Pazartesi, Şubat 05, 2007

Şubat'ın İlk Filmleri

Anna & The King

Blogumu takip edenler bir filmi sevebilmem için o filmin mutlaka sinema tarihinin en iyilerinden biri olması ya da teknik ve kurgu açılarından süper yenilikler içermesi gerekmediğini, bunun yanında birtakım basmakalıp yaklaşımlar içeren filmlerden de sıkıldığımı bilirler.
Anna & The King sinema dünyasında iz bırakacak bir film değil belki. Ama çok sevmemi engellemedi bu durum. Sadece şahane manzaralar, müzikleri ve Siyam kralıyla dikbaşlı İngiliz öğretmen arasındaki diyaloglar bile izleme sebebi olabilir.
Filmin başında yeni bir ülkeye gelen Jodie Foster'ın canlandırdığı İngiliz ve biraz da emperyalist düşüncelere sahip öğretmenin, kralın çocuklarına öğretmenlik yapmaya geldiğini öğreniriz. Kralın önünde yerlere kadar eğilmeyen bir tek o vardır. imdb 'deki bazı yorumlara baktığımda, Anna'nın inat edip kralın önünde eğilmemesini saygısızlık olarak niteleyenler bile olmuş. Oradaki yorumlar komik geldi bana. Kralın önünde eğilmemesine rağmen Anna, kralın onlarca karısının varlığını sorgulamaz örneğin.
Kralın da Anna'nın da birbirlerinden öğrendikleri çok şey olur filmde. Aralarında bir elektrik olduğu da ima edilir ama diğer Hollywood filmleri gibi bu "elektriğin" üstüne gidilmemiş. Daha çok aralarındaki hoşgörülü iletişime odaklanılıyor.

Paradise Now

Savaşı lanetleyen her insan evladı izlemeli bu filmi.
Filistin mahallesiyle İsrail "şehri" arasındaki uçurumu görmek için de, intihar bombacılarının yaşadığı umutsuzluğu da, genç bir adamın yaşadığı dönüşümü de.
Ama gözkapaklarını iyice açarak izlemeli...




Black Cat White Cat

Emir Kustarica filmi olunca, Arizona Dream gibi bir yandan absürd bir yandan hüzünlü bir film bekliyordum.
Absürdlük kısmı doğru da, hüzne değil eğlenceye daha yakın bir film.
Çizgi film gibi birşey. Sonu da şaşırtıp gülümsetiyor ama sevdiğim filmler arasına koyamayacağım. Özellikle ilk yarısında çok sıkıldım ve yönetmenin çok fazla yakın çekim kullanmasından rahatsız oldum.

2 yorum:

mayksisman dedi ki...

sera öncelikle teşekkür ederim sana,
hayır sayende film izleyesim geliyo ki zaten meğilliyim.

bak demin 10 tane film aldım birazdan izlicem bikaçını (:

anna and the king'e gelince, çok net hatırlamıyorum 5-6 sene önce izlemiştim. 99 yapımı zaten, ama atmosferini sevimli bulmuştum tek hatırladığım buydu.

paradise now'u çok duydum. ve değindiği konu bence hoş, umarım izlerim ve beğenirim. bi İsrail-Filistin temalı bi film de ben öneriyim;
Free Zone, süperdir. yağmurlu havada izlenmesi önerilir. Natalie Portman yanaklarından öpülür. İsrail-Filistin çekişmesine hoş bi boyut katan filmdir. Son sahnesi en güzelidir. Müzikleri de çok etkileyicidir.

;)

Sera dedi ki...

birilerini film izlemeye özendirmek ügzel birşey :)
free zone da listemde. yakında izlerim.