Pazar, Ocak 06, 2013

2012: Kitaplar


2012'de 86 kitap okumuşum goodreads'e göre. Kitaplar açısından güzel geçen bir yıldı zira, "okumasam da olurmuş" dediğim kitap azdı. Geçen yıl yaptığım listedeki formata göre, önce beğendiklerimden başlayarak her birini de okuduğum sıraya göre kısaca yazıp listeledim. Daha önce blogda bahsettiğim kitaplarla ilgili yazılara, kitapların adlarına tıklayarak ulaşabilirsiniz.

En Sevdiklerim:

- 5/5 -
 Patrick Rothfuss - Kral Katili Güncesi
1.Gün: Rüzgarın Adı / 2. Gün: Bilge Adamın Korkusu

Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter serilerinden sonraki favori fantastik serim oldu bile Kral Katili Güncesi. Zaten çok fazla fantastik seri ve roman okuduğum söylenemez ve bu seri de fantastik romanlardaki beklentilerimi daha da artırdı. Yerdeniz Büyücüsü'nü de kimbilir ne zaman tamamlarım. Kvothe'nin maceraları, toplamda iki bin sayfaya yakın ilk iki kitabında ilk gençlik ve üniversite yıllarını anlatıyor ve henüz "Kral Katili" olayından haberdar olmamamızın hiçbir önemi yok şu an için. Hala okumadıysanız çok şey kaçırdığınızı garanti ederim. 

Elliott Engel - Oscar Nasıl Wilde Oldu  

Ünlü yazarların kendi içlerinde birer sürükleyici roman kıvamında anlatılan yaşam öyküleri yer alıyor bu derlemede. Çok bilinenler de var, şaşırtıcı detaylar da. Dönüp dönüp okunacak kitaplardan

 Jonathan Franzen - Özgürlük 

Amerika'yı çok iyi anlamış bir yazarın, Amerika'yı çok iyi anlatan fişek gibi romanı Özgürlük.  Walter ismindeki tüm kurgu karakterlere özel ilgi göstermek gerekiyor sanırım. Walter'la hüzün, Patty'le içsel öfke, Richard'la kara komedi, Joey'le yeni muhafazakar Cumhuriyetçi Amerikan gençliğinin trajikomikliğini hissediyoruz. 2000'lerin ilk klasiklerinden olacağına bahse girerim Franzen'ın romanının. Düzeltmeler romanı da en kısa zamanda okunacak.

Salvador Plascencia - Kağıt İnsanlar

Az bulunur özgünlükte ve zenginlikte bir roman Kağıt İnsanlar. Roman sözcüğü kendisini tanımlamaya yetmeyecektir ayrıca. Kağıttan yapılmış insanlar, roman karakterlerinin mahremiyetleri için savaşıp yazarın tanrılığına isyan edişleri, her biri ayrı bir romanda öykülendirilebilecek eşsiz roman karakterleri, ince ayrıntılarla ve çeşitli edebiyat oyunlarıyla dolu bir kitap Kağıt İnsanlar. Foer'in Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın'ını, Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık'ını, Nicole Krauss'un Aşkın Tarihi'ni seven bunu da sever.

- 4/5 -


Tea Obreht - Kaplanın Karısı

Yılın ilk güzel kitabıydı. Balkanların hüzünlü yüzü Güney Amerikalı yazarları anımsatacak şekilde iç içe öyküler ve karakterlerle öykülenirken, bu gencecik yazarın yaratıcılığına gıpta etmemek zordu. Ölmez Adam, Şifacı ve Kaplanın Karısı'nı unutmak mümkün mü?


Jean Rhys - Geniş Geniş Bir Deniz

Duyguları keskin betimlemelerle yazıyor Jean Rhys. Jane Eyre'a bu farklı bakış, ataerkil düzenin boğucu etkisinin nasıl kolayca rasyonalize edildiğine ilişkin sarsıcı bir örnek.


Virginia Woolf - Dalgalar

Üslup ve şiirsel diliydi sevdiren, bir süre sonra sembolizm boğucu gelmeye başlasa da.


Arthur Conan Doyle - Kızıl Soruşturma

Dizisinden sonra dizinin verdiği etkiyle kitapta tek görebildiğim Cumberbatch ve Freeman'dı kaçınılmaz olarak.


