Önce ilk olarak geçen yıl tanıştıklarımdan bahsedeyim kısaca, zira uzun uzun blog yazmaya mecalim yok. Mümkün olduğu kadar az spoilerla yazmaya çalışmanın da zor olduğunu ekleyim.
Veronica Mars
Açıkçası cnbc-e yayınlamasaydı Veronica Mars izlemek aklıma gelmezdi. İyi ki de yayınlamışlar ve şahane bir kadın karakterle, Nancy Drewvari bir yeniyetme dedektifle tanışmış oldum. Yalnızca dedektif dizisi olarak değil, bir gençlik dizisi olarak da başarılı Veronica Mars. Özellikle sınıf çatışmaları dizide önemli bir yer tutuyor. Kim-kimle-nerede mantığıyla çekilmiş o kadar çok gençlik dizisi var ki, Veronica Mars ilaç gibi geliyor. Gossip Girl'e de sesini veren Kristin Bell'i sevmemi sağlayan dizi oluyor böylelikle Veronica Mars. Veronica'nın yanında Logan karakterinin göründüğü sahneler ve dizi boyunca geçirdiği evreler de dikkat çekici.Skins
Gençlik dizileriyle başladım madem, gençlik dizilerinin en vahşisiyle devam edeyim. Skins gerçekten "vahşi" bir dizi. Gençlik dizilerinin Six Feet Under'ı ilan etmekte sakınca görmüyorum Skins'i. Sonuçta bu bir Gossip Girl, O.C değil. Sanki gençlik dizileri gramerini yeniden yazar gibi bir hali var. Amerikan MTVsi Skins'in ilk jenerasyonunu Amerikalı oyuncularla birebir kopya senaryoyla (en azından fragmanından öyle görünüyor) yeniden çekmiş ama sonuç Coupling'de olduğu gibi hüsran olabilir. Gördüğüm kadarıyla fragman özellikle Sid'le Cassie'ye hakaret gibiydi.Birbirinden nev-i şahsına münhasır tipler ve çok sayıda sarsıcı sahne var İngiliz dizisi Skins'te. Olayların her bölümde bir karakterin etrafında gelişmesiyle her bölümde bir karakterin yaşamının iliğine kadar gidiyoruz. Bu üslup artık Skins'in alameti farikası haline geldi. Birçok eğlenceli sahne de var Skins'de ama daha çok keskin bir gerçeklik ve hüzün duygusu hakim. Karakterler dibe vururken biz de izleyici olarak allak bullak oluyoruz. Benim favorim birinci jenerasyondu fakat ikinci jenerasyonda da çok fazla unutulmaz an var. İkinci jenerasyona damgasını vuran ve ilk jenerasyonun yer aldığı ilk iki sezonda da önemli bir etkisi olan Effy faktöründen, birbirinden çok farklı ikiz kardeşler Emily ile Katie'den, final sahnesinde ağzımızı bir karış açık bırakarak böyle sonuçsuzluk mu olur diye isyan ettiren Cook'tan bahsetmesem olmaz. İlk jenerasyonda her şeyiyle isyan "ohvow" Cassie, dibe vurmanın kitabını yazan Sid karakterinde müthiş oyunculuğuyla Mike Bailey beni benden almıştır. Dizinin en başarılı yönünün oyuncu seçimleri olduğu kesin. Hepsi ayrı ayrı döktürüyor. Fakat maalesef liseden sonra o özlediğimiz karakterlere ne oldu onu öğrenemiyoruz. Dizi her iki sezonda bir yenileniyor ve yeni karakterlere yer veriyor. 3. jenerasyonun yayınlanması yakındır.
