Salı, Nisan 10, 2007

kim demiş para mutluluk getirmez diye


Asıl adı
"Mutluluğun Peşinde" şeklinde tercüme edilebilecek "Pursuit of Happyness", Türkiye'de gösterime giren adı "Umudunu Kaybetme" ismiyle de içeriksel anlamda uyumluydu.
Will Smith'in canlandırdığı borsacı adayının, mutluluğu parayla özdeşleştirdiğini görüyoruz ve bu düşüncesine katılmamak da elde değil kanımca. Paran varsa, filmdeki zengin yatırımcılar gibi futbol maçını gevşeye gevşeye izlersin, midene oturmuşluk duygusuyla değil. Paran varsa çocuğuna doğum günü hediyesi alırsın ve hem çocuğunu mutlu edersin hem de kendin mutlu olursun. Paran varsa, para kazanmak uğruna benliğini arka plana atmana ve koşturup durmana gerek kalmaz. Tabii ki, filmdeki borsacı adayının mutluluğu Ferrari gibi burjuvazi imgeleriyle özdeşleştirdiğini de görürüz, ancak azıcık para biriktirdiğini sandığı bir anda vergilere yenik düşmesi ve çocuğuyla sokakta kalması sebebiyle onu çok fazla suçlamayın ve üstüne gitmeyin. Üstüne üstlük, para almadan yaptığı stajyerlikle, aynı anda hem ders çalışması ve bütün gün borsa şirketine bedava kölelik yapması "Umudunu Kaybetme" başlığının cuk oturmuşluğunu da gözümüze sokuyor. Şu Amerikalılar gerçekten çok uyanık insanlar. Onlarca insanı bünyende "stajyer" masalıyla haftalarca çalıştırıyorsun. Sonra aralarından sadece 1 kişi alınacağını duyuruyorsun. Bütün bu süre içinde de, yine onlarca yatırımcıyı, stajyerlere bir gram para ödemeden ve yine de stajyerler aracılığıyla bünyene katıp yüzbinlerce dolar kazanıyorsun. Fırsatlar ülkesi mi dediniz? Benim tek gördüğüm son raddeye kadar süregiden bir sömürü. Özellikle evsizler sırasının yanından kahkahalar atarak geçen üstü açık arabalı tikilerin olduğu sahne, İsrail'de çekilip ödül alan meşhur fotoğrafı andırıyordu (Fotoğrafta yine lüks bir arabanın içindeki tikilerin arka planında, bombalanmış binalar ve sefalet içindeki çocuklar vardı; bulabilseydim buraya da eklerdim).
Will Smith'in canlandırdığı karakterin, sonunda alınıp alınmayacağı şaibeli ve eziyetli stajyerliği, kendi tez sürecimi hatırlattı. Filmin sonunda, brokerlığa kabul edildiğini öğrenen Will Smith'in gözyaşları içime oturdu ve bir baktım ki, onca gözyaşı döktürücü, duygusallık zerk edici filmde ağlamayan ben hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. Yine Will Smith'in çocuğuyla zaman makinesi-dinozorlar benzetmesini yaptıktan sonraki mağara benzetmesinin akabinde tuvalette uyumaları ve orada gözyaşlarına boğulması da etkileyiciydi.
Filmde sıkıldığım yerler de oldu. Karakterin sürekli bir koşuşturma halinde olması bir süre sonra sıkıyor insanı. Pişmiş tavuk hikayesi de öyle keza.
Bir de, Jaden Smith büyüyünce babasını geçebilir. İçinde var gibi görünüyor oyunculuk. Sinemada da süper bir ikili olmuşlar baba-oğul.
Sonuç olarak, bu bir masal değildir, son derece gerçekçidir deyip gevezeliği bırakıyorum (ama içimde kalırdı yoksa.)

2 yorum:

mayksisman dedi ki...

açıkçası yalan sölemicem;
konunun the pursuti of happyness olduğunu anlayınca direk okumaktan vazgeçtim, filmi ilzyeince yorumumu yapıcam ama Purplehaze^kod adlı arkadaşım tarafından edindiğim bilgiye göre will smith ve oğlu süpermiş bu filmde.

farelzan dedi ki...

merhaba sera,

bu haftalarda izlemeyi dusundugum bir filmdi bu. filmde olanlar zaten gercekten uyarlama. will smith'in canlandirdigi karakter burda epey televizyon kanallarinda dolasti film vizyona girdiginde.

Jaden'in oyunculugunu bilemem ama Oscar odul toreninde Little Miss Sunshine'daki kizla sahneye cikmalari, ve ordaki tavirlari cok hostu. cocuk her yerde cocuk..

muhabbetle