Perşembe, Ocak 19, 2012

Geniş Geniş Bir Deniz


 Tavanarasındaki kadın. Diğer kadın. Gizemli ve deli kadın. Jane Eyre romanında "öylesine geçiştirilen" demeyelim de, yalnızca Jane Eyre'ın yaşamındaki etkisi ve aşkının karanlık yönünü vurgulaması açısından yer verilen Antoinette Mason'ın, Mr.Rochester'ın ilk eşinin öyküsünü yazma deneyimine girişmiş Jean Rhys ve ortaya feci hüzünlü bir roman çıkmış. Öyle ki bu hüzün zaman zaman fazla keskin bir hal alıyor.

Jean Rhys, Antoinette Mason'ın adalarda başlayan öyküsünü, en başından sert ve adaletsizliklerle dolu bir çevre betimlemesiyle okuru sarsıyor. Giderek deliren annesiyle ırkçılıkla çalkalanan bir ortamda geçiriyor çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını Antoinette. Bir yangın sonrası yaşamı olumsuz anlamda değişiyor. Sonra Rochester giriyor devreye fakat Jean Rhys, Rochester ismini kullanmıyor. Gerek de yok zaten. Romanın en iy iyanlarından biri, bazı bölümlerin Rochester'ın bakış açısıyla yazılmış olması. Antoinette'le oldu bittiye getirilen bir evlilik ve etraftaki "deli kadının deli kızıyla" evlendiği için hayatının mahvolduğuna dair dedikoduların da etkisiyle, karısını yalnız bırakıyor Rochester. Antoinette'in giderek hüzünleşen öyküsünde suçu yalnızca Rochester'a atmıyor Jean Rhys. Rochester da bu ataerkil düzenin bir kurbanı ancak kimi zaman en büyük kötülük kayıtsızlıktan gelir. Aslında gayet aklı başında ve zeki bir kadın olan Antoinette'i ataerkillik ve önyargılarla birlikte, bu adamın kayıtsızlığı delirtir. Sonuçta Rochester hiçbir zaman bir Mr.Darcy gibi etkilememiştir beni. Jane Eyre romanında, Jane'in bu adamdan uzak durması için sayfalarda geri geri gitme isteği duymuştum hatta. Geniş Geniş Bir Deniz'i okuduktan sonra da, Rochester'dan hala soğumayan kaç kişi kalmıştır, kalır ki? Pek de güvenilir olduğu söylenemeyecek büyücü hizmetçi kadın Christophine ile diğer hizmetçi kızlar da alabildiğine acımasızlar. Delilik kavramını da böylece sorguluyor Jean Rhys. Yapayalnız bırakıldığı için delirmekten ziyade nefret ve öfke dolu bir karanlığın içine dalıyor, bir kenara atılıyor" Antoinette.

Jean Rhys'ın anlatımı çok güçlü ve Pınar Kür çevirisi de bu etkiyi daha da artırıyor. Yine de, rahatsız edici bir melankoli söz konusu burada. Mutluyken uzak durulması gereken kitaplardan belki de melankolinin romanı Geniş Geniş Bir Deniz (Wide Sargasso Sea).

4 yorum:

pelinpembesi dedi ki...

melankolik mi dedin?? tam bana göre..

pisi dedi ki...

gerçek için zaman hep çok
geçtir(S.131) Kitapta çizilesi cümle

Vladimir dedi ki...

Bu kitap sayesinde çeviri konusunda iyice seçici olmuş, hırsımdan oturup ingilizcemi ilerletmiştim. Pınar Kür çevirileri hakikaten mükemmel.

Jean Rhss'ı da bu kitap sayesinde tanımış oldum. Çok iyi bir yazar. Az ve öz yazan, laf kalabalığı etmeyen.

Sera dedi ki...

Buket: fazlasıyla melankolik.

pisi: kitaptaki en etkileyici cümlelerden biri gerçekten.

Vladimir: Pınar Kür, Püren Özgören, Tahsin Yücel insanı daha da hırslandıran çevirmenler.