Alice Munro - Kaçak (Runaway)

İngilizce aslından okuduğum öykülerde yeni bir favori yazarla tanışmış oldum. Her öykünün kadın karakterinin toplumla ve kendi içlerinde yaşadığı ikilemler anlatılıyor.

Jonathan Coe - Uyku Evi

Uyku hastalıklarının ekseninde kendini bulmaya çalışan karakterlerin öykülerini şahane bir kurguyla anlatyor Coe. Keşke daha çok kitabı Türkçeye çevrilse dediğim yazarlardan Jonathan Coe. Tesadüflere bu denli çok takmasa çok daha iyi bir roman olabilirmiş.

Muriel Barberry - Kirpinin Zarafeti

Michel Faber - Günahkar Kırmızı Masum Beyaz


Hella S.Haasse - Günah Şehri 

Buz ve Ateşin Şarkısı serisinde olduğu gibi, karakterlerinin bakış açısıyla anlatılan bir tarihsel roman. 1500'lerin başında İtalya'da geçen Günah Şehri, edebiyatın gizli hazinelerinden biri sayılabilir. Tarihi roman sevmeyenlerin de sevebileceği bir anlatımı, Tulia ve Christina Coronna gibi iki şahane kadın karakteri var. Helikopter Yayınları, iyi edebiyata olan bağlılığı kadar kitap kapaklarındaki minimalizmi için de takdir edilmeli.

  Jeanette Winterson - Vişnenin Cinsiyeti

Köpekli şişman bir kadın ile evlatlığı 1600'ler İngilteresi ile şimdinin İngiltere'si arasındaki zaman atlamalarıyla yoğun bir düş gücüyle örülü bir üslupla öykülenirken, Dans Eden On İki Prensesin Öyküsü'nün alternatif öyküsü kitaptaki en sevdiğim bölüme dönüşüyor. Erkekler Kullanım Kılavuzu bile var sonunda, daha ne olsun! Kitabı okumam için gönderen arkadaşa da bir kez daha teşekkürü bir borç bilirim.

Jeanette Winterson - Dizüstü

Anlatımı öyle güzel ki, diğer her şey önemsiz kalıyor.

David Sedaris - Aileni Kot ve Kadifeyle Giydir 

Yazarın çocukluğunu ve ailesiyle ilgili anılarını her bölümde çeşitli anekdotlarla, David Mitchell'ın Siyah Kuğu romanını anımsatacak şekilde her bölümde yaşamının farklı bir kesitini, Mitchell'ın Siyah Kuğu'sundaki kadar eğlenceli ve muhteşem bir şekilde anlatmasa da samimi bir dille anlatıyor.

Joseph Conrad - Altı Öykü

Conrad okurken dikkatiniz bir anlığına başka bir yöne kayarsa işiniz zor. Gaspar Ruiz, Düello ve Il Conde favorilerim. Açıklayamadığım bir şekilde büyüleyici.


George R.R.Martin - Taht Oyunları / Kralların Çarpışması / Kılıçların Fırtınası

Benim için bir kitabın her zaman sinema ve dizi uyarlamalarından önce geldiğini acaba tekrarlamama gerek var mı? Buz ve Ateşin Şarkısı Serisi'nin ilk 3 kitabını okuyunca da bu fikrim değişmedi fakat bu durum, diziden alınan keyif katsayısını düşürebiliyor. Hakkı teslim edilmeyerek yüzeysel bir şekilde geçiştirilen noktaları görme oranınız artıyor önce kitabı okuyup ardından diziyi izleyince. Bu vesileyle, serinin devamını okumayıp gerisini diziden takip etmek daha uygun bir seçim olabilir. Zira dizinin özellikle 2. kitabın izdüşümü olan 2.sezonunun, çoğunluğun aksiyon beklentisine benzer şekilde değil, romanın tadını dizide bir türlü alamamam yüzünden daha az sevmem kaçınılmazdı. Seriyi yalnızca diziyle takip edenler, neden Sansa ve Jaime ile empati kurabildiğimizi anlayamayacaklar örneğin. Üçüncü kitata Jaime'nin de bölümlerinin eklenmesi isabetliydi. Arya ve Tyrion'un bölümleri ise hep en sevdiklerim olacaktır. Üç kitabın benim için sıralaması:

Kılıçların Fırtınası > Taht Oyunları >  Kralların Çarpışması

 Hakan Bıçakçı - Apartman Boşluğu

Apartman Boşluğu'nda, modern hayatın nasıl bir dipsiz kuyuya dönüştüğünü vurguluyor Hakan Bıçakçı tekinsiz anlatımıyla.

