Salı, Eylül 18, 2007

a scanner darkly, renaissance, running with scissors

A Scanner Darkly

Filmin ilk bir saati filme adapte olmaya çalışmakla geçti.
Ne kadar özgün olursa olsun film tadı vermiyordu.
Animasyon şeklinde değil de, bildiğimiz sinema şeklinde çekseymiş Richard Linklater, pek bi özelliği olmayacakmış sanki.

Olumsuz şeyler yazıyormuşum gibi görünüyor ama filmin sonlarına vardığımda sarsılıyorum asıl. Uyuşturucu, makineleştirilen insanlar, sevgiyle dostluğun içine edildiği bir dünyayı zaten dışarıda ve halihazırda yeterince görüyoruz, yaşıyoruz; gerçek oyuncu performanslarının anime edilmiş halleri daha seyirlik diye düşündüm film bitince.

Renaissance

Kurşunların havada uçuştuğu, femme fatale görünümünde zeki kadın karakterler barındıran, baş aksiyon karakterinin otoriteye karşı gelenler sınıfına dahil olduğu, Fransız kara film-aksiyon-animasyonu.
Çizgiler o kadar siyah ve beyaz ki, birbirlerine karışıyorlar çoğu zaman.
Filmin atmosferi Sin City'yi andırıyor.

Running with Scissors

Alın size Nip Tuck'ın yazar ve yönetmeninden, ünlü oyuncularla dolu çığrından çıkmış bir film.
Annette Benning American Beauty'deki halinin iki misli kaçık bir kadını canlandırıyor.
Evan Rachel Wood yine fettan tiineycır ve bu kızda iş var dedirtiyor.
Gwyneth Paltrow sofu genç kadın ve Joseph Fiennes depresif gay rollerinde tanınmayacak haldeler.
İşler o kadar absürdleşiyor ki, bitsin artık bu işkence diyorsunuz bir süre sonra. Özellikle filmdeki anne Annette Benning, mutfaktaki tabakların ay ışığında arınması gerektiğine inandığı için bütün tabakları çimlere serince, ne işim var benim bu filmle diyerek, bu kez çığlık atan siz olabilirsiniz!
Nerde Dr.Troy, nerde Dr. McNamarra...

5 yorum:

Ludmilla dedi ki...

O kadar şey söyledin ama ben son filmi hala merak ediyorum. Belki çığlık atmaya özeniyorumdur, bilemedim şimdi :D

mayksisman dedi ki...

1. renaissance çok hoş bi film sanmıştım ki hoş aslında ama gerçekten biraz fazla karanlıktı, gözlerim acayip kötü olmuştu, son sahnelerinde delirdiğimi hissettim (:

2. nip/tuck süper ya. en yakın zamanda diziler hakkında 3.bi yazı yazcam.2.sezondayım daha, troy'un o zenci bebeği acayip bişey ya (: troy'a dicem, ver bana ben bakarım abilik yaparım ona dicem (:

Sera dedi ki...

ludmilla: izlemezsen çok fazla birşey kaybetmezsin :p

triancula: renaissance gerçekten gözleri yoran bir film.
nip tuck'ta ben 3. sezondayım. işler iyice kızıştı. bakalım neler olacak :)
ben de bi dizi yazısı yazmayı planlıyorum. üşenmezsem yazıcam tabi :p

farelzan dedi ki...

kucuk bir duzeltme yapayim ya da ekleme demek daha dogru olabilir. filme konu olan kitabin yazari augusten burroughs. kendi hayatinin hikayesini anlatmis bir nebze, ben kitabi okumadim ama kendisinin baska bir "memoir" inda oyle diyordu. epey ucuk bir hayat yasamis zaten.

rws'i ve diger filmi izlemedigim icin filmi birsey diyemicem ama a scanner darkly'nin animasyonlarina bayilmistim.

muhabbetle

Sera dedi ki...

evet filmin başında gerçek yaşama dayandığı yazıyordu. açıkçası ben izlerken fenalık geçirdim birçok kısımda, yaşarken neler hissetti kendisi düşünemiyorum.