
Hayatımda ilk kez üç boyutlu bir film izledim. Öyle olunca da filmden keyif alma katsayım arttıkça arttı. Burnumun dibinde bir Çatlak Şapkacı'dan çok, yine gişegillerden Jack Sparrow'u izlesem iki saat boyunca zevkten seksen sekiz köşe olacaktım ama Çılgın Şapkacı ve diğer ucubelerle yetinmek zorundaydım ve bir daha kimbilir ne zaman üçboyutlu film izleyebilirim.
Tim Burton yapımı bu Alice Ucubeler Diyarında, pardon Alice Harikalar Diyarında demem lazım, mutlaka üç boyutlu izlenmeli. Aksi halde tüm o leziz ayrıntılar, üstünüze üstünüze düşen bir Alice, gözünüzün önünde koşturup duran o gıcık beyaz tavşan, etrafı mavi dumana boğan bilge tırtıl, kafasına göre bir görünüp bir kaybolan koca kafalı kedi, gülümseyen çiçekler, boyanan çiçekler ve diğer onlarca ayrıntının güme gitme olasılığı yüksektir.
Öykü ve kurgu açısından Burton'ın eskisi gibi cesur ve özgün olduğunu ise söyleyemeyiz maalesef. Çok şey vaat eden ilk yarıyla klasik bir fantastik film şeklinde ilerleyen ikinci yarıyı izleyince Burton daha iyisini yapabilirdi dememiz kaçınılmaz. Burton stüdyonun zaman kısıtlamasından ve tüm o dijital ve üç boyutlu teknikleri yerine oturtmaya çalışmaktan öyküyle yeteri kadar ilgilenememiş olabilir. Viktorya dönemindeki bir genç kızın kişiliğini bulma yolculuğu farklı açılardan incelemeye açık. "Her şeyden çok fazla var" şeklinde kurulan eleştiri cümlelerine çok katılmıyorum ama örneğin Beyaz Kraliçe'yle Koca Kafalı Kırmızı Kraliçe arasındaki çelişkilere de daha fazla yer verilebilirdi. Çılgın Şapkacı'nın filmde Alice kadar önemli bir yer tutacağı ise çok önceden belliydi ve benim bu konuda bir şikayetimin olacağını sanıyorsanız, avcunuzu yalarsınız.
Filmin bildiğim kadarıyla hiçbir şehirde orijinal dilde gösterime girmemesi büyük talihsizlik. Halbuki benim gittiğim salonun çoğunluğu yetişkinlerden oluşuyordu ve Alice'in öyküsünün sırf çocuklara hitap etmediğini ise söylemem bile gereksiz. Bilge tırtılın sesinde bir Alan Rickman seslendirmesi duymak ve sevdiğimiz (ya da sevmiyorsak bile) diğer oyuncuları kendi sesleriyle izlemek, ayrıca özgün dildeki sözcük oyunlarını yakalamak sinemaseverler olarak en doğal hakkımız değil mi?
8 yorum:
evet doğal hakkımız:) ayrıca levis carroll'ın o kelime oyunları, belki de animasyonlar ve kostümlerden daha çok dikkat çekici, tabi ingilizcesinde.
söylediklerinin tümüne katılıyorum. kırmızı kafa ve beyaz kafa çelişkisine ek olarak, kırmızı kafanın daha çok işlendiğini düşünüyorum. sanırım birileri birilerine torpil geçmiş:) ama kesinlikle kötü durmamış.
bir de biri bu filmi yönetecekse bence tim burton bunun için en doğru seçim olurdu, olmuş:)
Kırmızı kafa filmde bolca yer tutuyordu. kesin torpil geçilmiş bence de :) Beyaz Kraliçe için Anne Hathaway'den başka bir oyuncu da seçilebilirdi ya da o karakteri biraz daha anlamamıza izin verebilirlerdi.
Tim Burton en doğru seçim de öyle olunca da insanların beklentileri daha da yükseliyor :)
Bu film için Burton yerine Tarsem Singh'i tercih ederdim açıkçası. Burton'ın atmosferlerinden hiç hoşlanmadım. Kitabı nasıl piç ettiğini de tartışacak değilim, yazık olmuş canım hikayeye. Ama görsellikte de sınıfta kalmış bence.
Ve evet, dublaj bir felaketti ama film çok kötü olduğundan üzülmedim. :)
Ve evet, Depp hayranı olsam en azından onun görünmesinden zevk alırdım falan, olamadı. :)
Senin sevmeyeceğin belliydi zaten sevmemeye hazırlıksız gittin filme:p Ama haksız değilsin. Gerçekten hayal kırıklığı yarattı.Nerde 80'ler, 90'lar Burton şaheserleri demeden geçemeyeceğim. Üç boyutlu olmasa ve Depp'i barındırmasa ben de sivri bir eleştiri yazısı yazardım ama gitmişken keyif almaya bıraktım kendimi. Tarsem Singh Burton kadar popüler olmadığı için maalesef ona vermezlerdi bu uyarlamayı ama verseler süper olurdu. Yorumlarını özlemişim ayrıca :)
Tivitırda neden 'üç boyutlu sinemam olsun istiyorum' adlı cıvıltını şimdi anlıyorum tubi:) Benimde film başladığı sırada dublajın türkçe oluşu ve berbat oluşu canımı sıksada gerisi için bende keyif almaya bıraktım kendimi,aynen senın gibi:) bu arada tim amca sadece helena kızımızı kırmızı kafa yaparak torpil geçmiştir düşüncesindeyim..yoksa masalda kırmızı kafayla beyaz kafanın filmde ne kadar işlenmesini tartışmak anlamsız geldi sanki bana.
Torpil çok bariz zaten :D Tim Burton'ın oyuncu ortaklıklarını sevsem de, bu torpiller bazen filme zarar veriyor maalesef.
Ben filmi beğendim. Mekanlar ve görseller bana daha farklı olması gerekmiyormuş gibi geliyor. Tim Burton yapması gerekeni yapmış gibi düşünüyorum. :)
ben çok beğenmesem de, bir beğenene rastladığıma sevindim yine de. Bence Burton karanlık filmlere geri dönsün :)
Yorum Gönder