Hüseyin Kıyar - Hisardan Ahmet

Anlatıcının babası Ahmet'in saflıkla kurnazlık arasında gidip gelen enteresan kişiliğinin yansıması var her bölümdeki öykülerde.
 Carlos Ruiz Zafon - Meleğin Oyunu

Çok sevilen Rüzgarın Gölgesi denli özgün bir kurgusu yok belki ve romandaki bazı olaylar da önceden kestirilebiliyor. Bir nevi Dr.Faust. Buna rağmen, yılın güzel romanlarındandı benim için. Zafon'un tekinsiz atmosferli, gizemli ve hüzünlü romanları, bir kitabın okuru alıp başka bir dünyaya götürme kapasitesinin yüksek olduğu romanlar. Diğer romanları da çevrilsin, basılsın.

  Roberto Bolano - 2666

Başlangıç ve bitiş öyküleri, okuduğum en iyi edebiyat yapıtları arasına girdi bile. Eleştirmenler ve Archimboldi bölümlerinin yanında, Vahşi Hafiyeler'de olduğu gibi, her öyküde diğer öykülere yaptığı göndermelerle baş döndürücü bir okuma deneyimi sunuyor Bolano. Bazılarının aklında yalnızca cesetler kataloğu olan bölümün kalmış olması mı daha üzücü, yoksa adı geçen 4. bölüme ilişkin yazarın aşırılığı ve çılgınlığından şikayetçi olanların adeta linç edilmeye çalışılması mı karar vermek güç.

Herta Müller - Yürekteki Hayvan

Jose Saramago - Kopyalanmış Adam

Benzeriyle de değil, kendisinin adeta bir klonuyla karşılaşan bir adamın trajikomik öyküsünün tam Saramago'luk olduğu kesin.

Tim O'Brien - Taşıdıkları Şeyler

 John Cheever - Yüzücü ve Toplu Öyküler 1 (Everest Yayınları)

Ruhsal kaçış ile Yüzücü, kardeşlerin arasındaki mesafeyi anlatan Güle Güle Kardeşim, radyoda kendi yansımalarıyla karşılaşan burjuva ailenin öyküsü Dev Radyo, kaybolan kızın öyküsü Sutton Meydanı, bir ayrılığın getirdikleriyle Merhem ve Cheever'ın enteresan derlemesi Öykülere Asla Girmeyecek Kişiler ve diğer harika öyküler.

Carlos Ruiz Zafon - Sisler Prensi
 Truman Capote - Soğukkanlılıkla

Gerçek bir cinayet hikayesi sağlam bir edebi esere dönüşmüş Capote'nin etkili anlatımıyla. Katilleri de anlatıcı olarak romana dahil etmesiyle, sonrasında gelen birçok romanı etkilediği kesin.

 Lauren Oliver - Before I Fall

'Türkçe'ye çevrilse de, bizim gençler de okusa keşke bu sürükleyici ve duygusal ilk gençlik romanını' dediğim kitap. Before I Fall'u Groundhog Day ile Gossip Girl'ü buluşturan roman olarak tanımlasak yeridir. Mean Girls grubundan liseli bir kızın hayatının son gününü tekrar tekrar yaşamasını ve çevresindekileri farklı bir bakış açısıyla görmeye başlayıp kendini sorgulamasını anlatan roman, vampirlerin istila ettiği yeniyetme kitap raflarının asıl sahibi olması gereken ilk gençlik romanlarından biri.


Nick Hornby - Bir Erkek Hakkında 

David Nicholls - Bir Gün

İngilizce aslından okuduğum romanlardan biri Bir Gün. Romandan bihaber olup sırf dandik romantik komedi sularında seyreden filmini izlediyseniz (filmde Emma'nın yasak ilişkisine yer verilmemesi, Emma'yı hanım hanımcık, biraz sakar bir nerd olarak gösterme çabalarıyla romana yazık etmişler örneğin), iki genç insanın kendilerine bir yaşam kurma çabalarını ve yirmi yıllık öykülerini paralel kurguyla anlatan ve iyi yazılmış bu romana önyargıyla yaklaşmayı bırakmanızı öneririm. Entelektüel Emma ile aklı bir karış havada Dexter'ın öyküsü, ayrı ayrı okunduğunda bile çoğumuzun kendinden bir şeyler bulabileceği detaylar içeriyor. Üstelik işin romans kısmı romanın ana ekseninde değil kesinlikle. Gerçekçi bir romans arıyorsanız,doğru yere geldiniz de diyebiliriz.

Jennifer Egan - İt Kopuk Sürüsü


Ursula Le Guin - Yerdeniz Büyücüsü

Nihayet Ursula Hanım'ın serisine başlayabildim. Tabii devamını ne zaman, nasıl, nereden ele geçirip okurum bilemiyorum şu aşamada.
Ursula Le Guin - Yaban Kızlar

Ursula Le Guin'in kurduğu dünyalar, dünyayı sığdırdığı bu küçücük hüzünlü öykü gibi sarsıyor insanı. Yazarın röportajı, bir makalesi ve şiirleri de yer alıyor kitapta.


Italo Svevo - Senilita (Yaşlılık)

Gençlik hatalar yapmaya mahkum mudur? İlk kez Svevo okudum ve yer yer Ezilenler'i okuyor gibi hissettim o denli etkileyici bulmasam da Senilita'yı.


Graham Greene - Meselenin Kalbi 

Sıkıcı hayatını, ahlakı ve dürüstlüğü sorgulayan orta yaşlı bir adamın öyküsü aracılığıyla Graham Greene'le ilk tanışmamı gerçekleştirmiş oldum. Devamını getirecek kadar sevdim Greene'i.

Le Clezio - Göçmen Yıldız
 Patrick deWitt - Sisters Kardeşler

Son okuduklarımdan en keyifli romanlar arasında başı çekebilir Sisters Kardeşler. İroni ve hüzün dolu bir western. Booker ödülleri bu işi biliyor.

Hillary Jordan - Uyandığında


Flannery O'Connor - Bilge Kan

Kendine yeni bir din uyduran adamın trajikomik öyküsü, Flannery O'Connor hinliğinde ve tekinsizliğinde ilerleyip sona eriyor. Öykülerini tercih ederim sevgili Flannery.


China Mieville - Şehir ve Şehir

Distopyalara benzeyen, iç içe geçmiş iki şehirde geçen farklı bir polisiye-gerilim. Mieville, bölünmüş şehirlerin trajikomikliğini kendi tarzıyla eleştiriyor. Komplo teorilerini gereksiz yere öne çıkarmaması da artılarından.


Tim Parks - Kader

Bilinç akışını Virginia Woolf'tan bu yana bu denli sevmemiştim. Üstelik, Tim Parks'ın üslubu ve tavrı zehir zemberek. Oğlunun ölümüyle hayatını, evliliğini ve işini sorgulayan bir adamın içsel cehennemi, belki de bilinç akışıyla yazılmış bir romandan beklenmeyecek kadar sürükleyici bir okuma vaat ediyor. Kitaptan seçtiğim alıntıları yazmıştım buraya.


Barış Bıçakçı - Veciz Sözler

Uzun zamandır kendimle bu kadar özdeşleştirdiğim karakterlere rastlamamıştım. İçsel romanlar daha çok yazılsa keşke. Teşekkürler Barış Bıçakçı.

Heinrich Böll - Fotoğrafta Kadın da Vardı


Jedediah Berry - Hafiyenin El Kitabı

Düş dedektifleri, gizemli panayır, insanların düşlerine giren suçlular mı dediniz? Hemen geldim.


Magda Szabo - Katalin Sokağı

"Savaşın dağıttığı hayatlar" kategorisinden bir roman. Katalin Sokağı'nda çocukluklarını ve ilk gençliklerini geçirip, hayatları boyunca bu sokakta birbirleriyle yaşadıklarının etkisinden kurtulamayan karakterleri, Szabo yine usta diliyle kaleme alıyor. Dostluk ve aşk kavramlarını sorgulayan romanlardan.
 Jorge Luis Borges - Ficciones

Düşsel evrenler, sonsuza uzanan kitaplıklar, kayıp yazarların peşindeki dedektifler, paralel dünyalar ve Borges'in kitap sevgisi. Bir kere okumak yetmez kesinlikle Ficciones'teki öyküleri. 

 Diğerleri:


Ivan Gonçarov - Oblomov

Yalnızca tembellik üzerine düşündürmekten öte yaşamı da sorgulayan bir Rus romanı. En sevdiğim Rus romanlarından biri diyemesem de, en unutulmazlarından olduğu bir gerçek.

