerlerine benzeyen şiirler) değil, bu kitaba bir zamanlar para verip onu alacak, yıllarca kütüphanede saklayacak, hatta birazını okuyacak kadar verdiğiniz önemdir." (s.122)
Bir kitabı değerli ve etkili kılanın ne olduğuna dair genelgeçer kuralların olduğu söylenebileceği gibi, kişisel fikirlerimiz de vardır ve Orhan Pamuk yazarın yanında okurun da bir kitaba ruhunu katmasının ve okurun rolünün önemine dikkat çekiyor.
"İyi okumak insanın gözlerini ve mantığını bir metnin üzerinden ağır ağır ve dikkatle geçirmesi değil, metnin içine ruhunu da bütünüyle katabilmesidir." (s.122)
"Okumak Üzerine", "Roman Okuma Mutluluğu", "Kitap Kapakları Üzerine" başlıklı yazıları çerçeveleyip duvara asasım geldi. Dostoyevski, Camus ve Nabokov romanları üzerine yazdıkları beni benden aldı. Manzaradan Parçalar arada bir bölüm bölüm elinize okuyacağınız kitaplardansa eğer, tam da o sıralarda Dostoyevski'nin İnsancıklar'ını okumam üzerine benim için daha da anlam kazanan bir derleme oldu.
Orhan Pamuk'un müze projesi çerçevesinde gerçekleştirdiği Avrupa'daki müze ziyaretleri okuru müze ziyaretlerine götürürken, hayat, sanat ve siyaset üzerine düşünceleri içine alan bölümler de dikkate değer ancak bu bölümler kitaplarla ilgili yazdıkları kadar iz bırakmıyor. Ayrıca bu bölümlerde, okur olarak sevdiğimiz bir yazarın çeşitli düşünceleriyle aynı fikirde olmak zorunda mıyız yoksa romanlarını kişisel görüşlerinden ayrı mı tutmalıyız şeklinde sorgulamalara gidebiliyorsunuz. Kitabta gözüme batan tek bölüm ise Murat Belge ile olan uzun söyleşisinin yer aldığı bölüm oldu.
Yeni romanını beklerken tadımlık olmanın ötesine geçen bir derleme hissi vermeyi başarıyor Manzaradan Parçalar. Kitabı bana gönderen İletişim Yayınları'ndan Begüm Hanım'a da ayrıca teşekkür etmeliyim.
5 yorum:
Ben de çok keyifle okuyorum şu ara. Tadını çıkara çıkara...
keyifli okumalar...
manzaradan parcalar hakkinda yazmaya karar verirsem kendimi hic yormadan, caldigim icin utanmadan bu yaziyi vnf imzasiyla yayinlarim ben. :)
ilk alintidaki isabet en az alintinin kendisi kadar hayranlik verici.
kasim ayindayiz. yani dostoyevski okumadan gecilemeyen gunlerde. karamazov kardesler okuyun derdim ama insanciklar da iyi bir tercih.
hadi, ne duruyorsunuz?
İkisini de okudum ve Cinler'i gözüme kestirdim. Kasım mı olur Aralık mı bilemeyeceğim ama :)
benim yeniden okumalara ya da seyretmelere hic itirazim olmadi.
(yoksa, nasil farkederdim suc ve ceza" daki pencere kenarindaki sardunyalari?)
hatta her seyi burada birakip done dolasa ayni kitaplari okuyup ayni filmleri izleyerek sonlandirabilirim su geldi de gecer omru.
ecinniler de olabilir. ama beni dinleyin kasim konusunda.
Yorum Gönder