-günün menüsü: kaşarlı tost, elma suyu, kurabiyeli dondurma
-günün şarkısı: katatonia-passing bird
-haftanın kitabı: elif şafak-araf
bir cafede oturup kitap okumak hoş bir fikir gibi gelmişti birşeyler yudumlayarak.
ama İngiliz turistlere yaranmak adına, sonuna kadar açtıkları aptal Amerikan country müziği eşliğinde okumak, okumaya çabalamak hiç hoş olmadı.
tabii İngiliz turistlere yaranmak için neden Amerikan country müziğini seçtikleri bir muammaydı.
çayım biter bitmez terk eyledim mekanı.
parkta oturup sessiz bir şekilde okuyabilirim diye düşündüm.
ama orada da çocuk sesleri ve bağıra bağıra konuşan ve turistlere katalog satmaya çalışan yeniyetmelerin gürültüleri yakamı bırakmadı.
tam sustular derken yanıbaşıma iki bayan oturdu ve mırıl mırıl olmaktan daha öteye geçecek şekilde koyu bir sohbete daldılar ve benim dikkatim tepetaklak oldu.
en iyisi karşıdaki yarı gölge yarı güneşte kalmış banka oturmak deyip o tarafa geçtim.
ama karnımın ağrısı arttı ve güneş feci bir şekilde yaktığı için yine olmadı.
bir ara kitabın kapağını kapattım ve etraftaki insanlara bakınca herşeyin ne kadar sıkıcı olduğu düşüncesine kapıldım.
hayat hiç şaşırtıcı olmuyordu ve ilginç karakterler yerine tekdüze insanlar vardı.
yine de baktığımda 30 küsür sayfa okuyabildiğimi fark ettim herşeye rağmen.
eve gidince de rahat rahat bitirebildim kitabımı.
...
7 yorum:
en sonunda doğruyu bulmuşsun..en rahat kitap okunan yer insanın evi hatta kendi odasıdır;)
deniz kenarında da güzel oluyor okumak. ama plaj olacak. diğer yerler gürültülü oluyor : )
selam nehir. blogumu beğenmene sevindim. sayfana kaç kez tıklandığını görmek için www.statcounter.com sitesine üye oluyorsun. bunun gibi birkaç site daha var. ben bu siteden görüyorum. görüşmek üzere :)
kurabiyeli dondurmayi begendinmiii
nehiruygar: sorun değil :)
vintage: beğendim. ama favorim kahvelisi.
yine aklıma aynı sahne geldi... sonbahar, dallar yavaş yavaş soyunup giysilerini yere atmaya başlamış...bugünlerde yaşadığımız gibi değil de eylül gibi eylül yani.. gece yağan hafif yağmurla ıslanmış bağdat caddesi'ne bakan bir kafede mis gibi kahve kokusu yükselen fincanımdan bir yudum alırken gözlerim kitabımda..pazar sabahı, etraf sessiz ve kendimleyim...
(bir kez olsun yapabilmeyi çok isterdim...)
peace: evet rahat bir kafa da önemli.
chayat: kulağa hoş geliyor :)
Yorum Gönder