Paul Auster - Karanlıktaki Adam

İki yılda bir kitap çıkarmak zorunda değilsiniz Bay Auster. Zorlama kurgular ve finaller sırf artık. En son Görünmeyen'i sevmiştim.

Jorge Luis Borges - Kum Kitabı

Anlatıcının kendi yansımasıyla karşılaştığı öykü, İskenderiye Kütüphanesinin yakılışı ve sonsuz sayfalardan oluşan Kum Kitabı favori öykülerim oldu.

Michael Cunningham - Gece İnerken

Michael Cunningham deyince çoğunluğun aklına, sinemaya da uyarlanan Saatler romanı gelir. Benim aklıma ise, okuduğum en güzel romanlardan biri olan Dünyanın Sonundaki Ev geliyor. Gece İnerken'i adını andığım diğer iki romanı kadar kabullenemedim. Burjuva bir adamın kendini sorgulayış öyküsü okunacaksa, Tirza daha iyi bir seçim olacaktır.

Alper Canıgüz - Oğullar ve Rencide Ruhlar

Sıradışı ve zeki çocuğun eğlenceli maceraları, ülkemize özgü garipliklerle saçmalıkları da eleştirmesine vesile olmuş yazarın. Roman cinayet soruşturmasına yönelince ilgimi bir parça yitirdim gerçi.


Alain Fournier - Adsız Ülke (Koca Meulnes)

Gizli bahçe gibi saklı bir cenneti keşfediyor romanın karakterleri fakat adı gibi güzel bulduğumu söyleyemem romanı. Gidip Gizli Bahçe yeniden okunsa daha iyi olur sanki.

Jerzy Andrejewski - Kül ve Elmas

2. Dünya Savaşı sonrası Polonya atmosferini etkili bir şekilde yansıtıyor Andrejewski. Karakterler ve roman örgüsü açısından ise beklediğimi bulabildiğimi söyleyemem.

Iris Murdoch - Ağ

Etrafımızdakileri kendi aklımızdaki dünyaya göre şekillendirip algılamamıza ilişkin düşündürücü bir roman. Iris Murdoch deyince, Kara Prens ve Melekler Zamanı'nı sayarım favorilerim arasında. Ağ, bu iki favorimin arasına giremedi.

Jean Rhys - Günaydın Geceyarısı

Ciddi hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu Günaydın Geceyarısı. Toplumun beklentileriyle kendi hayalleri arasında sıkışan kadının öyküsünün boğucu etkiler yaratması elbette kaçınılmazdı ama bu denli kopuk hissetmeyi de beklemiyordum.

   
Alexander McCall Smith - İskoçya Sokağı 44 Numara

Alexander McCall Smith daha çok, eğlenceli ve renkli karakterleriyle okuma tarihimde yer eden bir isim oldu. Bu romanının, yazarı tanımak için iyi bir başlangıç olup olmadığı tartışılır.  Bertie'nin Dünyası'yla mı olmalıydı acaba başlangıcım?

Erin Morgenstern - Gece Sirki

Fantastik bir gece sirkindeki düşsel atmosferler zaman zaman boğucu bir hale gelebiliyor. Enteresan karakterleriyle de beğenimi kazandı Gece Sirki.


Sandra Cisneros - Mango Sokağındaki Ev

Yazarın Mango Sokağı'nda geçen çocukluğundan enstantaneler, öykülerden çok bir anı kitabı hissi veriyor.

Muriel Barberry - Gurmenin Son Yemeği

Saul Bellow - Günü Yaşamak

Hiçbir baltaya sap olamayan - veya o şekilde etiketlenen de diyebiliriz- bir adamın, babasıyla hesaplaşması. 

Martin Amis - Londra'da Bir Park

Çok umut verici başlayan, yer yer zekice ve yeniliklerle dolu detaylar barındıran bir roman. Yazarın karakterlerine müdahale edişi, anlatıyı yarıda kesip kendi kendine konuşması gibi eğlenceli hinliklerle dolu bölümleri var. Dünyanın en itici karakterlerine yer vermesi ve bu karakterlerin sürekli zırvalaması kuru gürültüye dönüşüyor sonunda ve umduğumu bulamadığım romanlar arasına giriyor Londra'a Bir Park.

