Cuma, Ağustos 18, 2006

tatil 2

Tatil yazısına devam...
Yolculuğun ikinci gecesi Fatsa'da kaldık. Ünye ile Fatsa'nın güzel olduğunu duymuştum zaten. İkisi de gerçekten inci gibi çok hoş ilçeler. Birçok ilden daha çok gelişmişler ayrıca.
Fatsa'dan üçüncü gün ayrılıp Ordu'ya ve fotoğraftaki Giresun'a gittik. Ordu'da tepelere çıkarken Karadeniz evlerinin dağınıklığını görmüş olduk. Eskiden deniz kenarlarının sivrisinek kaynadığını, bu yüzden de deniz kenarındaki evlerin Ordu'da çok ucuza satıldığını, çoğu insanın daha gerilere ve dağlara ev yapmayı tercih ettiğini öğrendik. Karadenizle ilgili dikkatimi çeken şey, evlerin dağınıklığının şehirdeki yapılara da yansıdığı oldu. Ancak bu durum Ordu ve Giresun için söylenemez. Son derece düzenli, temiz ve modern şehirler. Beklediğimden daha iyi çıktıklarını bile söyleyebilirim. Ancak bilinen Karadeniz evlerini ancak yaylalarda ve şehirlere uzak bölgelerde görebileceğinizi de belirteyim.
Giresun kalesinde biraz vakit geçirip ayrılmak zorunda kaldık. Aslında oralarda daha çok vakit geçirebilmek isterdim. Şehirlerin içinden öylesine geçip gittik. Ama başka türlü de bu kadar çok yer görme imkanı olmayabilirdi kısa zamanda.
Trabzon'a geçtiğimizde hayal kırıklığına uğradım. Daha gelişmiş ve güzel bir şehir olduğunu sanıyordum. Ama şehirleşmeden anlaşılan her yeri apartmanlarla doldurmakmış gördüğüm kadarıyla. Ki apartmanların çoğu sıvanmamış halde duruyordu. Trabzon'da bizi gezdirdikleri yerler Ayasofya Kilisesiyle Atatürk Köşkü'ydü.
Photobucket - Video and Image Hosting Ayasofya Kilisesi o kadar heyecanlandırmadı beni. Zaten aklım Atatürk Köşkündeydi. Asıl merak ettiğim orasıydı.
Photobucket - Video and Image Hosting İçerideki eşyalar Ata'nın kendi eşyalarıydı. İçeride fotoğraf çekmek yasaktı maalesef. Yasak olmasaydı Ata'nın kendi eliyle kullandığı daktiloyla mutfaktaki seramik şömineyi burada gösterebilmeyi isterdim. En çok ikisi dikkatimi çekti.
Trabzon'dan sonra alelacele Rize'den geçtik. Rize Trabzon kadar kötü gelmedi ama çok iyi bulup beğendiğimi de söyleyemiyeceğim. Bir günde iki ilçe ve 4 şehir görmek az buz birşey değildi. Bunların üstüne Fırtına Vadisinden geçip Ayder Yaylasının zorlu yolundan geçerek otele varmaya çalışmak hem sinirlerimizi yıprattı hem felaket yordu. Sonuç olarak da Ayder yaylasındaki otelde gece midem iflas etti. Ertesi günkü Artvin gezisine gidemedim. Akşam turdakiler döndüğünde iyi ki gelmemişsin dediler. Sınır kapısına kadar gitmişler o gün ama pek memnun kalmamışlar geziden. Geldiklerinde annemle kardeşimin halini de görünce gitmediğime bir daha şükrettim.
Neyse devam edecek yine...
Az kaldı biraz daha sabredin :p

7 yorum:

Adsız dedi ki...

ne kadar guzel fotograflar !!daldim gittim

Sera dedi ki...

sağol canım. daha kaliteli bir makinem olsaydı daha güzel fotoğraflar çıkarabilirdim :/

Mavi. dedi ki...

evet iyi ki gelmemiştin o gün.
Boş bi gündü zaten
tatil boyunca en boş gündü ama ben sınırı da çook merak ediyordum merakımı gidermiş oldm en azından :p

Sera dedi ki...

peace: beğenilerin ve temennilerin için teşekkürler canım :)

grizabella: o gün gelsem hastalığım geçmezdi. gelmediğim için pişman değilim. öpücükler :*

Ozias dedi ki...

Fotolar gerçekten çok hoş olmuş, Atatürk Köşkü'ne de bayıldım, babam anlatmıştı ama ben gidemedim hala :(
Eline sağlık...

Sera dedi ki...

ozias: inşallah sen de gidersin bir gün :)

bluerose dedi ki...

fotograflar harika yorumlarda çok güzel bilgilenmek açısından bayağı yararlı oldu bana hep merak ettiğim yerlerdir anlattığın yerler görüp gezmek istediğim yerler göremesemde anlatılanlarını okuyup hayal etmekte güzel oluyor teşekkürler ellerine ve deklanşöre basan parmağına sağlık.