Gereon'un değil de Charly'nin vakası söz konusu daha çok bu
son kitapta ve bildiğim kadarıyla final kitabında. Nazi Almanya’sında savaşa
doğru yaklaşırken kahramanlarımız hayatta kalma savaşı veriyorlar artık. Tüm
teşkilatlanmanın Nazileşmesi, Yahudi sürgününün Polonya sınırındaki ayak
sesleri, evlatlık çocuk Fritze'nin eksenindeki Nazi gençliği cinayetleriyle
gerçekleşen örtbaslar, Gereon'un daha çok kaçma ve Charly'i alıp Amerika'ya
götürmekle ilgilenirken Charly'nin hâlâ doğru bir şeyler yapma çabaları diken
üstünde okuttu kitabı.
1938 yılında geçen roman halkın nasıl birbirini
ispiyonlamaya, Yahudilerin mallarının yağmalanmasıyla ötekileştirmeye hazır
oluşlarıyla, propaganda hareketlerinin yankı bulmasının da etkisiyle gitgide
histeriye varacak raddede linççiliğin hız kazanmasıyla, ikiyüzlü ahlak
anlayışının etkisindeki cinayetlerle tersyüz edilen üstün, ari ve iffetli halk
masalının yarattığı sonuçlarla geçiyor. Charly evlatlık oğlu Fritze’e atılan
suçun haksızlığını kanıtlamaya çalışırken kendisini Gestapo ile karşı karşıya
buluyor. Bir yandan da, önceki romanda karşısına çıkan bir destekle kendini
yine cinayet masasında buluyor. Halk arasındaki güvensizlik iklimini çok iyi
yakalamış yazar. Charly’nin kuyusunu kazan yakın arkadaşlarından biri dahil
komşunun komşuya nasıl kapısını kapattığı ve ihbar ettiği de vurgulanıyor.
Nazi gençlerinin dahil olduğu cinayetlerin çözüm süreci serinin
önceki bazı romanları kadar dallanıp budaklanmıyor. Charly tüm bunların
peşindeyken Gereon da uzaktan Charly’i kurtarmaya ve ülkeden birlikte kaçmaya
çalışıyor. Cinayet soruşturması bu kez Charly, Graf, Lange, Kowalski gibi
isimlerin elinde. Charly eskisi gibi idealist olmasa da kendi imkanlarıyla
mücadeleyi bırakmayan bir karakter. Gereon ise dönemin pasif kahramanı oluşunu iyice
ayyuka çıkan karamsarlığıyla, tüm kurumlardan ümidi kesişiyle, bizim toplumumuza
da son yıllarda hâkim olan umutsuzluğuyla vurguluyor. Öldü bilinen Gereon’un
hala etrafta olduğundan şüphelenen teşkilattaki Nazi düşmanları peşine düşünce
de kovalamaca ve heyecan bitmiyor. Marion Goldstein’in kocasının intikamının
peşinde film noir’larda görülen hareketlere imzasını atışı ise Nazi rejiminin
şiddet havasının gölgesinde kalıyor en sonunda.
Genel olarak elimden bırakamadım bu son kitabı. Zaten serinin çoğu kitabını diken üstünde, tırnaklarımı yiye yiye, karakterden karaktere atlayan kurgusunun etkisinde büyülenerek okudum. Final kitabı olarak yazar mantıklı ve haliyle karamsar bir şekilde sonlandırıyor kitabı. Spoiler vermeyeceğim tabii ama aksi şekilde yazsaydı inandırıcılık sorunu olabilirdi diye düşündüğümü ekleyeyim. Cinayetlerin faili çıkıyor ortaya en azından, o kadarını belirteyim. Kitap toplumsal histeriyle sona eriyor. Yahudilerin mallarını yağmalamanın ötesine geçen halkın galeyana gelişiyle sokaklar artık yaklaşan dünya savaşını temsil ediyor. Sevaplarıyla günahlarıyla sevdiğim karakterlere de böylece veda ediyorum. Gereon Rath serisi dönem romanları olarak müthiş bir seri her yönüyle. Gülçin Wilhelm'in akıcı çevirisine de çok şey borçluyuz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder