Pazartesi, Ocak 11, 2010

Calvino güncesi 2

"Birilerini iyice kızdırdığı ve gül gül derken yüreği kapkara bir hüzünle dolduğu zamanlarda, Pin nehir kıyısındaki yollarda yapayalnız dolaşıp örümceklerin yuva yaptıkları yeri arar."

Tüm o "bir çocuğun gözünden anlatılan savaş öykülerinde" olduğu gibi, Italo Calvino'nun Örümceklerin Yuvalandığı Patika adlı romanının ana karakteri Pin de kendine özgü, çocuksu ve alaycı bakış açısından nasibini alıyor ve ortaya leziz bir roman çıkıyor. Yine de, Pin'in öyküsünün "o çocuksu yürek" öykülerinden biri olmadığını, veledin savaş ortamına uyum sağlayan bir ciddiliğinin, zehir zemberek bir alaycılığının, hatta bazen acımasız bir dobralığının olduğunu ve Pin'in savaş ortamında, faşizme karşı savaşan partizanların arasında kendi yalnızlığının farkında bir velet olduğunu eklemem gerekir. Çocukların kendi dünyasındaki, kendi aralarındaki o acımasız bakış açısını savaşa uyarlayan Calvino bu ilk romanında sonraki güzelliklerini de müjdelemiş sanki. Romanın en güzel kısımları yine Pin'le ilgili olanlar. Calvino, belki de ilk romanı olmasından, bazı bölümlerde partizanlığı biraz fazla öne çıkarsa da sürükleyiciliğinden bir şey yitirmeyen bir kitap Örümceklerin Yuvalandığı Patika.

"Büyüklerde, ne idüğü belirsiz ve hain bir takım, oyunlarda çocuklara özgü o korkunç ciddilik yok onlarda, gene de onların oyunları, giderek ciddileşen oyunları var: Bir oyunun içinde bir başka oyun, hangisinin gerçek oyun olduğunu asla anlayamıyor insan."

Marcovaldo karakteri Şarlo gibi biri. Vasıfsız işçi diye nitelenen ve karısıyla 6 çocuğunu geçindirmekte zorlanan Marcovaldo'nun tüm umutları doğa üzerinedir. Her mevsim umutla yöneldiği doğa ile nefes almakta zorlandığı modern şehirlerin çatışmasının öyküleri bunlar. Parkta doğayla iç içe bir uyku uyuma hevesi, etraftan gelen vinç ve kamyon sesleri yüzünden yarım kalıyor. Ailece buldukları tavşan eti zehirli çıkıyor. Çocukları nefes alsın diye götürdüğü şehirden uzak tepenin olduğu yer, ironik bir biçimde bir akıl hastanesinin bahçesi çıkıyor. Herkesin terk ettiği yaz ortamında kentle sonunda baş başa kalacağını sanan Marcovaldo'yu bu kez de televizyoncular rahat bırakmıyor. Hele bir kedili öykü var ki gülseniz mi ağlasanız mı şaşırıyorsunuz.

Çıkışsızlığa inat umudunu yitirmiyor hiçbirinde Marcovaldo. Modern yaşam denilen olayın aslında insanın hayatını hiç de kolaylaştırmadığı üzerine, doğanın giderek daha çok yitip gitmesi üzerine, sınıf çatışmalarının da aslında hiçbir zaman kaybolmayacağı üzerine insanda buruk tebessümler yaratan öyküler...

Calvino güncesi 1

Ağaca Tüneyen Baron

6 yorum:

Ludmilla dedi ki...

Örümceklerin Yuvalandığı Patika, Calvino'nun ilk romanı. Ve Calvino aslında bu kitabı çok sevmez, yetersiz bulurmuş. Çevrildiğini duyunca sevinmiştim bayağı ama henüz okumaya fırsatım olmadı. Ondan önce Atalarımız'ı okumayı düşünüyorum, bakalım.

Sera dedi ki...

Ağaca Tüneyen Baron kadar değilse de, bir ilk kitap olarak hiç de fena olmayan bir kitaptı. Ben de Vikont'u okuyamadım gitti.

Porco Rosso dedi ki...

calvinosever ve şu an elinde bir calvino olan biri olarak keyifle okudum.

calvino iyidir. türden türe geçişi iyidir. kendini tekrarlamaz. konuşmayıp kartlarla kitap anlatır. aşmıştır. perec'in de yakın arkadaşıymış ayrıca.

Sera dedi ki...

Perec'le yakın arkadaş olduğunu duyunca şaşırmamıştım. İkisi de ayrı alem. Hangi Calvino kitabını okuduğunu merak ettim?

Porco Rosso dedi ki...

kesişen yazgılar şatosunu okumuştum, zaten kartlarla ilgili olan oydu (bildiğniz üzere), örümceklerin yuvalandığı patikaydı bir diğeri, şimdi de okuduğum bir kış gecesi eğer bir yolcu'yu örtmenim :))

kaç aldım sözlüden? kaç aldım?

Sera dedi ki...

yıldızlı pekiyi :))