Hayat Berbat, Güneş Bize Haram ve Ecel Terleri adlı üç bağımsız romandan oluşan Kara Üçleme, Paris'in ve Fransa'nın genelde görmeye alışık olmadığımız karanlık yanını gösteriyor. Gizem, gerilim, cinayetler, soygunlar, ihanetler yozlaşmış sistemin ve insan ruhunun en saklı dehlizlerine ışık tutmak için varlar Leo Malet'in öykülerinde. Okura hoşça vakit geçirtip eğlendirmek amacıyla değil, okuru iliklerine kadar sarsmak için yazılmış öyküler hepsi. Bazı romanlarda yadırgayıp romanı sevemememin baş müsebbibi olan fakat Kara Üçleme'de gayet doğal gelen sokak ağzı, dolaysız ve edebi duygusundan hiçbir şey yitirmeyen sürükleyici bir kurguya yedirilirken, değme anti kahramanlara ve Dashiel Hammett romanlarında bile gayet klişe bir biçimde betimlenen femme fatale'lere taş çıkaran karakterler etkiliyor, çarpıyor. Çarpıcı, çekici, zeki, saf, sinsi, duygusal ya da düşsel olabilen kadın karakterler, erkek ana karakterlerin bakış açısıyla yazılmış olmasına rağmen tek boyutlu değil ve hepsi birbirinden çarpıcı.
Karakterleri bu denli etkili çizmesinin yanısıra, Leo Malet, yer yer rahatsız edici bir biçimde kaleme aldığı olaylarla okura tokat üstüne tokat vuruyor. Dibe vurmanın kitabını yazıyor. Özellikle üçünün arasından en sevdiğim öykü olarak anmamın isabet olacağı Hayat Berbat'ın sonlarında yer alan psikanalitik tirad da, yazarın insan ruhunu anlamaya verdiği önemi gösteriyor. Ana karakterin düşleriyle kabusları da cabası. Güneş Bize Haram'ın 400 Darbe filmini de anımsatan bir umutsuzluk atmosferinde geçiyor oluşu, Ecel Terleri'nin giderek trajikomikleşmesi ile baş döndürücü bir biçimde ilerliyor sayfalar. Leo Malet keşke kendi hayatını da yazsaydı dedirtiyor Kara Üçleme. Müthiş yazılmış ve vurucu bir kitap.

2 yorum:
benim gözümde fowles'la yan yana. o derece :)
ekşide kara üçleme diye arama yapınca bil bakalım kimin yazısı çıktı :D
Yorum Gönder