
Duydun mu komşu, Eskişehir'de otogarın dibinde denizimsi bir su ve plaj varmış. O ovalık, bozkır, ayaz yerde hem de. Upuzun yürüme yolları, kafeler, şezlonglar vs. Enteresan. Köprübaşının kalabalığında başımın dönmesinden sonra bir ferahladım pir ferahladım.

Giderken yanıma bir adet
Cortazar kitabı almıştım bana eşlik etsin diye fakat yıldızımızın barıştığı söylenemez. Aşırı bir muamma, bir türlü dönülemeyen virajlar, dil cambazlıklarının hikayeyi örselediği bana fazla gelen ayrıntılar, ilerlemeyen paragraflar derken daldım dışarıdaki manzaraya. Biraz da aklım bu gidişimde aldığım 20 küsür kitapta kaldığından mıdır nedir, okumaya niyetlendiğim kitaba ve yazarın anlatımına bir türlü alışamadım. Sahaf denen olguyu sevmeyen var mıdır onu merak ettim bir de.

Aşağıda bir park vardı. Tam da kuzenin evinin önüne denk geliyordu.
62 Maket Seti'ndeki olaylardan daha şenlikliydi dışarıda gördüklerim. Kaçamak yapan liseli aşıklar mı istersiniz, gecenin bir vakti karanlık işleri için gizli mekan arayan karanlık tipler mi, ne ararsanız bulurdunuz. Bi de ben çocukken böyle plastik ve rengarenk değildi sanki salıncaklar, kaydıraklar, tahteravalliler. Ama o "başka türlü bir şeydi". Kocaman alışveriş merkezleri de yoktu misal. İyi ki de yoktu. Yoksa "bunu da al", "şu oyuncakçıya da girelim", "bu oyun salonunda biraz daha oynayacağım işteeee" diye tepinen ve daha şimdiden gözünü hırs bürümüş çocuklar topluluğunun birer üyesi olurduk. Park dediğin huzur verirken, ailelerin sürekli akın akın gittiği dev alışveriş merkezlerinde gördüğüm çocuklarda sürekli bir telaş, hayıflanma ve kafa karışıklığı vardı sanki. Zaten kırk yıllık sinemaların ikisi de kapanmış, birinin yerine incik boncukçu açılmış ki rezalet değil de nedir bu? O sinemalarda Casino'dan Saving Private Ryan'a, Independence Day faciasından bilimum abuk subuk aksiyon ve romantik komedilere az mı film izledim. Buruktu buruk.
4 yorum:
Bende anisi olan mekanlari sirf hayal kirikligi yasamamak icin ziyaret etmeyi biraktim. Beynimde o eski halleri ile kalsinlar istiyorum. Sevimli ahsap bir evin yerini apartman aldiginda uzuluyorum, yillarca gittigim bakkallarin bir bir kapandigini gorunce uzuluyorum. Bir yandan degisimi seviyorum bir yandan anilarimin yok edilmesine uzuluyorum. Iste bunlari hatirladim yazini okuyunca :(
ben de çocukluğumun geçtiği yerlere falan gitmemeyi tercih ettim. aynı şekilde pek de iyi anısı olmayan yerlere daha sonradan tekrar gidince de hoş duygular uyanmıyor insanda.
Yorum Gönder