Çarşamba, Nisan 04, 2007

Alacakaranlık Samurayı/Tasegore Seibei: Bildiğiniz samuray filmlerinden değildir

Eminim bilen biliyordur, izleyen izlemiştir ama filmin sadeliğini, mütevaziliğini ve yine de etkileyici ve derin olabilmesini sevdiğim için blogumda yer almasını istedim.
Bildiğiniz o kanlı, gürültülü patırtılı, şaşaalı ve kahraman imgeli samuray filmlerine hiç benzemiyor. Filmdeki samuray hasta annesine ve iki kızına bakmak zorunda olan normal bir insan. Evini geçindirebilmek ve karısının cenazesini layıkıyla gerçekleştirebilmek için kılıcını satan samurayın, kılıç objesine yüklenen "samuray benliğini ve saygınlığını" da sattığını, filmin en önemli dövüş sahnesinde öğreniyoruz.
"Sıradan insan samuray" fikrine pek alışkın olmayan bu sinematik bünye, samurayın kızlarına olan yaklaşımını da sevmiştir. Akrabalarından birinin, "kitap okuyan kıza görücü gelmez" demesine ve aşağılamalarına rağmen, kızlarına kitap okutur, düşünce gücüne sahip olabilmelerini ister.
Filmde ayrıca, çocukluk aşkıyla olan karşılaşmasını da izleriz Alacakaranlık Samurayının. Aralarındaki ilişki, birbirlerine karşı tavırları, karşılık beklemezlikleri ve umutsuzlukları bizi melankoliye sürükler ve hem cinsellikten uzak bir tavır takınıp hem de tutkularının derinliğini gösterebilen Uzakdoğu insanlarına bir kez daha saygı duyarız. Son Samuray'dan sonra samurayların iç burkan öyküsüne bir kez daha üzülürüz.

4 yorum:

Ludmilla dedi ki...

Son Samuray'ı izlemiştim, sevmiştim de çok da üzülmüştüm. Bu filmi hiç duymadım ama buluram izlemeye çalışcam gerçi çok üzülmek istemiyorum ama :)

Sera dedi ki...

bunda da üzülebilirsin ama izle blursan :)

Ludmilla dedi ki...

Güzel filmdi sevdim ben :) Teşekkürler öneri için

Sera dedi ki...

seveceğini biliyordum :)