Cuma, Ocak 11, 2008

Ghost World

"Terry Zwigoff'un yönettiği, Thora Birch, Scarlet Johansson ve Steve Buscemi'nin arz-ı endam ettiği küçük ama etkileyici bir film."

Kabaca bu cümleyle ifade edilebilecek film, bir ergen-bağımsız filmi gibi başlıyor. Thora Birch ve Scarlet Johansson'ın etraftaki saftirik, yapmacık, gerzek ve kendilerini sıradanlıklarına hapsetmiş tiplerle dalga geçmelerini izlediğimiz sahneler keyifli oluyor. Film ilerledikçe, olayların esasen Thora Birch'ün Enid karakteri çevresinde geliştiğini anlıyoruz. Enid eski plaklarla, kasetlerle, çoğunluğun anlayamayacağı ve dinlemeye tenezzül etmeyeceği retro müziklerle geçiriyor vaktinin bir çoğunu. Filmin açılışı da, yanılmıyorsam 60'ların, Hint rock parçalarından biriyle gerçekleşiyor ve oldukça eğlenceli.

Zaman zaman da karşılaştığı insanları ve olayları günlüğüne resmeden Enid, yakın arkadaşı, şimdilerde pek hazetmediğim Scarlet hanımın canlandırdığı Rebecca ile yine dalga geçtikleri insanlardan birine yakınlık duymaya başlıyor. Mütevazi efsanelerden Steve Buscemi'nin oynadığı eski plak koleksiyoncusu, içine kapanık, kadınlarla pek ilişki kuramayan Seymour'la geçirmeye başlıyor vaktinin çoğunu Enid. Liseyi bitiren, en yakın arkadaşı Rebecca da dahil diğer arkadaşlarının çoğu ya koleje başvuruyor ya da bir işe girip ailesinin yanından ayrılırken, Enid ne yapmak istediğine karar veremiyor bir türlü. Bir iki işe giriyor, yaz kursunda resim dersi alıyor ama toplumla aynı dili konuşamıyor ve konuşmaya da yanaşmıyor Rebecca'nın aksine. Enid'in en yakın arkadaşıyla ilişkisi, "yakınlık" kavramı üzerine düşündüren Seymour'la geçirdiği zamanları, babasıyla ve hayatla olan ilişkisizliği, yaşama doğru yolculuğu... Tüm bunlar, Enid'i itici bulsanız bile, kimi detaylar yakalayabileceğiniz anlara sahip.

Thora Birch Amerikan Güzeli'ndeki oyunculuğunu bir adım daha ileri götürmüş bu filmde. Oradaki karakterini de andırdığı söylenebilir rahatlıkla. Dışarıdan soğuk ve ukala, gerçekte ise hüzünlü, yalnız ve hayatın monoton gidişatından mümkün olduğunca kaçıp ayrıntılardaki güzelliğe kendini kaptıran Enid'i ve şahane elbiselerini izlemek ve odasına bayılmak, Steve Buscemi'nin dokunaklı oyununa hayran kalmak, Scarlet Johansson'ın doğallık hormonu salgıladığı zamanları özlemle anmak...

Herkes gibi olamamak üzerine bir film Ghost World. Bu tür filmler çekilmeye devam ettikçe sevmeye devam edeceğim gibi görünüyor. Ghost World olaylardan çok ayrıntılara ve karakterlere odaklanan bir film ve müzikleriyle, renkleriyle, temalarıyla küçük bir şaheser.

Siz kararınızı neye göre verdiniz peki? Herkes gibi kendinize bir kalıp seçip sistemle mi bütünleştiniz, yoksa sisteme hep karşıdan bakmaya mahkum olduğunuzu mu kabullendiniz?

enid: i think only stupid ones have good relationships.
seymour: that's the spirit.

5 yorum:

mayksisman dedi ki...

thora american beauty'deki esas kız mıydı sera?

Sera dedi ki...

evet o. daha doğrusu esas kızdan kimi kast ettiğine bağlı. Kevin Spacey'nin kızı rolündeydi.

mayksisman dedi ki...

tmm oymuş. mena suvari'yi bilmeyen ölsün :p

Ludmilla dedi ki...

Hımm izlicem ben bu filmi, ilgimi çekti. Bakalım kotalarda boşluk olursa doldururuz ghost world ile :D

Sera dedi ki...

bulursan izle. fazla olay olmuyor filmde o yüzden bazı insanlar sıkılabilir ama seversin sanırım :)