Merlin
Merlin gibi tarihi fantastik dizilerin ilgimi çektiğini söyleyemem yine de sürükleyiciliği, Prens Arthur'la Merlin arasındaki eğlenceli diyalogları, Lady Morgana'nın karanlık tarafa meyletme süreci gibi ilgi çekici yanları olan bir dizi Merlin. Bir fantastik macera olarak istemeden de olsa insanı kendine bağlıyor ama daha çok iyi vakit geçirmek için izlenecek bir dizi. Özellikle sabitfikirli büyücü düşmanı kral Uther'ın göründüğü sahnelerle başka oyuncu bulamamışlar mı Arthur'un aşkı olacak, diye isyan ettiren Gwen diziyi sevmenize yardımcı olmuyorlar. Uther'ın toplama kampçılarından pek de farkının olmamasıyla, "artık ölsün, Morgana ve karanlık büyücüler," kazansın bile diyebiliyorsunuz. Bu öykü çok tutmuş olsa gerek ki, yakında Eva Green'li, Joseph Fiennes'lı Camelot dizisi geliyor.Mad Men
2010'un ikinci yarısında başlayıp sonunda bitirdiğim için çok memnun olduğum dizidir Mad Men. İlk sezonuna bayıldığımı söyleyemeyeceğim, ne de tüm o Don Draper hayranlığının buna yardımcı olduğunu. Tüketim toplumunun güçleniş hikayesini ön plana alan, ödüllü bir dönem dizisi olsa da 60'lı yılların yavaş yavaş uyanan toplumuna daha çok arka planda yer veren bir dizi Mad Men. Don Draper acaba şimdi hangi hatunu yatağına atacak ya da ne gibi cin fikirler bulacak diye değil, Peggy-Cameron-Joan üçlüsü için izledim diziyi daha çok. Peggy Olson en sevdiğim kurgusal karakterler arasına girdi bile. Peggy'nin dizi boyunca gelişimini, ikilemlerini ve mücadelesini izlemek, Don Draper'la karısı Betty'nin atışmalarını-ya da atışamamalarını-izlemekten daha keyifli. Keza başlarda son derece sinir bozucu olan Campbell'la Joan'un sonradan sonraya daha bi döktürmelerini izlemek de öyle. Joan'un o lafı gediğine koyan lafları yok mu... Erkeklerin dünyasında ya kadınlığınızı unutma ya da kadınlığınızı sonuna kadar teşhir etmekten başka seçeneğiniz yok mu? Umutsuz ev kadını Betty Draper'a baştan beri kaçınılmaz bir şekilde destek verirken 4. sezonda özellikle kızıyla olan ilişkisinde ne kadar arıza ve itici bir tipe dönüştüğünü izlemek üzücüydü. January Jones'un da abartıldığını düşünüyorum zaten. Hayatını yalanlar üstüne kuran Don Draper karakterinde, karaktere bayılmasam da Jon Hamm'in döktürdüğünü kabul etmem gerekir. Don Draper'ın da sevdiğim sahneleri olmadı mı? Elbette oldu. Örneğin Peggy'le olan tüm sahneleri ve reklamcılarla müşterileri parmağında oynattığı sahneler favorimdi. 4.sezonun 7. bölümü olan Don'la Peggy ilişkisinin tüm dinamiklerini gözler önüne seren ikisinin iş yerine tıkıldıkları bölümü özellikle anmalıyım. Şu an en çok merak ettiğim ise Campbell'ın yaşamı ne yöne gidecek? Şu şaşkaloz Trudy'den kurtulabilecek mi?Boardwalk Empire
En iyi yeni dizinin neden Boardwalk Empire olduğunu daha önce ayrıntılarıyla anlatmıştım. Nucky Thompson-Steve Buscemi bile yetiyor aslında ama dizide ondan çok daha fazlası var.devam edecek...
7 yorum:
Mad Men'le ilgili bir ara bölüm recap'leri yazdım blogda ama Türkiye'de o kadar az takip eden var ki baktım 2-3 kişi okuyor bıraktım sonra :) Ama yine de yazdığım "The Suitcase" bölümünün en iyi bölüm ödülünü alacağını düşünüyorum :) Artık bir Mad Men takipçisinin daha olduğunu bilmek güzel.
Uther = nato kafa nato mermer :) Verdiği her karar yanlış arkadaş, nası ayakta tuttun sen bu krallığı Merlin yokken.
veronica mars şahane değil mi? çok sevindim izleyip sevmene, niyeyse (sanki ben yaptım) birileri daha farkına varıp sevince çok mutlu oluyorum, kötü harcandı çünkü o dizi. kaçıncı sezonundasın? skins'i de bayağı sevmiştim ama nedensiz bir şekilde 2. sezonunda bırakmıştım, varolan "gençlik" dizileri arasında en iyi -hatta tek iyi- ve gerçekçi gençlik dizisi olduğu kesin ama ben iyice büyüdüm herhalde, izleyemiyorum artık gençlik dizisi :) diğer üç diziyi bilmiyorum hiç, ilgimi çekmediler de değil ama şu ara supernatural'ı baştan izlemekle meşgul olduğumdan yeni diziye girişemem herhalde (evet delilik).
ata ismet özçelik: o kadar önemsemeyin kim ilgi göstermiş kim göstermemiş diye bence. mutlaka ortak şeyler düşünüp hissedenler bulunur:) bi ara bırakacaktım, azmettim izledim. bakalım işin sonu nereye varacak.
sözde yazar: Merlin'in Merlin'liğini de takdir etsinler artık bi zahmet. 2. sezonu bitirdim hala ezip duruyorlar çocuğu :)
Çavlan: Veronica Mars gerçekten şahane. İlk sezonun sonlarındayım. TVden takip ediyorum. 3 sezonla bitirmişler ve duyduğum kadarıyla bir parça yarım kalmış. Skins'e mutlaka devam etmelisin. Supernatural konusundaki azmine ise bayıldım. İlk sezona burun kıvırıp çok şey kaçıranlar hakkında bir yazı yazmalısın kesinlikle :)
Veronica Mars'i bi kac sene once Digiturk'te bir kanal verirken kesfetmistim. O donem boluk porcuk izleyince oturup bastan sona izlemistim ilk iki sezonu. Dizinin bir guzel tarafi da her bolum cozdugu meselelerin disinda bir de her sezonun sonunda cozulen daha buyuk bir hadise olmasi. Benim favorim ilk sezon.
Veronica Mars: İyi :)
ne çok veronicasever varmış. pek güzel pek güzel :)
Yorum Gönder