
The Road to Guantanamo ve Children of Men filmlerinin ortak yanının göçmenlik olduğunu fark etmemle, her iki filmi de bu hafta içinde izlemiş olmam tamamen tesadüf.The Road to Guantanamo filminde, düğün için Pakistan'a giden 3-4 gence terörist muamelesi yapılması ve Nazilerden beter işkencelere maruz kalmaları konu alınıyor. Filmin belgeselvari bir üslupla anlatılması tüm anlatılanların gerçek olduğunu daha da vurguluyor ve İngiliz yönetmen Michael Winterbottom'ı bu filmi yapma cesaretini gösterdiği için ayakta alkışlıyoruz.
Children of Men, göçmenlere vebalı gibi davranıldığı kaotik bir gelecekte geçiyor. Göçmenlerin Nazi muamelelerine maruz kaldığını görüyoruz. Alfonso Cuaron'un biçemini severim. Tempoyu hiç düşürmemiş ve şüphe atmosferi de yerli yerinde. Filmde Julianne Moore'un rolü daha fazla olsaydı, Clive Owen'ın zoraki kahramanlık psikolojisine daha fazla odaklanılsaydı ve insanlığın kurtuluşu sadece kısırlığın önlenmesi düşüncesiyle sınırlı kalmasaydı filmi daha çok severdik. Yine de tüm bunlar filmin çarpıcılığını zerre kadar azaltmıyor.
4 yorum:
Children Of Men'i izlemeyi düşünüyordum öne alayım biraz :)
=spoiler=
julianne moore'un daha ilk yarım saatte ölüceğini görünce bi ara filmi izlemesem mi ya bile demiştim; çok ani ölmüştü ve acaba nasıl gider koskoca 1 saat demiştim ama inanılmaz akıcılıkla ilerlemişti ve ben bu filmi çok beğenmiştim. dediğin kaotik atmosferi inanılmaz hoş ve gerçekçi olmuş. kesinlikle izlenilmeli.
Children of Men'i izlediğimde aklıma kitapların, sanatın ve müziğin yasaklandığı, hissetmenin ölümle cezalandırıldığı bir geleceği anlatan Christian Bale'in başrolünü oynadığı 2002 yapımı Equilibrium filmi gelmişti.. Çocukların olmadığı bir gelecek düşünmek çok ürkütücü.. Kitap okuyamayacağımı, müzik dinleyemeyeceğimi, hele hele dans edemeyeceğimi bilsem ölürüm herhalde :)
ludmilla: izle izle :)
triancula: karakter odaklı değil de başka öğelere odaklı bir filmdi.
sihirli ve bıyıklı adam: benim de aklıma Equilibrium gelmişti. Hele ben hiç yaşayamam onlar olmadan :)
Yorum Gönder