
Koleksiyonculuk olayına farklı bir boyut getiren, izlerken dalıp gidilen filmlerdendi Everything is Illuminated. Farklı yollara, farklı anlamlara, farklı ben'lere açılan bu arayış öyküsünü, klasik okurların anlamlandırmasının zor olduğu, benimse Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın adlı romanını modern şaheser olarak gördüğüm Jonathan Safran Foer'in romanından oyuncu Liev Schreiber uyarlamış sinemaya. Elimde kitap olmadığından kendine özgü bir yol filmi olarak yorumlayabilirim bense filmi ve kitabı ne zaman elime geçirip okuyabilirim diye kara kara olmasa da, dalabilirim yine de düşüncelere.
Elijah Wood'un Frodo Baggins falan olduğunu unuttuğum yegane film oldu Everything Is Illuminated. Gogol Bordello müzisyeni Eugene Hütz'ün de bir diğer casting başarısı olduğu su götürmüyor o şaşkın halleriyle. Kendisi de bir oyuncu olan Liev Schreiber'ın bu yolculuk, geçmiş, savaş, pişmanlıklar temalı filmi nasıl da evirip çevirerek görsel bir muazzamlığa dönüştürdüğünü izleyip, "küçük görünen büyük filmlerden" birini çektiğini sadece ben mi düşündüm onu merak ettim ve kendimi filmin leziz müziklerine bıraktım. Ayrıca yazarın kendisi de filmde rol almış ama hatırlamıyorum onu şu an.
4 yorum:
sırf muhteşem güzellikteki ayçiçeği tarlasının üzerinde kelebek gibi uçan kameraya tin hat trio - fear of the south'un eşlik ettiği sahnenin hatırına ikinci kez izlemiştim bu filmi. başrollerden şaşkaloz rus'un gogol bordello solisti eugene olduğunu sonradan öğrenmem (ki sevdiğim bi gruptur) benim için ilginç bir ayrıntıydı :) ayrıca bu mesajı yazarken aklıma filmde geçen michael jackson muhabbetleri geldi. hey gidinin jacko'su...
Bu film hakkinda dusuncelerini bekliyordum, eline saglik. Benim de filmden en cok aklimda kalan muzikleri oldu.
filme uyarlanan kitabı "herşey aydınlandı" dün akşam bitirdim. ilginç ve eğlenceli bir kitaptı. filmi de en kısa sürede izlemeyi umuyorum.
ben de kitabı okumayı istiyorum ama kimbilir ne zaman.
Yorum Gönder