Perşembe, Ekim 12, 2006

tekerlekli valiz

Günün Şarkısı: Morissey-Everyday is like Sunday
Günün menüsü: Vişneli kek (hazır olanı :p)

Okulu bitireli yıllar olmuş.
Daha yeni tekerlekli valizim oldu.
Neden bu kadar geç demeyeceğim.
Ama Aşti'de tekerleksiz, hantal gibi ağır ikişer valizi sürükleye sürükleye götürmeye çalışıp, merdivenlerde cebelleşip, dolmuşa yetişmeye çalışıp, sonra da yurdun mok ortamına kendimi zor attığım zamanları unutmadım.

Valizleri taşımak değildi aslında içime oturan...

4 yorum:

Ozias dedi ki...

Valizler ve öğrencilik hayatı, çabuk geçiyor galiba, ben de artık valizlerle boğuşmuyorum ama özleyeceğim de pek aklıma gelmiyor. Ama yine de valizler evden ayrılışı, vedayı hatırlattıkça, dediğin gibi asıl insanın içine oturan başka başka şeyler oluyor :((

Sera dedi ki...

yaşarken çabuk geçmiyor da sonradan geçmişe bakınca düş görmüş gibi oluyorsun. kötü bir düştü benimkisi.
en kötü anlar da vedalar ve özlemler oluyor.

dilekarasoy dedi ki...

lise 1.sınıfa başladığım gün, sanki ilkokula yeni başlayan çocuğa alınan kalem gibi bir tekerlekli valiz alındı bana. tam 5 yıldır birlikte orda oraya atıyoruz kendimizi...
benim içime oturansa o valizi otobüse koymak ve otobüsten almak oldu hep. hep mi bi şeyler bırakılır arkada... aştiyi zaten hiç sevemedim...

Sera dedi ki...

valizler düşman gibi gelirdi bana...
tekerlekli valizim işte daha yeni oldu ama o zaman tekerlekli valizim olsaydı bile hislerim yine aynı olurdu.
Aşti kaybolmak için ideal bir yer.
Fiziksel anlamını kast etmiyorum kaybolmanın.
Ruhunu kaybedebilir orada insan.