Pazartesi, Ocak 08, 2007

ordan burdan

Yeni yılla yeni bir blog görüntüsü seçebildim sonunda.
Sade ve genişçe oldu.
Yorumlar kısmı pek istediğim gibi olmadı şu an ama idare eder.
...
Geçen hafta, yani 2007'nin ilk haftası, film izleme açısından pek verimli geçmedi.
Minik kuzenimi Fare Şehri adlı bir animasyona götürdüm.
Herşey o kadar önceden kestirilebilirdi ki, insan biraz değişik kurgu arıyor.
Yine de minikler açısından eğlenceli olduğunu söyleyebilirim.
Özellikle sıçanlar ve fare şehrinin görüntüsü sevimliydi.
Ama İngiliz bayraklarının gözümüze gözümüze sokulmasının hoşuma gittiğini söyleyemem.
Bunun dışında, The Others /Diğerleri ve Todo Sobre Mi Madre / Annem Hakkında Herşey'i tekrar izledim.
Diğerleri'ndeki Nicole Kidman'ın oynadığı sert, takıntılı ve dindar annenin sonunda birçok açılardan hüsrana uğramasını izlerken, hiç kan göstermeden tırstıran bir korku-gerilim filmi olması yüzünden tekrar izlettirmesi takdir edilesi.
Annem Hakkında Herşey de Pedro Almodovar'ın melodramatik filmlerinden biriydi. İzleyeli çok olmuştu. Tv'de görünce yeniden izlemek iyi oldu. Yine çok önemli olayların pattadanak söylendiği ve yine travesti karakterlerin yer aldığı bir Almodovar filmi izlerken, Penelope Cruz'un böyle filmlere çok daha fazla yakıştığını ve kendi dilinde daha doğal olduğunu bir kez daha düşünmeden edemedim. (Volver'i hala izleyemesem de, bu durum çok bariz).
...
Boris Vian'ın Günlerin Köpüğü isimli ünlü kitabı geçti elime.
Bi kere ismi çok iddialı kitabın. Ama her şahane isme sahip kitabın içeriğinin de şahane olacağı diye bir kural yok. (Bkz. Yüreğinin Götürdüğü Yere Git).
Kitabı okumaya başlayınca da böyle derin, ruhsal birşeyler bekledim. Ama günlük konuşmaları içeriyordu kitap daha çok. Karakter odaklı değil, diyalog odaklıydı. Sürekli birşeyler bekledim, bekledim, bekledim... Ama birinden birinin öldüğü aşk hikayelerinden biriydi.
Şimdi bir aşk hikayesinin etkileyici ve unutulmaz olabilmesi için, taraflardan birinin ölmesi ya da başına birşey gelmesi, ya da aradaki bilimum engellerden dolayı ayrılmak zorunda kalmaları mı gerekiyor? Beklentiler büyük olduğu için de bir şeyler eksik kalmış olabilir kitapla ilgili bilemiyorum ya da kitabı sevemeyen az sayıda insandan biriyim.

9 yorum:

Adsız dedi ki...

ya ama sarı renkl,i blogunu ben çok beğeniyodum :(

ayrıca volver müthiş bi film bence, çok sıcak ve penelope cruz çok başarılı. annem hakkında her şey'i bilmiyorum da, almodovar'ın bad education'ı ben fazla itici bulmuştum. travesti karakterleri filmlerinde barındırmayı çok seviyo anlaşılan bu amca. gael garcia bile o filmde oldukça sevimsiz gelmişti bana.

the others çok fazla güzeldir. nicole kidman'ın kesinlikle "filmografi" 'sinde :p önemli bi rolü vardır, sonu da çok hoştur, sürprizlidir.

Adsız dedi ki...

the others: buzdan kraliçe kidman'dan başkası bu gerilimi veremezdi herhalde, avustralya'lı nicole bir ingilizden daha aristokrat ve mesafeliydi...

b. vian: yürek söken'i okuyorum ben de! Boris vian denince şöyle bir durmalı! Onu okumadan önce hayatını (kendi filminin galasında kalp krizi geçirip ölmüştür) ve edebiyat anlayışı biraz irdelenmeli. Sivri dilinin (bknz: mezarlarınıza tüküreceğim) kurbanı olmuştur. anladığım kadarı ile semboller çok önemlidir vian için. ve alt okumalar... örneğin : yürek söken'de geçen bir çok çiçek adı uydurmadır. vian neden böyle bir tercih yapmış olabilir diye düşündüğümde, aklıma gelen ilk şey bu riyakar ve kirletilmiş dünyadaki çiçeklerin dahi bundan nasibini almış olduğunu düşünmüş olabilir. Bilemiyorum, vian hakkında konuşmak için acele etmek istemiyorum...

Sera dedi ki...

triancula: sonra gene sarı yaparız ;)

torkunc: belki acele karar verdim b.vian hakkında. ama yine de hayalkırıklığımı paylaşmak istedim. bahsettiğin kitabı okumadım ama gayet iyi yorumlamış gibi görünüyorsun.

asdfgh dedi ki...

yahu linklerde karakter sorunu var.

Sera dedi ki...

evet farkındayım. düzeltmeye çalışıyorum. belki template i değiştiririm yine betaya geçtiğim için.

asdfgh dedi ki...

kolay gelsin. gerçekten. bazen çok sinir bozucu olabiliyor bu şeyler...

Sera dedi ki...

evet hem vakit alıyor hem de istediği gibi olmayınca sinir oluyor insan.

komposto dedi ki...

blogunu yeni gördüm ve hoşuma gitti önce bunu söyleyeyim, sonra ise boris vian-günlerin köpüğü olayına gireyim. kişisel beğeniler tabi söz konusu olan, bizim bayıldıklarımıza diğerleri hiç değer vermeyebiliyor da. nasıl ki sana yavan gelmişse günlerin köpüğü, bana o kadar masalsı, o kadar rüya gibi geldi. daha önce de birisi söylemiş, boris vian'ın edebiyat anlayışı diye.. eminim bundan başka kitaplarını da okumuşsundur, ama ben bu kitabı okuyup da belkş de "sıradan" bulana denk gelmemiştim, şaşırdım biraz, yine de kişisel beğeniler ve beklentiler durumu var, diyecek bir şey yok.

aracı oldu, blogun güzel bunu bil istedim, takip edeceğim. güzel günler..

Sera dedi ki...

merhaba. insanlar bir kitabı ya da filmi sevmediğimi söylediğim zaman garip derecede saldırgan olabiliyorlar. halbuki "bence" ve "kişisel yorumlara dayalı" diyerek bahsediyorun her şeyden zaten. boris vian'ı okuyalı birkaç yıl geçti ve o zaman okuduğumda sevememiştim. en azından o kitabını. başka bir kitabını belki severdim bilemiyorum denemek lazım. bu kadar eski bir yazıya üşenmeden saygı duyarak yorum yaptığınız için teşekkür ederim ayrıca.