Benim için hem çok farklı, hem güzel, hem de aşırı derecede yorucu bir yolculuktu.
Zamanın büyük bir kısmı yolda geçiyordu ve hergün 6-6 buçuk gibi kalkmak zorundaydık.
Yediğim yemekler de benim gibi mide hastası birisi için uygun değildi.
Ama bunların dışında güzel vakit geçirdim ve fotoğraf makinem en iyi arkadaşımdı.
Azar azar anlatayım.
1.gün

İlk gün Safranbolu'da geçirdik vaktin çoğunu. hava felaket sıcaktı. Dokusu bozulmamış bir yer görmek güzeldi. Müze haline getirilmiş evlerin içine girince içerisinin ne kadar serin olduğunu gördük ve şaşırdık. Eskiden daha mantıklı ve kullanışlı evler yapılıyormuş gerçekten de. Şimdiyse beton yığınlarıyla dolu her yer -ki deprem açısından son derece sakıncalı- ve görüntü kirliliğinden başka birşey değil.
Evlerin içindeki yaşam ise haremlik selamlık şeklinde ayrılmıştı ve konak şeklindeydi. İnsan ilişkilerinde çok şükür o kadar da derin uçurumlar yok günümüzde.
Bunların dışında Safranbolu'daki daracık ve şirin sokaklar da güzeldi.
İlk gün Ilgaz Yaylalarındaki kaldığımız otelin bungalovlarının Safranbolu evleri şeklinde olması harikaydı. Rengarenk boyanmıştı evler resimdeki gibi ve çok hoş bir yerdi.
2.gün
Ertesi gün maalesef erkenden kalktık ve ilk olarak Kastamonu'ya gittik. Kastamonu beklediğim kadar güzel çıkmadı. Daha şirin ve bakımlı bir yer bekliyordum. Eskiden Kastamonu da Safranbolu gibiymiş ve evlerin çoğu o şekildeymiş. Ama şu an o evlerden eser kalmamış şehirde.
Kastamonu'da fazla oyalanmadan Sinop'a geçtik. En uçta olduğu için merak ettiğim yerlerden biriydi. İlk önce fiyorda gittik. Türkiye'nin tek fiyordunun kıyılarının daha temiz olmasını beklerdim ama fiyorda giden yol çöplerle doluydu. Şehir ise beklediğimden daha sakindi. Çok enteresandı. Şöyle düşünün; ortada kara parçası, apartmanlar falan, kara parçasının iki tarafında da deniz var ve bu şekilde deniz kenarına kadar devam ediyor. Ancak Sinop'ta çok az mola verebildik ve pek boş vakit vermediler. Öğle yemeğinde balık yeme zorunluluğu getirilmesi ve üstelik fiyatların da pahalı olması gezinin eksilerindendi. Yemek yer yemez Sinop Cezaevini görmek için deniz kenarından ayrıldık ama aklım oradaki deniz kenarında kaldı. Oralarda daha fazla yürüyebilmek isterdim.
Sinop Cezaevi ürkütücü bir yerdi. Müze haline getirilmiş binaları pek fazla gezemedim çünkü içerisi insanın kanını donduruyor. Hele zindanlardan bahsetmek bile istemem. Hele kadın cezaevi bölümünü görünce insanlıktan nasibimizi almadığımızı bir daha gördüm. Zindanlardan pek bi farkı yoktu kadınlar bölümünün. Çok üzücü birşey bu. Bahçe duvarları da insanın üstüne üstüne geliyordu ve bazı yerlerde yollar çok dar yapılmıştı. Yine de insanların içeri girerken "Allah kurtarsın" esprisi yapmasını engelleyemedi bu durum.
Şimdilik bu kadar gezi anısı yeter.
Devam edecek...
9 yorum:
Otele bayıldım, ne canlı renkler öyle.
Devamını merakla bekliyoruz :))
(ilk okuduğumda yanlış anlamışım, anlamsız olacağı için silmek zorunda kaldım yorumumu, üzgünüm :( ... )
Karadeniz'i hep görmek isterim ama malesef hiç mümkün olmadı. devamını okumak için mutlaka geleceğim bu siteye. bekliyorum:)
ozias: ne yazmıştın merak ettim :)))
elsa: takip ettiğin için teşekkürler. ben de seninkine bakacağım :)
Yaa o evleri Safranbolu evleri sandım, sonra farkedince, anlamsız olacağı için sildim :))
anladım. gerçekten de kopyası gibiydi. güzeldi.
gerçekten konakladığınız yer çok güzel gözüküyor dışardan,içerisi nasıl bilemiyorum ama dıştan görünüş çok güzel.safranbolu evlerinin hep yakından görmek istemişimdir eski yapılar herzaman ilgimi çekmiştir.
evet mutlaka gitmelisin.
inşallah çok isterim özelliklede karedenizi gezmek hep hayallerim arasında mevcut yerini en sağlam tarafından koruyor ilk fırsatta gidecem nasipse:)
inşallah gidersin ;)
Yorum Gönder