Markus Zusak - Hiç Kimse Sıradan Değildir (I Am The Messenger)

Kitap Hırsızı'nı Türkiye'de ilk okuyup sevenlerden biri olarak, Zusak'ın yeni kitabının da, Kitap Hırsızı kadar şahane olmasını bekleme hatasına düşmedim elbette ama bu denli mesaj kaygılı ve Paulo Coelhovari bir roman da beklediğim en son şeydi.

Barış Bıçakçı - Herkes Herkesle Dostmuş Gibi 

İç içe öyküler, Ayfer Tunç'un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'ni anımsatsa da, insan öyküler ve karakterler arasında daha fazla bağlantı bekliyor.


Janet Frame - Bir Başka Yaza Doğru

Frame, içsel ve şiirsel üslubu, yalnızlığı yücelten bir tavrı ve bunu yaparken çelişkilerini de dile getirmesiyle takdir edilesi bir yanı olan bir yazar. Jane Campion'ın An Angel At My Table adlı Janet Frame biyografisinin vaat ettiklerini veremedi bana yine de.

Margaret Atwood - Damızlık Kızın Öyküsü

Afakanlar bastıran bir kasvette yazılmış bir feminist distopya. Belki de bir kadın olarak feminist distopyalardan uzak durmalıyım akıl sağlığımı yitirmemek için. Kör Suikasçı veya Antilop ve Flurya'yı yeniden okumak daha isabetli olurdu gibi.


Muriel Spark- Bayan Jean Brodie'nin Baharı

İdolleştirilen öğretmenin gerçek yüzünü yavaş yavaş keşfeden öğrencilerin her biri can sıkıcı bir geleceğe doğru yelken açarlar. Yalnızca kurgusunu sevdiğim bir kitap oldu Bayan Jean Brodie'nin Baharı. Karakterlerine fazla mesafeli sanki Muriel Spark.

John Fowles - Daniel Martin

Fowles deyince akan sular duruyordu ve Daniel Martin'i okumak yine de kastırıyordu Fowles seven okuru. Iris Murdoch romanlarındaki karakterleri anımsatıyor Fowles'ın bu romanı. Yazarın, "içsel olarak otobiyografik" olduğunu söylediği Daniel Martin, gereksiz uzun bir psikolojik savaştı benim için.

7 yorum:

October Swimmer dedi ki...

biraz pahalı olsa da yerdeniz'in bütün serilerini tek cilde toplamışlar, otostopçunun galaksi rehberi beşibiryerdesi gibi. Evet.

mec.si dedi ki...

Öncelikle ne de bereketli bir yıl olmuş ne güzel.. Nice keyifli okumalı senelerin olsun diyerek devam edeyim. Kağıt insanlar, Kral Katil Güncesi, Sisters Kardeşler, Hafiyenin EL kitabı bu dörtlüyü daha yeni sipariş etmiştim. Sisters Kardeşleri yayımlayan Domingo yayınevinin kitaplarının hepsini merak ettim açıkçası, bir incelemeyle. Hakkında senden de yorum almak valla iyi oldu. Birçoğunu da not aldım.
Buz ve ateşin şarkısı serisini hala okuyan biri olarak söyleyebilirim ki mantıklı bir iş yapmışın. Son kitabı yeni bitirdim sayılır. Birkaç karaktere daha özel bölüm vermişler ve birkaç karakter daha eklenmiş onun dışında her şey aynen devam.. İlk kitapla tanıştığım için kitaptan kopamıyorum ben. Diziyi o yüzden biraz ikinci plana attım sayılır.
Ellerine sağlık, çok keyifli ve yararlı bir yazı olmuş. Uzunca bir yorum oldu sanırım :)

subirikintisi dedi ki...

Kral Katili Güncesi en merak ettiğim seriydi ama bir türlü nasip olmadı başlamak. Sanırım o son çok şey kaçırıyorsunuz cümlesinden sonra koşarak gidip olmak nasip oldu. Çok güzel ve doyurucu bir yazı olmuş ellerine sağlık. :)

Adsız dedi ki...

İşte beklenen liste, verimli bir yıl olmuş, tebrikler. 2013 daha verimli olsun inşallah.

Euphoric dedi ki...

yılın merakla beklediğim listesiydi
teşekkürler :)

Adsız dedi ki...

Okuduklarınızı paylaşır mısınız? Uzun zamandır yoksunuz, umarım bir an önce dönersiniz blogunuza :)

Sera dedi ki...

Yazasım gelmedi uzun süredir ama bir ara yazacağım. Teşekkür ederim :)