Iris Murdoch iyi yazıyor. İnsan ruhunu silkeliyor ve çarpıcı karakterler yaratıyor. Melekler Zamanı'nda artık inancını kaybedip toplumdan elini eteğini çekmiş bir rahip olan Carel'in etrafındakiler üzerindeki manipüle edici etkisi, çeşitli felsefi akımlar üzerine söylediklerinin düşündürücülüğü, iyi-kötü, ahlaklı yaşamak-ahlaksızlık, inanmak-inanmamak ya da inanmayı istemek düşüncesi ile sınırlı kalmayıp karmaşık ve tartışmalı ilişkiler yumağı şeklinde ilerliyor. Ahlak tartışması ensest olayı üzerinden ilerlerken, Tanrı'ya inanmak ile iyi insan olmak arasındaki ilişki yada ilişkisizliğe dikkat çeken Carel'in söylevleri karşısında kardeşi Marcus'un sorgulamaları da kitapta önemli bir yer tutuyor. Olayları Carel'in kardeşi Marcus, Carel'in büyük kızı Muriel, siyahi hizmetçi Patti ile Rus hizmetli Peshkov'un gözünden okuyoruz. Kişisel favorilerim Muriel ile Patti'nin gözünden anlatılan bölümler olurken, Peshkov'un oğlu Leo'nun davranışlarının "kötülük etmeyi bilmemek başka, istememek başkadır" sözünü akla getirdiğini söylemeden geçemeyeceğim. Oyunbaz ve yalancı Leo karakterinin romandaki çözülmede önemli bir katkısının olduğunu ekleyim. Patti ile Peshkov ise yabancılaşma, vatansızlık ve göçmenlik temalarının temsilcilerini oluşturuyorlar.
Romandaki çözülme dedim ama sonucun bir çözüm olup olmadığı bir tartışma konusu olabilir. Kimi belirsizlikler hala etkisini korurken, acaba Muriel'in güzel ve gizemli kardeşi Elizabeth'in gözüyle anlatılsa olaylar, roman nasıl bir şekil alırdı diye düşünmeden edemiyor insan. Söylenemeyenlerin ve görünenin ardındakilerin ortaya çıkışındaki tekinsizlik Iris Murdoch'ın doludizgin psikolojik irdelemeleriyle doruğa ulaşıyor. Iris Murdoch'ın bir yargılamada bulunmaktan kaçınması da önemli bir etken. Kesik Bir Baş değil de Kara Prens romanını beğendiğim Murdoch'ın Melekler Zamanı da favorilerim arasındaki yerini aldı bile.
“Ve melekler korkunçtur.. Yönetilen mülkler ve yöneten güçler vardır. Melekler Tanrının düşünceleridir. "
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder