Çarşamba, Aralık 29, 2010

Boardwalk Empire

Aslında buraya daha çok dizi yazısı yazmalıyım çünkü bu yıl filmlerden çok dizilerle ilgilendim. 2010 sinemasal açıdan pek parlak bir yıl değildi kabul edersiniz ki. Televizyon dizileri ise Amerika'da altın çağını yaşıyor diyebiliriz. Boardwalk Empire'ın yapımcılığını Martin Scorsese'nin ve Mark Wahlberg'in üstlenmesi bu konuda bize çok şey anlatıyor.

HBO belki de Sopranos ve Six Feet Under zamanlarından beri ilk kez bu kadar gündemde. (True Blood'ı saymazsak tabii). HBO'dan genel olarak kaliteli işler çıktığı doğru. Amerika'da 20'li yılların içki yasağı günlerinde Atlantic City'de geçen bir dönem dizisi olarak Boardwalk Empire, gangsterleri, yozlaşmış politikacıları, revü kızları ve pragmatik ev hanımlarıyla daha çok konuşulacağa benziyor. İkinci sezon anlaşmasının yapılması da sevindirici bir gelişme. Her bölümü değme sinema filmlerine taş çıkaracak kalitede ve zenginlikte. Şimdiden unutulmaz diyaloglara sahip ve bizi resmen alıp 20'li yılların Amerika'sına götürüyor. O atmosferi izleyiciye yaşatma konusunda çok başarılı. Yeni sezonda da iki bölüm daha yöneteceği söylenen Martin Scorsese pilot bölümü yönetmiş ve etkisi hemen hissediliyor. Artık eskisi gibi sıkı gangster filmleri yapılmıyor diyenler bu diziye göz atmalı diye düşünüyorum. Benim açımdan en önemli özelliklerinden biri ise her karakterin özenle işlenmiş olması.

Atlantic City'de her taşın altından Nucky Thompson çıkıyor Nucky Thompson'a hayat veren isim ise, artık kült olmanın da ötesine geçen Steve Buscemi. Scorsese isminin yanında beni heyecanlandıran bir diğer isim olmuştu Steve Buscemi bu diziyle ilgili haberler ilk duyulduğunda. Nucky Thompson görünüşte politikacı gerçekte ise tehlikeli bir gansgter. Buscemi o kendine özgü mimikleriyle ve okkalı küfürleriyle göründüğü her sahnede ağzı açık izletmekte kendisini ve artık Don Draperları, Mad Men'leri bi güzel unutabiliriz böylelikle. Altın Kürelerle Emmyleri süpüreceğinin garanti olmasını söylememe gerek yoktur herhalde. Bir diğer dönem dizisi Mad Men'in Don Draper'ının da bir açıdan gangstere benzediğini söyleyebiliriz esasında fakat Nucky Thompson karakteri bambaşka bir olay.

Politik nüfuzunu kullanmayı çok iyi bilen Nucky Thompson eşini ve çocuğunu yıllar önce kaybetmiştir. İrlandalı dul hanım Margaret Schroeder'in de "dul" kalmasına vesile olacak kadar tehlikeli bir gangsterdir aslında tabii Margaret'ın kocasının da bir melek olduğunu söyleyemeyiz. Margaret'la ilişkileri televizyon tarihinin en ilgi çekici ve gerçekçi kadın erkek ilişkileri arasında üst sıralara yerleşecektir ve bu noktada kendisini en son No Country for Old Men'den anımsayabileceğimiz Kelly MacDonald'ın canlandırdığı Margaret Schroeder'den bahsetmemiz lazım. Mrs. Schroeder dışarıdan pek bi mahzun görüntüsü çizse de, güçlü, kurnaz, dinine bağlı ve pragmatik bir kadın. Nucky Thompson'la yakınlaşmasının kadınların seçme hakkının bile yeni yeni tartışıldığı bir dönemde, bir kadın olarak kendi başına ayakta kalmanın zorluğu açısından kendisi için önem arz ettiğini ilk baştan fark ediyor ve kartlarını da ona göre oynuyor. Margaret gansgter filmlerinden aşina olduğumuz o klişe gangster metresi olmaktan çok uzak ve kendisinin Nucky Thompson karakterini de ahlaken ve içsel olarak daha iyi tanımamızı sağlayan bir işlevi var. İkisinin göründüğü her sahne sürprizlerle dolu oluyor ve Mrs. Schroeder acaba şimdi neler yumurtlayacak diye merakla izliyoruz. Nucky'nin Mrs.Schroeder'den önceki "metresi" ise eski bir revü kızı olan Lucy Dazinger. Paz De La Huerta'nın da bu karaktere eğlenceli bir yorum getirdiğini söyleyebiliriz.

Dizideki diğer gangsterlerden bazıları Nucky Thompson'ın ezeli düşmanı haline gelen Rothstein (Michael Stuhlbarg: bkz. Coen'lerin A Serious Man'i.), Nucky'nin kardeşi Eli Thompson, Nucky'nin şoförlüğünü ve "ayak işlerini" yapan ve bir ara Al Capone'un peşinden Chicago'ya giden savaş kahramanı Jimmy Darmody (Michael Pitt) ve de Al Capone'un ta kendisi. Stephen Graham'ın şimdiye kadarki en gerçekçi Al Capone karakterine imza attığını abartmadan söyleyebiliriz. Al Capone'u Robert De Niro da dahil birçok kişi canlandırmıştı fakat gerçek anlamda, karikatürize bir tiplemeye dönüşmeden nasıl tehlikeli bir gansgter portresi çizilir konusunda ders verebilir daha önce yüzüne birçok filmden aşina olduğumuz Stephen Graham. Şimdiden enteresan bir filmografiye sahip olan ve önümüzdeki yıllarda yeni Di Caprio ya da Brad Pitt olması muhtemel Michael Pitt'in oynadığı karakter Darmody'nin de dizide neredeyse bir yan öykü diyebileceğimiz bir öyküsü var. Darmody Mrs.Schroeder'le birlikte Nucky Thompson'a sorgusuz sualsiz boyun eğmeyen birkaç isimden biri ve sadece bir "consigliori" olmanın ötesine geçen vukuatları var. Gözünü kırpmadan cinayet işleyen ve çevresindeki kadınlarla ilişkileri de özellikle dikkat çekici olan bir karakter Jimmy Darmody. İsmini hatırlayamadığım ve yüzünün yarısı yanmış savaş gazisi olan karakterin yer aldığı sahnelerle Darmody'nin genç annesi eski fahişe rolünde Gretchen Mol'ü de anmadan geçemeyeceğim.

FBI ajanı Van Alden'ı anmadan bu yazıyı bitireceğimi sanmadınız herhalde? Michael Shannon'ın performansının kimi zaman Buscemi'den bile tüyler ürpertici anlara sahip olduğunu söylemem lazım. Aşırı dindar ve takıntılı ajanımız, Nucky Thompson'ın vukuatlarını ortaya çıkarmaya çalışırken hep iki adım geriden geliyor. Gammaz ortağına "dersini verdiği sahne" unutulmazlar arasına girecektir. Bildiğin psikopat bir adamdan bahsediyoruz. Gangsterler halt etmiş.

Boardwalk Empire doludizgin ilerleyen bir dönem dizisi. Olayların nispeten daha ağır ilerlediği bölümlerde bile seyirciyi şaşırtıyor. Sinema filmi yapılsa geçiştirilecek birçok konu bu dizi projesi sayesinde rahat rahat işlenmiş olsa gerek. Sezon finalinin yeni entrikalara yelken açılarak bitirildiğini ekleyim.

Boardwalk Empire görselleri

2 yorum:

csyasoo dedi ki...

Bütün bölümler elimde ama 2. bölümü izledim en son. Kısa zamanda bitiririm. Güzel dizi.

Sera dedi ki...

Aralık'ta aralıksız bu diziyi izledim. En iyi dönem dramalarından biri kesinlikle.