Salı, Ağustos 16, 2011

Riverton Malikanesi

Kate Morton'ın orijinalinden okuduğum Riverton Malikanesi sırlarla dolu bir gizem ve dönem romanı. 1920'lerde Riverton Malikanesi'nde intihar eden bir şairin hayatı günümüzde filme alınırken, zamanında o malikanede çalışmış 90'lı yaşlarındaki Grace'in anlatımıyla aktarılıyor olaylar. Grace'in anlatımındaki bariz pişmanlık tonu hikayenin perde arkasının yavaş yavaş aralanmasıyla anlaşılıyor. Grace'in anlatımı zaman zaman aksıyor ve sürpriz son barındıran romanların düştüğü handikapa da düşmüyor değil yazar ama sonuna kadar merakla okutuyor ve bir dönem romanı olarak işlevini başarıyla yerine getiriyor.

Şairin varlığı hikayede birçok dönüm noktasının tetikleyicisi ancak şairin hayatından çok Riverton Malikanesi'nde yaşayan iki kız kardeşin hikayesine odaklanıyor ilk romanında Kate Morton. İki kız kardeşin inişli çıkışlı hikayesi ile kardeşlerden özellikle Hannah'nın bir dönem romanı kadın karakteri olarak romanı sonuna kadar götürdüğünü söylesem yanlış olmaz her ne kadar sürpriz son tartışmaya açık olsa da. Romanda esasında bir aristokrasi eleştirisi yapılıyor ve 1920'lerde kadın olmak, asker psikolojisi ve bir sanatçının toplumdaki yalnızlığının satır aralarından okunuşu şeklinde özetlenebilecek vurgular var.

Malikanede gerçekleşen olaylar, sırlar ve karakter ilişkileri Ian McEwan'ın Kefaret adlı romanıyla Diane Setterfield'ın Onüçüncü Hikaye adlı romanlarını hatırlatıyor. "Yazlık roman", "kışlık roman" gibi ayrımlarım olmasa da yaza daha çok yakıştığını düşünüyorum bu romanın. (Bu yıl, bazı kitapların yazın okunmasının sakıncaları adlı bir yazı yazmayı bile düşündüm gerçekten.)

Hiç yorum yok: