La Fille Sur Le Pont (Köprüdeki Kız)Hiçbir zaman aşk filmlerine meraklı kızlardan olmadım. Hep heyecan, gizem ya da dramatik yoğunluğu olan filmlerin peşinde koştum. Aşk temalı bir filmi sevebilmem için, filmin kendine özgü bir kişiliği olmalıydı.
Hiçbir zaman Fransız filmlerine de meraklı olmadım. Amelie'den sonra bile mesafeli baktım Fransızların "tuzu kuru" filmlerine.
Köprüdeki Kız izlediğim en farklı aşk filmlerinden biri. İki yalnız insanın birbirlerine tutunmalarını anlatıyor. Kalabalığın içindeki yalnızlığı iliklerine kadar yaşamış iki insanın, aralarındaki sessiz ama yoğun cinselliğin bıçak atışı sahnelerine yansıyan tanımlanamayan erotizminden, birinin varlığı olmadan diğerinin eksik kaldığı bir beraberliğe uzanıyor "birliktelikleri". Ama bu birliktelik sözcüğü aslında bir aşk birlikteliği olarak adlandırılmıyor film boyunca. Bir iş ortaklığı, yalnızlık paylaşımı gibi görünüyor ilk bakışta. Aralarındaki asıl "iletişim" bıçak atma gösterilerinde ortaya çıkıyor, Amerikan filmlerinde tutkunun aktarılması için eninde sonunda karakterlerin öpüşmesi gerektiği kuralıyla dalga geçercesine.
Masalsı bir film bu. Sadece aşk öyküsüyle değil şans kavramını ele alışıyla da masalsı.
İyi ki de siyah beyaz çekilmiş.
Daniel Auteuil'ü yıllar önce, yine insana mutlu hisler bahşeden Sekizinci Gün filminden hatırlıyorum. İnanılmaz bir performansı vardı o filmde de.
Vanessa Paradis için ise ısrarla yorum yapmayacağım. Kıskanç bir akrep burcuyum ben.
Filmin müzikleri: Brenda Lee-I'm sorry
Marianne Faithfull-Who will take my dreams away
6 yorum:
Müzikleri şahaneymiş kıskanç akrep burcu kadını :D Ensesi güzel bir Vanessa var sonuçta ortada :P
konuşturma beni şurda çırpı vücutlu kadın hakkında :p
ah sera bu filmi nerede görsem şun benzer bir şey geçer içimden:
allahımlütfenlütfenallahımallahımlütfenlütfenallahım....
korku, temenni, istek, arzu, özlem... hepsini barınıdırıyor içinde.
fakat daha açık konuşamam, şeffaflığın da bir haddi var değil mi? ne yok mu? bilemiyorum...
neye lütfen torkunç bey?
bir anda birçok şey hissettiren filmlerden gerçekten de.
şeffaflığın haddi var mıdır bilemem de yoksa sen hala wordpresste misin :p
anlatamam ki, dedim ya şeffaflığın da bir sınırı var diye... öte yandan hala wordpress'te esaret devam ediyor. tünel kazıp arada beni ziyaret edenlerin haricinde çok fazla uğrayanamız yok. ilk başlarda sıkıntı sebebi de olsa sonra sonra alışıyor insan. F tipi hücremde inzivada gibiyim... :)
biz de o tüneli kazanlardanız. yine de inzivadan çıkman dileğiyle...:)
Yorum Gönder