Salı, Mayıs 05, 2009

Being There


Kitabıyla filminin art arda geldiği yapıtlardan oldu Being There. Aynısını daha önce Kubrick'in Eyes Wide Shut'ı ile Arthur Schnitzler'in Rüya Roman'ında yaşamıştım fakat o daha serbest bir uyarlamaydı. Being There'e gelince, önce Jerzy Kosinski'nin kitabını okumuştum. Filmi de kolaylıkla edinince sıcağı sıcağına yorumlamak kaldı geriye.

Hal Ashby'nin filmi
kitabın görüntülü versiyonu gibiydi. Oldukça sadık bir uyarlamaydı. Senaryosunu da Kosinski'nin yazmış olmasının da etkisi vardı belki bu durumda. Film kitaba birebir uyarlanmalı mı ya da kitaba sadık olmak şart değil mi gibi konulara girmeyeceğim. Oldukça etkileyici serbest uyarlamalar da mevcut ama Being There gibi filmlerde, genelde kitaptan tarafa tavır takınmışımdır ya da filmi kitaptan bağımsız bir gözle yönetmen açısından izlemeye çalışmışımdır. Evet çoğu okur ya da izleyen bir şekilde birinin tarafını tutuyor ister istemez. Bu kez de Kosinski'nin kitabını tercih ettiğimi söylemem gerekir. Nedeniyse, Kosinski'nin eğlenceli ve alaycı diline filmde daha üstü kapalı bir biçimde rastlamış olmam. Ashby'yi pek sevdiğim söylenemez zaten. Kosinski'nin kitabı bir komedi dizisi havasındaydı ama Hal Ashby'nin filminde sözgelimi hiç gülme isteğine kapılamadım. Hal Ashby'nin filminde de hiciv vardı var olmasına; tüm o gerzek politikacılar, diplomatik ikiyüzlülükler, kadın erkek ilişkilerinin kolayca yanlış anlamaya varacak sonuçları filmde gırla gidiyordu. Bir türlü bitmeyecekmiş hissi vermesinden kurtulamadım yine de ve kitaptaki akıcılığı bulamadım. Sevdim filmi diyebilirim ama "ama" demeden duramadım işte (yine). Eminim filme bayılanlar daha çoktur.

Ayrıca aptallığıyla dünyayı fetheden Chance karakteri için Peter Sellers'dan başkasını düşünemedim izlerken de kitabı okurken de.

2 yorum:

B.Ozgun dedi ki...

Peter Sellers'ın her zaman çok büyük bir oyuncu olduğunu düşünmüşümdür.

Bir dip not:
Kosinski, Sellers'ı izledikten sonra "Chance'i benden daha iyi anlamış" der...

Sera dedi ki...

Peter Sellers hakikaten bir efsaneymiş.