Cumartesi, Eylül 10, 2011

Franklin Flyer

Franklin Flyer, harika bir ana karakter, müthiş kadın karakterler, gerçekçi bir düzlemde ilerleyen okur dostu serüvenler ve bariz bir duyarlılıkla gerilim arasında güzel bir uyum tutturmuş bir tonla akıcılığa sahip güzel bir roman. Kısacası, okurun beklediği her şeyi veriyor Nicholas Christopher ve bunu yaparken üsluptan taviz vermemesi, romanı daha da kaydadeğer kılıyor. Franklin Flyer'ın yaşam yolculuğunda başına gelenlerle yaşadığı pek çok an, anılarını anlatan tarihsel bir kişilikmişçesine, o dönemde yaşamış herkes benzer şeyleri yaşayabilirdi diye düşündürüyor insanı. Franklin Flyer romanı, gerçekçiliğin içindeki sihir gibi. Romandaki tesadüflerin Paul Auster'ınki gibi -sevip takip ettiğimiz bir yazar da olsa Auster'ın böyle bir yanı var maalesef- karın ağrısı yaratmayan tesadüfler olması da inandırıcı geliyor.

Franklin Flyer bir mucit ve parlak fikirleriyle kıvrak zekasını birleştiren pekçok Amerikalı gibi zenginliğe doğru yelken açıyor. Satır aralarında Amerika'da 1920'lerle 50'ler arasında yükselen değerlere ilişkin birçok ayrıntı görülebilir ancak romanın bir "zenginliğe güzelleme" romanı olmadığını da belirtmemiz lazım. Frankin'in Nazi tehlikesini ve yaklaşan savaşı önceden görmesi de, Amerika'daki savaş öncesi Nazi ve Alman imajını daha iyi görebilmemizi sağlıyor.

Nicholas Christopher'ın Franklin Flyer romanını sevmemizin bir başka nedeni de, birbirinden enteresan kadın karakterler ortaya çıkarmış olması. Nicholas Christopher'ın birçok yazara, "Sağlam kadın karakterler nasıl yaratılır," konusunda ders vermesi gerektiğini bile düşündüm. En iyi romanlar, müthiş klasikler, dokunulmaz yazarlar vs.ler arasında bile eksik betimlenmiş öyle çok kadın karakter var ki... Birtakım erkek yazarlar kadınları anlatma konusunda öyle beceriksizler ve buna rağmen de, öylesine kibirliler ki... Franklin'in bu hepsi de nev-i şahsına münhasır kadınlarla ilişkisi, romana bir parça film-noir havası da katmıyor değil. Favorim Narcissa Stark oldu.

Romanın sonunda o "gizemli kadınla" ilgili daha farklı bir sonuca varmasını beklerdim yazarın. Yine de, sonunda, gerek Franklin Flyer'a, gerek Narcissa Stark başta olmak üzere tüm çarpıcı kadın karakterlere veda etmek zor oldu.

Hiç yorum yok: