Pazar, Kasım 05, 2006

Haftanın Filmleri (1-5 Kasım 2006)

Beş Vakit:

Film temposu ve yalınlığı açısından Nuri Bilge Ceylan'ı anımsatıyor. Bunun yanında, Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinden daha akıcı, daha duygusal ve daha etkileyici bir film olduğunu söyleyebilirim Beş Vakit'in.
Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filmi mesela bana "uzak" gelmişti ama Beş Vakit şahane geldi. Bu filmin Sınav filmiyle aynı tempoda olmasını da kesinlikle istemezdim ayrıca.
Neyse karşılaştırma yapmak değildi amacım.

Küçük bir köyde yaşayan birkaç çocuğa odaklanıyor film.
Bu köyde yaşam namaz vakitlerinin etrafında akıyor ve herhangi bir köyden farkı yok.
Duygu sömürüsü yapılmadan, son derece gerçekçi ve naif bir biçimde etkiliyor insanı, çocukların sevinçleriyle hüzünleri, umutlarıyla hayalkırıklıkları...
http://www.ntvmsnbc.com/news/386473.asp

Blade Runner:

80'ler filmleri neden bu kadar sıkıcıymış acaba. Güya aksiyonla bilimkurgu karışımı bir macera filmi ama çok sıkıldım. Harrison Ford'u da hiç sevmem. Bir aksiyon oyuncusundan çok kötü adam tipine yakışıyor, çok itici geliyor bana.

Take The Money And Run:

Büyük bir Woody Allen hayranı falan değilim ama bu filmde çok eğlendim. Absürdlüğü ve ironisiyle bir önceki yazdığım Blade Runner'ın ardından izlediğim film ilaç gibi geldi. Beceriksiz hırsız Woody Allen, Charlie Chaplin filmlerine gönderme gibiydi.

The Deer Hunter:

İşte yine ağır tempolu bir film daha. Vietnam Savaşı'nın insanları nasıl değiştirdiğine ilişkin eleştirel bir tavır takınması ve Amerikan askerlerini kahraman gibi göstermemesi açısından önemli bir film. Ama yönetmen lafı fazla uzatmış. Şöyle ki, filmin ilk 50 dakikasının çoğunda dans ediliyor, sonraki yarım saatinde savaşın dramı gösteriliyor, sonraki kısmında ülkeye geri dönüşler, yabancılaşmalar vs. anlatılırken son yarım saatinde yine lafın fazla uzatıldığını düşünmeden edemiyorsunuz. Benim şimdiye kadar en çok etkilendiğim Vietnam filmi ise, Oliver Stone'a ait Born On The Fourth Of July ve kendisi Tom Cruise'un az sayıdaki sevdiğim filminden biridir.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

beş vakit: ne yaptıysam denk getiremedim, kaçırdım sanırım... dvd'yi beklemek lazım.

blade runner: bazen en "sıkı" filmleri bile doğru modda izlemeyince "sıkıcı" bulabiliyoruz.

take the money & run: cnbc-e de izlemiş olmalsın, ben kaçırdım...

the deer hunter: aylardır dvd'sini elime alıp alıp bırakıyorum. nasıl yapsam da izlesem :)

Sera dedi ki...

beş vakit mutlaka izlenmesi gereken bir film.
blade runner: cidden sıkıcı geldi.
take the money..: evet cnbcdeydi. yani kaçırdığın için üzüleceğin bir film değildi ama eğlenceliydi.
deer hunter: izlersin bi ara :)