
Naptınız Elif Hanım? Mahrem gibi bir şaheseri, Şehrin Aynaları gibi bir hazineyi, Araf gibi bazı anlarda başucu eseri kabul edebileceğimiz bir romanı yazdıktan sonra, "Umutsuz Ev Kadınının Mistik Yolculuğu" temalı bir kitap yazmaya neden gerek gördünüz? Tasavvufa ve Mevlana'ya yakınlığınızı cümle alem biliyor ve buna bir itirazımız yok. Bu yakınlıktan bir başyapıt beklerken Paulo Coelhovari bir anlatımı benimsemiş bir roman görünce insan ister istemez üzülüyor. Sırf Şems ile Mevlana'nın hikayesi yeterken kitabı benimsemeye, umutsuz evkadınının mistik bir adama aşık olmasıyla değişen hayatı temalı ikinci öyküyü size yakıştıramıyoruz. Çok satan yazarların handikapına takılmakla güzelim Şems'e yazık oluyor.
Kitabın ilk elden İngilizce yazılıp sonradan Türkçe'ye çevrilmesini de bir yere kadar kabul edebiliriz. Yine de tasavvuf gibi bir malzeme varken elde, yabancı dilde bir roman yazmanın gereği var mıydı diye düşünmeden edemiyor insan. İlk başta Türkçe yazılsaydı, nasıl bir roman çıkardı ortaya; onu merak ettim bir de.
Çok daha üstün yazabileceğinizi biliyoruz Elif Hanım ve itirazımız da sırf bu yüzden.
6 yorum:
evet, kesinlikle dusuncelerimin tercumesi gibi olmus.. Okumadiysan Pinhan'i da okumani oneririm.
hepsini okudum. sitemim de o yüzden.
bir başka bakış açısı...
http://meridyens.blogspot.com/2009/07/senin-de-bir-taraflarn-pembe-degil-mi.html
goksel
Elif Şafak okurken sanki İhsan Oktay Anar okuyormuş gibi oluyor musunuz siz de? O pembe kapaklı kitabın sonradan fümeye de dönüşmesi pek samimi değildi açıkçası...
ilk kitaplarında İhsan Oktay Anar hissi olabilir ama son kitaplarının yapısı daha farklı. o pembe renk olayını da en baştan düşüneceklerdi evet.
ihsan oktay anar ile elif şafak ı karşılaştırmak bana 'aşk'ta ki kızıl saçlı çırakla, şems yarı tanrısını karşılaştırmak gibi geliyor.
gerçi bizim kızıl, okuduğum yere kadar tek sahici karakter...
ayrıca çok boktan bi kitap.
Yorum Gönder