
Coraline
Van Gogh, Tim Burton ve Alice esintili görüntüler. Esrarengiz bir fantastik dünya kapısı. Sevmemem imkansızdı zaten. "Nolursa olsun onlar sizin ana-babanız" teması olmasa daha çok sevecektim. Asıl anne, diğer anne falan sıkıyor bir süre sonra. En güzeli düğme gözlü tiplerdi. Düğmelere olan sevgim blog temasından da anlaşılacaktır zaten. Yalnız dikkatimi çeken noktalardan biri, kimi anlarda oldukça ürkütücü bir hale bürünmesiydi animasyonun. Coraline'a acımamak elde değil. Anne baba çok sıkıcı bi kere, napsın kız. Mecbur kötü kalpli cadının şenlikli dünyasına özenecek.

Ice Age 3
Dinazorların gölgesindeki kahramanlarımızı izlemek, hangi klişelerle süslü olursa olsun, keyifliydi. Zamanın nasıl geçtiğini anlamazken, bol bol gülüp eğlenirken ve en çok da Sid'e sinir olurken, acaba Sid'in şaşkınlıkları olmasa bu kadar çok izlenir miydi film ve devam filmleri çekilir miydi diye sormadan edemedim. Aile babası mamut, hoplayıp zıplayan sincap bi yere kadar. Nedense bu Amerikan animasyonlarında mesaj kaygısı gırla gidiyor. "Dostluk kutsaldır" teması Ice Age serisinde en başından beri vardı ve yaşanan tüm maceraların odak noktasıydı. Yine de izliyoruz, eğleniyoruz, devamı gelse gene izleriz. Ben en çok Diego'yu seviyorum, söylemeden geçemeyeceğim. Dinazorların dünyasına girmeseler ve buzlu dünyada birbirleriyle atışıp dursalar bu kadar eğlenmezdim bir de.

Gedo Senki/Tales from the Earthsea
Ursula Le Guin'in okuduğum iki kitabı vardı. Mülksüzler ve Her Yerden Çok Uzakta. Dolayısıyla Yerdeniz Öyküleri'ne yabancıyım ve yakın gelecekte de elimdeki kitaplara bakılırsa okuyacaklarım arasında yok. O zamana kadar Hayao Miyazaki'nin oğlu Goro Miyazaki'nin çektiği animasyonla yetinmem gerekecek.
Tarz olarak babasını aratmasa da, hikaye akışı ve karakterler açısından sıkıntılıydı sanki animasyon. "Yerdeniz Öykülerinin Hayao Miyazaki'nin elinden çıkma bir başyapıt olabilme ihtimalini sevdim" diyorsanız izlemeseniz de olur. Eminim hakkıyla çekmek zordur Le Guin'in romanlarını ve bildiğim kadarıyla ilk filmini çeken Goro Miyazaki de birçok yönüyle gelecek vaat ediyor ve ciddi risk almış fakat kitabı okumayanlar için hayal kırıklığı olacaktır birçok açıdan.

Ponyo on The Cliff
Ponyo'yu izleyip de Ponyo'nun kendisini, Sosuke'yi, denizaltı cemaatini sevmeyen, insanın yediği nanelere kendince parmak basan Miyazaki'nin bizi götürdüğü diyarlarda yolculuğa çıkmayı her seferinde dört gözle beklemeyen çok az insan vardır eminim. Tapılası, şirin ana karakterler, sevimli yaşlılar, şirin ufaklıklar, iyi-kötü kavramları arasında gidip gelenler ve daha neler neler. Yine de, maalesef en sevdiğim Miyazaki filmleri arasına giremedi film ve biraz daha küçüklere hitap eder bir havası vardı. Bir Howl, Laputa, Spirited Away'in yanında oldukça yalındı. Totoro gibi. İkisinden birini seçecek olsam da Totoro'yu seçerdim. Ponyo pek bi tapılası, evlat edinilesi, yanakları sıkılası da sevimli Ponyo Ponyo diye diye izlemek de bi yere kadardı. Yalınlığı iyi güzel de denizle ilgili daha çok çizim isterdim sayın Miyazaki.
4 yorum:
coraline'ı islemek istiodum ben de. aklıma tekrar düştü.
efe: umarım dediğin gibi miyazaki'nin filmleri daha kötü olmaya başlamaz. ponyoya kötü diyemem ama diğer başyapıtlarının yanında böyle aperatiflik bir şey gibi göründü gözüme.
başyapıtım diye bağıran up'ı beklemek düşüyor bize sırada.
damlo: coraline klişelerine rağmen izlemeye değer. oldukça da keyifli :)
İçlerinde sadece Coraline'yi izledim. Güzel bir animasyon :) Kardeşim (4-5 yaşında) coraline'yi toplasan 10 kereden fazla izlemiştir.. Haliyle etkilendiği sahnelerde oldu.. Ne zaman boyama yapsa düğüme gözleri çiziyor ve bunlar korkunun bakışları diye diye odanın içinde dolanıyor:)
Buz Devri 3 henüs izlemek kısmet olmadı zaten ikincisini fazla beğenmemiştim ilki ikincisine göre daha keyfliydi ve beni daha çok güldürmüştü ondandır belkide:)
sevgiler
pluie..
ice age 3 beklemediğim kadar eğlenceliydi. çok gülmüştüm sinemadayken. ice age 2'den daha keyifli gelmişti, o dinazorlar falan. ama çok klasik bulanlar da olmuştu. :)
Yorum Gönder